106.SAYI ÇIKTI

Allah’a İbadette Devamlılık

Belde Sultanları/ KASTAMONU

 BENLİ SULTAN HAZRETLERİ

XVI. yüzyılın büyük velilerinden, asıl adı Mehmed Muhyiddin olan Benli Sultan Hazretleri, Ilgaz dağlarının eteğindeki Ahlat (halk arasındaki adı Tekke Köyü) Köyü’ndeki muhteşem Külliye içindeki türbesinde yatmaktadır. Yanağındaki bene nispetle Benli Muhyiddin Efendi, Benli Sultan olarak tanınmıştır. Doğduğu yer olarak Merkez Ahlat köyü kabul edilmekle beraber, Tosya veya Sivas taraflarından buraya geldiği de rivayetler arasındadır. 16. asır, Kastamonu’su hakikaten mânâ sultanlarının tahtı olmuştur. Anadolu’nun dört direğinden biri olan Şaban-ı Veli hazretleri de bu benli Sultanla muasırdı ve bu iki kutup devamlı görüşürlerdi. 1500’lü yılların başında doğan Benli Sultan, zirvesinde bir nebînin de yattığı rivayetleri olan Hâcet Tepesini gören Ahlat köyünde irşada başlamıştır. Fakat ünü ve irşadı bütün Kastamonu’yu ve Anadolu’yu içine alan geniş bir mana halkasını kaplamıştır. Kanunî döneminin meşhur vaizlerinden Muharrem Efendi gibi çok erlerin mürşidi olmuştur. Halk arasında, zaviyenin inşası esnasında geyiklerin de kullanıldığına inanılır. Zaten kerametlerinden biri olarak vahşi hayvanlarla ünsiyet etmesi meşhurdur. Asasını vurarak çıkardığına inanılan Külliye içindeki “Asa Suyu” birçok hastalığa şifa olarak bilinir. Hatta köydeki şahitlerin de hatıralarından öğrenilebileceği gibi, temiz olmayan insanlar bu sudan içmek veya yıkanmak için istifade etmek istediklerinde suyun kesildiği anlatılmaktadır. Suyun bulunduğu yerde mütevazı bir hamam da mevcuttur.

 Asa Suyu yakınında ve Külliyenin aşağısında bulunan büyük bir ağacın kovuğunda uzun süre inziva halinde yaşayan Benli Sultan hazretleri. Suyu da bu esnada çıkarmış, diye bilinir. Bu ağaç yakın zamanlara kadar mevcuttu ve üzerinde ağacın zirvesine yakın bir kısma kadar da at izlerine benzer izler mevcuttu. Muhyiddin Efendi, atını bu ağaca sürmüş ve bu izler de bundan dolayı meydana gelmiştir.

Benli Sultan’nın zaviyesini bina etmekte de sıra dışı bir yol izlediği anlatılır. Sultan Hz. Hacet Tepesi’ne çıkmış ve oradan attığı büyükçe bir taşın (ki kaya da dense uygun olur) düştüğü bu yeri seçmiştir. Gerçekten, harika manzarası ve muazzam manevî havasıyla hak verdirir bir mahiyettedir burası. Muhyiddin Efendi’den Şakaik-i Nu’maniye adlı eserde şöyle bahsedilir: “Nâmus-u Ekber ve Tavûs-u Ahdar gibi mele-i A’lâda mekan bulur idi; erbâb-ı kulûb ve ashâb-ı mükâşefeden idi. Sırlara, hâfızalara ve gözlere vâkıf idi..” (Fâzıl Çiftçi-Kastamonu Tarihî Eserleri) Benli Sultan Dergâhı bugün de memleketin hemen her tarafından feyiz arayan ziyaretçilerle dolup taşmaktadır. Külliye içinde başka büyük zevat da medfundur.

 

Şeyh Şa'ban-ı Veli hazretleriyle Benli Sultan arasında geçen bir menkıbe de şöyledir. Şa'ban-ı Veli hazretleri bir gün dervişleriyle İlgaz Dağı'ndaki meşhur Benli Sultan'ı ziyarete gider. Buçuk Çayı denen yere gelince Hz. Pir attan iner, dervişlerine taş getirmelerini söyler. Bir mezar çevirip dua ederler. Sebebi sorulunca der ki: "Bu semtlerden birinde Allah dostlarından biri ahirete irtihal etti, ona işarettir. Çok üzüldü. Çok mübarek bir insandı. Vefat ettiği zaman namazını kılıp mezarına o indirse derdim, kısmet değilmiş" dedi. Benli Sultan ve Şa'ban Efendi gidip Osman Fakih'in namazını kıldılar ve definde hazır bulundular. Şa'ban-ı Veli'nin Benli Sultan'a gelirken çevirdiği mezar işte bu Osman Fakih içindi.
Necati Kertiş, çalışmasında ayrıca şunları kaydeder. “ Şakaik-i Numaniye'de bu zattan bahsedilirken ‘Namus-u Ekber ve tâvus-u ahdar gibi mele-i alada (büyük ve ileri gelen meleklerin toplandığı yer) mekan bulur idi. Erbab-ı kulub ve ashab-ı mükâşefeden idi. Sırlara, hafızalara ve gözlere vâkıf idi.’ diye öv(ül)mektedir.” Kastamonu’nun bir diğer evliyası Ballıkzade Mahir Efendi, türbeyi ziyaretleri esnasında Benli Sultan hakkında şu şiiri söyler:

 

"Bu dergâh-ı muallâ Kâbe-i erbab-ı irfandır
"Asa suyu ferevandır(fer u an) ona yok gerçi söz amma
Olanlar bende elbet mazhar-ı altaf-ı sûbhandır
" Anı icra eden bu kutb-i âlem Benli Sultandır"

 

"Bu âli zirve-i İlgaz o Sultan-ı keremkân
"Sakın etme tereddüt feyz-i imdadında ey zâir
Uluvv-i kadimi temsil eder gaye ki bir handır"
Büyük küçük âna halk-ı vilayet cümle kurbandır"