106.SAYI ÇIKTI

Allah’a İbadette Devamlılık

ESMA-ÜL HÜSNA / EL MUİD (CC)

EL MUİD (CC)

Mahlûkatı yok ettikten sonra tekrar yaratan

"Allah, ilkin mahlûkunu yaratır, sonra onu (ölümün ardından diriltip) alır. Nihayet hepiniz O'na döndürüleceksiniz." (Rûm: 30/11)

El-Muid lügatta, "avd" kökünden ve ifâl babın­dan "i'âde" mastarından gelir ki; "bîr şeyin tekrar edilmesi" manasındadır. Cenab-ı Hakk'ın bir sıfatı ola­rak "mahlûkatı öldükten sonra yeniden dirilten sonra tekrar yaratan" demektir.

Mahlûkatı canlılıktan sonra ölüme iade eden, sonra onları ölümden sonra tekrar dirilten Allah, nok­san sıfatlardan münezzehtir. Allah Tealâ:

"(Düşün o) günü ki, yazılı kâğıtların tomarını dürer gibi göğü toplayıp düreriz. Tıpkı ilk yarat­maya başladığımız gibi onu tekrar o hale getiririz. (Bu), üzerimize aldığmız bir vaaddir. Biz (vaâdettiğimizi) yaparız." (Enbiya: 21/104)

Her şey, mukadder olan ömrünü tamamlayıp öldükten son­ra, Allah'tan başka kimse kalmaz; fakat varken yok olan bu in­sanlar hayatlarında neler yapmışlardır? Hangileri afif, nezih, temiz yaşamıştır? Hangileri buyruk tanımamış, birçok cina­yetler işlemiş, birçok ocak söndürmüştür? Dünya hâkimleri bunların binde birini olsun meydana çıkaramamıştır.

Allah Âlim’dir, Habîr'dir, bunların hepsini biliyor. Muksıt'tır, Adil'dir, hakkı yerine getirir. Müntekım'dır, zalimleri sevmez, onlardan öç alır. Kudretine, emr ü fermanına karşı ge­lecek yoktur. Şu halde eğer ölmekle iş bitmiş olursa, hak yeri­ni bulmayacak, zalimlerin bütün yaptıkları yanlarına kalacak demektir. Hikmet, akıl ve mantık, elbette ki bunu kabul et­mez.

Yüce Allah buyuruyor:

"Rasûlum! Allah'ın rahmet eserlerine bak! Yeryüzüne ölümünden sonra nasıl hayat vermek­tedir. Bunları dirilten Allah, elbette ölüleri de diriltecektir. O, her şeye kadirdir." (Rum: 30/50)

Allah'ın ayetlerinden biri de yeryüzünü kup­kuru görmendir. Onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman, harekete geçer ve kabarır. Onu dirilten Allah, kesinlikle ölüleri de diriltecektir. O, gerçek­ten her şeye kadirdir." (Fussilet: 41/41)

“Malzemesiz ve modelsiz yaratan” anlamına gelen “el-Mübdi” ismi şerifi Kur'an-ı Kerim'de “el-Mübdi” olarak geçmez. “Yarattı ve yaratır” anlamında fiil olarak 11 defa geçer.

“İlk haline döndüren” anlamına gelen “el-Muid” ismi şerifi de Kur'an-ı Kerim'de 11 defa, “iade eder, iade ederiz” anlamına gelen fiil halinde geçer.

Kâinat yokken Allah vardı. Kâinattaki her şeyi mal­zemesiz ve modelsiz olarak yarattı. Çekirdekten ağacı çıkarıyor, çekirdek tekrar toprağa düşüyor ve baharda yeniden canlanıyor. Ve kocaman ağaca dönüşüyor.

Modelsiz olarak insanı yaratan Rabbimiz, onu da bir kanuna bağlamış. Kanunu kıyamete kadar devam ede­cek.

Kıyametten sonra yeryüzüne gelen ve giden her in­sanı eski haline döndürecek ve hepsine yaptıklarından dolayı hesap soracak ve amellerine göre mükâfat veya ceza verecek.

Rabbimizin tabiat kanunlarına uyduğumuz oranda ra­hat ediyoruz. Bunda kimse şüphe ve itiraz etmiyor. Tabiat kanunlarını koyan Rabbimiz Kur'an'ıyla şeriat kanunlarını koymuş, her iki kanuna da uyarsak iki dün­yamız güzel olur Mahlûkatı yok ettikten sonra tekrar yaratan.”

Kâinatta hiçbir şey ebedî değildir. Her şeyin mutlaka bir ömrü, muayyen bir vakti vardır. O bittikten sonra ölüm gelir. Canlılar kâinata veda ederler. Gün gelecek kâinatın da ömrü bitecek. Kıyamet dediğimiz dehşetli saatler bütün varlıkları titretecektir. Yani her şey yok ola­cak, yalnız Allah-ü Teâlâ kalacaktır.

Dünya dolusu insan ölüm ırmağı ile ahiret gölüne akıtılmıştır. Fakat ölmekle iş bitmiş değildir. Eğer öyle ol­saydı, zalimlerin yaptığı yanlarına kâr kalırdı. İyiler, Muhsinler, güzel kulluk edenler, Allah yolunda can verenler mükâfatsız bırakılmış olurdu.

Allah-ü Teâlâ'nın kudretine, emr ü fermanına karşı gelecek hiçbir varlık mevcut değildir. Bütün varlıkları ya­ratan O'dur. Ölülere yeniden hayat verecek olan da elbet O! İşte Allah'ın tayin buyurduğu o gün gelince, mezar­larında toz toprak olmuş, dağılmış, belki hiçbir eser kal­mamış ölüler diriltileceklerdir. Kalk borusu vurduğunda, tâ Hazreti Âdem’den son insana kadar kimler varsa, kim­ler ölüm uykusuna dalmışsa herkes ayağa kalkıverecek. Hiç yoktan yaratan, sonra diriltmeğe kadir olmaz mı? İnsanın ne dünyaya gelişi, ne dünyadan gidişi, ne ölümü, ne de dirilişi kendi elinde değildir. Hayatı yara­tan, ölümü yaratan, herkesi hesaba çekecek olan ancak Yüce Allah'tır.

Sen bu handa yolcusun, ey kuzum, işte gerçek,

Ölüm gelmezden evvel nefsini hesaba çek!

 

Dünya faslının sona ermesiyle, bütün nefisler ölümü tadarlar ve yeniden ilim dairesine geçerler. İşte, ahirette bu varlıkların ikinci kez kudret dairesine geçirilme­leri, bir iadedir ve Muîd isminin tecellisiyledir

Bu ism-i şerifi yâd eden bir mü'min, ölümün mutlak yokluk ol­madığını bir kez daha hatırlayacak ve beden-ruh beraberliğiyle ge­çirdiği bu hayatın, ölümle son bulmayacağını, bedeninin daha mü­kemmel bir şekilde kendisine yeniden iade edileceğini hatırlayacak­tır.

Hikmetle baktığımızda Rabbü-l Âleminin yarattıklarını öl­dürüp tekrar tekrar dirilttiğini hepimiz görüyoruz. Ölüm bu ka­dar ürkütücü geliyorsa bilin a dostlar onun aslının öyle yara­tılmış olduğudur. Bitkiler her bahar dirilmiyor mu? Hayvanlar kısa ömürlerini geçirip yerlerini başka hayvanlara bırakmıyor­lar mı? Bizim evlatlarımızda bize örnek değil mi? Bu sözler­den daha önemlisi yaşayan insanın kendi vücudu bile yedi yılda baştan aşağı yenileniyor da onun haberi bile olmuyor. Allah-u Teala tekrar diriltecektir buna ihtiyacı olanlar sadece biz değiliz. Hayatın ölüm sessizliği ile devam etmesi ne ka­dar anlamsız olmaz mı?

Tekrar dirilişi dünyanın ilahi dinleri bağlılarına en gerçekçi hakikat olarak vermekte çok haklıdırlar. Dünyada mutlak adaletin gerçekleşmemesi dahası ruhun bedenle uyumunun dengesizliğinin tamamlanması ancak ikinci dirilişle olacaktır.

 

 

Her gün bir yerden göçmek ne iyi

Her gün bir yere konmak ne güzel

Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş

Dünle beraber gitti, cancağızım

Ne kadar söz varsa düne ait

Şimdi yeni şeyler söylemek lazım  

(Hz. Mevlana)