106.SAYI ÇIKTI

Allah’a İbadette Devamlılık

ÇOCUK KÖŞESİ/ Hazreti Muhammed’in Hayatı

Günahlardan Uzak

Hemen her hareketiyle yaşıtlarından ayrılan Efendiler  Efendisi,artık yirmi yaşlarına gelmiş ve her haliyle Mekkelilerin takdirini kazanmıştı.Hadiselere karşısındaki duruşu,ortaya koyduğu yorumlar ve tanınmış,Mekkeliler O’na artık Emin yada Muhammedü’l Emin demeye başlamışlardı.Yakın çevresinde de kendisi gibi temiz insanlar vardı.Ya onlarla olmayı ya da yalnız kalmayı tercih ederdi.Efendiler Efendisinden iki yaş küçük olan Hz. Ebu Bekir,O’na hem saygı duyuyor hemde O’nu kendine örnek alıyordu.Ahlak ve karakter yönüyle birbirilerine çok benzedikleri için yakın dost olmuşlardı.Beraber büyümüş olan bu iki arkadaşı,Mekkeliler artık birlikte görmeye alışmışlardı.

Bu az sayıdaki güzel ahlaklı kişilerin aksine o yıllar da Mekke de cehalet giderek büyüyordu.Hele ki yabancı ve fakirler için şehirde hiç mal ve can güvenliği kalmamıştı.Özellikle yabancı tüccarların malları zorla alınıyor ve paraları ödenmiyordu.İnsanlara açıktan haksızlık yapılan bu dönemde Yemenli bir tüccar,Mekke’ye bir deve yükü mal getirmişti.Mekke’nin liderlerinden As isimli zat da tüccardan malları satın aldı,fakat parasını ödemedi ve borcunu inkar etti.Üzüntüden perişan olan yabancı,ne yapacağını şaşırmıştı:Mekkenin söz sahibi bazı ailelerine başvurdu.Fakat bir yardım göremedi.Kimse As ile karşı karşıya gelmek istemiyordu.Çağresiz kalan tüccar Kabe’nin karşısındaki Ebu Kubeys Dağı’na çıkarak feryat etmeye başladı.

Bu haksızlık bardağı taşıran son damla olmuştu.Zavallı tüccara yardım için ilk harekete geçen,Peygamberimizin amcası Zübeyr oldu.Adamın yanına yaklaştı ve,

-Sana ne oldu,nedir bu halin,dedi.

Adam çok dertliydi.Kendisini dinleyecek birini bulunca başından geçenleri tek tek anlattı.Bunun üzerine Mekke’nin ileri gelen ailelerinin temsilcileri bir evde toplandılar.Yemekten sonra yapılan haksızlıklar konuşmaya başladılar.Sonunda şehirde yerli yabancı kimsenin haksızlığa uğramaması ve yapılan haksızlıkların engellenmesi kararlaştırıldı.Sonra da kendi aralarında,bu türlü durumlarda mazlumun hakkını zalimden alarak adaleti sağlayacaklarına dair kalıcı bir söz verdiler.İnsan haklarının hiçe sayıldığı,güçlünün haklı görülüp zayıfında sürekli horlandığı bir dönemde bu hadise çok büyük bir adımdı.Efendiler Efendisi de bu toplantıya katılanlar arasındaydı.Alınan bu karar,ilk olarak Ebu Kubeys Dağı’ndan feryat eden adamın meselesinde uygulandı.Mekke ileri gelenlerinin hepsi birden borcunu inkar eden As’ın karşısına dikilince As,mazlum tüccarın borcunu ödemek zorunda kaldı.

bu arada Mekke’de hiç beklenmeyen bir gelişme yaşanmış ve Kureyş’in içinde bulunduğu Kinane kabilesiyle Kaysoğulları arasında bir savaş patlak vermişti.Bu savaş,Araplar arasında savaşmanın ve kan dökülmesinin günah sayıldığı Muharrem ayında meydana gelmişti.Bu yüzden savaşa günah anlamında Ficar Savaşı denildi.Ficar Savaşına Peygamber Efendimiz de katılmış fakat bu savaşta kimseyi öldürmemişti.Sadece çevresine düşen okları toplayıp amcalarına vermişti.Fakat savaşta çok kişi ölmüştü.Çok çetin günlerdi.Nihayet bu anlmasız savaşın insanları yorduğu bir dönemde Kureyş arasından birisi,iki tarafı barış yapmaya davet etti.Teklif kabul görmüştü.Savaş bitince Mekke’ye ,yeniden huzur hakim olmaya başladı

Devam Edecek...

Bir Hadis Bir Hikaye

Baştaki Beyaz Nur

Enes mutfağa giderek:

-Anne hazırladığın çay tepsisini ben götürebilir miyim,diye sordu.

-Peki,ama dikkatli ol.

Enes tepsiyi güzelse tutarak odaya götürdü.

-Çatlar geldi,dedi.

Babaannesi:

-Torunumun elinden çay da ne tatlı olur,demesi Enes’i gülümsetti.

Enes çayları birer birer orada bulunan herkese ikram etti.sohbet koyulaşmıştı.O sıra da Enes’in dikkatini bit şey çekti.

-Baba,saçında bir beyaz var,dedi.

-Demek ki yaşlanıyoruz,dedi babası.

Dedesi:

-Beyaz saç müminin nurudur.Peygamber Efendimiz(s.a.v) “Saç ağarması müminin nurudur.Ağaran her kıla karşılık allah bir sevap verip bir günah indirir ve o insanı bir derece yükseltir”buyurmuş,dedi.

Babası:

-Sağ ol baba,ben bilmiyordum,iyi ki öğrettin.Yoksa Enes yaşlandım diye beyaz saçımı koparttıracaktı bana,dedi gülümseyerek.

 

FIKRA

Hocanın Ardı


Nasreddin Hocaya sormuşlar:

- Niçin insanlar sabahleyin kalkınca hep farklı yönlere dağılıyor da aynı yöne gitmiyorlar.

Hoca cevaplamış:

 - Herkes aynı yöne gidecek olsa dünyanın dengesi bozulurdu.