106.SAYI ÇIKTI

Allah’a İbadette Devamlılık

GÜNCEL SORULAR/ ALLAH YOLUNDA İNFAK

 "Ey Muhammed! Allah yolunda" sana ne infak edeceklerini soruyorlar. De ki: "İnfak ettiğiniz hayırdan; ana babaya, yakın akrabaya, yetimlere, miskinlere, yolda kalanlara verin. Hayır olarak ne yaparsanız muhakkak ki Allah onu bilir." (Bakara:215)

Ahseni takvim olarak yaratılan, meleklerin secde etmeleri ile taltif edilen, insan denen eşref-i mahlûkata Allah (cc) sayısız nimetler ihsan etmiş, arz ve sema ile tüm evren; içindeki canlı ve cansız varlıklar onun emrine müsahhar kılınmıştır.

Sayısız nimetlerle nimetlenen insanoğlu, kendisine bahşedilen bu nimetlerin ihtiyaçtan fazlasını ihtiyaç sahiplerine infak etmekle mükellef/sorumlu tutulmuştur.

“Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcamadıkça "iyi" ye eremezsiniz. Her ne harcarsanız, Allah onu hakkıyla bilir.” (Al-i İmran 92)

Cenab-ı Zülcelâl Hazretlerine karşı sorumluluğunun bilincinde olan müminlerin özelliklerinden biri de infaktır. Allah için sevilenden infak etmek günümüzde maalesef unutulan sünnetlerdendir. İnfak, Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak amacıyla insanın kendi malından harcaması, muhtaçlara aynî ve nakdî yardımda bulunması demektir.

Hepimizin bildiği gibi, insanın sahip olduğu her şeyin tek ve asıl sahibi Hazreti Allah’tır. Bu nedenle insanın emaneten sahip olduğu malını asıl sahibi olan yaratıcısının gösterdiği istikamette kullanması kulluğun bir gereğidir.

Cenab-ı Hak: “Hakiki mü’minler o kimselerdir ki, (yanlarında) Allah anıldığı vakit kalpleri ürperir, kendilerine Kur’an'ın ayetleri okunduğu zaman imanları ziyadeleşir. Ve (onlar) yalnız Rablerine dayanıp güvenirler. Onlar ki namazlarını dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimizden (ihtiyaç sahiplerine ve Allah’ın dininin hâkim olması için mücadele veren mücahitlere) harcarlar. İşte onlar gerçek müminlerdir. Onlar için Rableri katında nice dereceler, bağışlanma ve tükenmez bir rızık vardır.” buyurmuştur. Allah’a samimiyetle inanan müminlerin özellikleri sayılırken infakın zikredilmesi bu gerekliliğin bir neticesidir.

İnfak yapılırken, gösterişten uzak olarak, sadece Allah rızası için yapılmasına, infak edilen kişinin onurunu incitmemeye, yapılan hayrın insan haysiyetine yakışan kalite ve değerde olmasına, özellikle infak yapılacak ihtiyaç sahiplerinin tespitinde en layık olanın tesbitine özen gösterilmesine azamî ölçüde dikkat edilmelidir.

İnfakı Malın En İyisinden Yapmak Gerekir:

“Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve rızık olarak yerden size çıkardıklarımızdan hayra harcayın. Size verilse, gözünüzü yummadan alamayacağınız kötü malı, hayır diye vermeye kalkışmayın. Biliniz ki Allah zengindir, övgüye lâyıktır.”

Kur’an’da genellikle iyiliklerin sevabı bire on olarak gösterildiği halde, Allah yolunda yapılan infakın sevabının bire yedi yüz ve daha üstü olduğu bildirilmiştir. Bu da infakın Allah katındaki değerini gösterir.

Şüphesiz infakın birçok faydası bulunmaktadır. Bu faydaların başında, infak eden kişinin başkasına karşılıksız yardımda bulunmanın iç huzurunu yaşaması gelir. Diğer taraftan infak sayesinde kişi kibir, gurur, cimrilik ve bencillik gibi dinimizce yerilen kötü vasıflardan da kurtulur.

Toplumda fakir-zengin ayırımı yerine saygı ve sevginin, kin ve nefret yerine kardeşliğin oluşması, arzu ettiğimiz ve hedeflediğimiz bir husustur. İşte bu istek ve arzunun gerçekleşebilmesinin en büyük vasıtalarından birisi infaktır.

“Mallarını Allah yolunda infak eden, sonra da infak ettiklerinin arkasından başa kakıp incitmeyenler için Rableri katında ecir ve sevap vardır. Artık onlar için korku yoktur. Onlar üzüntü de çekmeyeceklerdir.”

Müslüman şahsiyetinin tekâmülünü ve ictimâî hizmetlerin devamını sağlayan en mühim hususlardan biri de, Allah yolunda, O’nun rızasını tahsil gayesiyle, mal, can ve imkânlardan infakta bulunmaktır.

Dinîn asıl gayesi, Allah’ın birliğini tasdikten sonra, zarif, hassas, derin duygulu insan yetiştirmek ve bu suretle huzurlu bir cemiyet husule getirmektir. Bu gayenin gerçekleşmesinde, imandan kaynaklanan şefkat ve merhamet hislerinin bir tezahürü olan zekât ve infakların çok mühim bir yeri vardır.

Cenabı Hak ayeti celilesinde şöyle buyuruyor:

“…Namazı kılın, zekâtı verin, Allah’a gönül hoşluğuyla borç (karz-ı hasen) verin. Kendiniz için önden (dünyada iken) ne iyilik hazırlarsanız Allah katında onu bulursunuz; hem de daha hayırlı ve mükâfatça daha büyük olmak üzere!” (Müzzemmil, 20)

Sevgili Peygamberimiz Muhammed Mustafa (sav) Efendimiz de infaka teşvik sadedinde şöyle buyurur:

“Sadaka kesinlikle malı eksiltmez, bir kul elini sadaka vermek için uzattığında, o sadaka yoksulun eline geçmeden evvel, muhakkak Allah-ü Teâlâ’nın eline konulmuş olur…”

Bir hâdis-i kutside şöyle buyrulur:

“Ey Âdemoğlu! (Allah için) infak et ki sana da infak olunsun!” (Buhârî, Tefsir 11/2, Nafakât 1; Müslim, Zekât 36, 37)

En kıymetli infak, Müslümanların en zayıf ve muhtaç olduğu zamanlarda yapılandır. Allah-ü Teâlâ Hazretleri, insanların maddî veya manevî ihtiyaçlarının had safhada olduğu bir devrede infak eden kullarını diğerlerinden üstün tutmuş ve onlara;

“Fetihten önce infak edenler” diye bir fazilet payesi vermiştir. Âyet-i kerîmede şöyle buyrulur:

“Size ne oluyor ki Allah yolunda infak etmiyorsunuz? Oysa göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. İçinizden, Fetihten önce infak eden ve savaşanlar (diğerleriyle) bir olmaz. İşte onlar, derece olarak sonradan infak eden ve savaşanlardan daha büyüktür. Bununla beraber Allah, her birine en güzel olanı vaadetmiştir. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.” (Hadîd, 10)

Yine Efendimiz sevgilimiz Muhammed Mustafa (sav) bu mesele ile ilgili şöyle buyuruyor;

“Her sabah iki melek iner. Biri; «Yâ Rab! İnfak edene, infakına karşılık yenisini ihsan eyle!» der. Diğeri de; «Yâ Rab! Cimrilik edenin malını telef et!» diye dua eder.” (Buhârî)

 

Rabbim cümlemizi Allah için infak eden salih ameller işleyip rızasını kazanan zümreyi salihine ilhak eylesin üç aylarınız mübarek olsun…