106.SAYI ÇIKTI

Allah’a İbadette Devamlılık

SULTANIMDAN GÖNÜLLERE / Evliyayı Nasıl Tanırız? Nasıl Olur?

                                  Evliyayı Nasıl Tanırız? Nasıl Olur?

          Üstadımız Abdullah Baba (ks) Hz.leri, veli, evliya kavramlarını kendisine sorduğumuz da mübarek ağızlarından bizlere şöyle anlattılar;

            Allah-u Teâlâ Hazretlerinin, Evliya kullarını bilip tanımanın alameti vardır. Şeriatı düzgünse, ahlakı güzelse, eliyle, diliyle, şehvetiyle, kimseye zarar vermiyorsa, O insan evliyadır.

            Demek ki;

            Eliyle kötülük yapmazsa, hırsızlık yapmazsa, vurmazsa, diliyle başkasını incitmezse, midesine haram lokma girmezse, şehvani arzusunu başka yerlerde tatmin etmezse, Kur’an ve sünnete tam bağlı ise, işte O insan evliyadır. Evliya, nasıl asker denildiği zaman, erinden generaline kadar hepsine asker deniliyor. Ama hepsinin rütbeleri farklı farklı, kimi Onbaşı, çavuş, başçavuş, asteğmen, üsteğmen, yüzbaşı ve böyle böyle, Orgeneralliğe kadar yükseliyor ise, Evliyaya da, erinden generaline kadar evliya denir, onlarında kendi aralarında sınıf ve rütbeleri vardır.

            Evliya, üç türlü olur.

            Birincisi;

             Allah-u Teâlâ Hazretleri onu sever. Allah bilir, kendisi ise bilmez.

            İkincisi;

             Hem Allah-u Teâlâ Hazretleri bilir, hem de kendisine bildirir.

            Üçüncüsü ise;

             Buna da Ulul Azam Evliya denir. Hem Allah-u Teâlâ Hazretleri bilir, hem kendisi bilir, hem de evliya olduğunu umuma bildirir.

            Evliyalar iki hal üzere olurlar; birincisi Allah’ı seven, ikincisi ise Allah’ın sevdiği evliyadır. Birinci evliya durumunda olan yani Allah’ı seven evliya; Belli bir yaşa kadar hata işlemiş günah işlemiş, eşkıya, harami, alkolik… gibi durumlarına pişmanlık duyup tövbe etmiş ve nefsi ile çetin mücadelelere girip, Allah’a dost olmuştur.

            İkinci Evliya ise ezelden temiz gelir Cenabı Zül Celal Hz.lerine ve Habibine tam bir teslimiyet gösterir, Günahı Kebair’den ve gafletten uzak olarak büyür. İlahi Muhafaza altında olur. Bu tür evliyaya’da Allah’ın sevdiği evliya denir.

            Günümüzde insanların en çok kafsına takılan konulardan bir taneside evliyada tasarruf var mı? Bu sorununun cevabını Üstadımız Abdullah Baba (ks) Hz.lerine yönelttiğimiz de bizlere şöyle cevap verdiler.

            “Sizlere bir misal vererek anlatmak istiyorum. Osmanlı paitahtının son padişahlarından ve otuzüç yıl Osmanı Aliyeyi idare etmiş ancak türlü hakaret ve haksızlığa uğrayan, Sultan Abdülhamid Han Allah’ın Dostu Zamanın kutbu bir mürşidi kâmildi, kendisi Şazeli tarikatındandı. Bu mubarek zât İsrail’e bir karış toprak vermem diye onlara rest çekti: İsrail’in adamları Abdülhamit Han’a altın teklif ettiler, pek çok servet teklif ettiler gene de kabul etmedi. O altınları, jön Türklere verdiler, İttihat ve terakki cemiyetine verdiler, âlimlere verdiler, bunlar biz şeriat istiyoruz, diyerek İsrail ajanlarına inanıp Abdülhamit Han’a karşı geldiler. Hiç bir evliya’da ona destek olmadı. Allah-ü Teâlâ Hz.leri bizlere iki nur vermiştir. Birincisi tevhid nuru, ikincisi basiret nuru. (Kalp nuru) İşte bu nuru evliyanın üzerinden aldı ve evliyalarını sigaya çekti. Evliyadan tasarruf alınmıştır.           Ancak, himmet ve sevgi vardır. Çünkü bu zamanda şeriat-ı Muhammediye’ye uyulup yapılmadığı için, iki kişi oturup ta konuştukları zaman, hacı hocanın kötülüğünden bahsediyor, gericiler, yobazlar deyip, Eroin gibi uyuşturduğundan söz ediyorlar. Bilinmediği için, evliya olmak, bu yolda gitmek tehlikeli görülüyor.

            Tasarruf, Allah-u Teâlâ Hazretlerine mahsustur. Bazı insanlar, benim şeyhimin tasarrufu var, şöyledir, böyledir diyorlar. Şeyhin tasarrufu ancak İsa (as) ile Mehdi Resul geldikleri zaman verilecektir. Tasarruf kalkmıştır, ancak himmet ve sevgi vardır, muhabbet ve aşk vardır.