106.SAYI ÇIKTI

Allah’a İbadette Devamlılık

MÜ'MİNE ANNELERİMİZ / ATİKE bint ZEYD (R.A)

DÖRT KOCASI DA ŞEHİT OLAN ÖRNEK KADIN:

ATİKE  bint ZEYD (R.A)

 

Medine'de cennetle müjdelenen Said bin Zeyd'in kız kardeşi Atike zeki, cesur ve aynı zamanda olaylar karşısında yıkılmayan metin bir hanımdı.

Mekke'de İslâmiyeti kabul etmiş olup hic­reti nebeviyye esnasında Medine'ye göç ede­rek hicret sevabını kazanmıştır. Hicretten son­ra Hz. Ebu Bekir (r.a)'m oğlu Abdullah b. Ebi Bekir (r.a) ile evlenmiştir. Hz. Âtike binti Zeyd. (f.anha) göz kamaştırıcı bir güzelliğe sa­hipti.
Hayatı boyunca yaşadığı acılı hadiseleri nasıl bir metanet ve sabırla karşıladığını, dört kocası da şehit olmasına rağmen yıkılmayıp dimdik ayakta duruşundan da anlamaktayız. Hep şehitlikle noktalanan ibretli evliliklerinin acılı sonuçlarını şöyle özetleyebiliriz.

 Atike (R.A)'nin ilk mutlu evliliği Hazreti Ebu Bekir'in oğlu Abdullah ile oldu. Ne var ki, Abdullah,  Atike'ye öylesine bağlanmıştı ki, onun yanında bulunmayı, camiye gitmeye tercih edecek hale bile gelebiliyordu. Bu durumu gören baba Hazret-i Ebu Bekir:

- 'Oğlum bu hanımdan ayrıl, bu senin dünyana değil âhiretine de mal olacaktır!' diye ikazda bulunmak zorunda kalmıştı.Babasının bu ikazına uyan Abdullah, bir müddet ayrı kalmayı denemiş, ancak bu ayrılık ona çok zor gelmişdi. Günden güne erimeye başladı. Duyduğu acı­yı terennüm ettiği bir gece oğlunun ızdırabını duyan Hz. Ebu Bekir (r.a) onun yeniden Âti­ke ye dönmesine izin verdi. Tekrar eski karı­sı iİe oğlunu evlendirdi. Mutlu aile yaşantıları­na kaldıkları yerden devam ettiler. Tabii ciha­dı terk etmeden.

Atike'ye aşırı tutkunluğundan dolayı Abdullah, 'Ben öldükten sonra sakın kimseyle evlenmeyesin.' diyerek ona büyük bir bahçe de bağışlamıştı.
Gerçekten de Abdullah, Taif savaşlarında aldığı yaralardan sonra şehit olmuştu. Atike böylece kendisini çok seven Abdullah'dan ayrı kalmıştı.
Bu yalnızlık devresinde kendisine en itibarlı insan Hazreti Ömer talip oldu. Atike'nin 'Kimseyle evlenmemek şartıyla Abdullah bana bir bahçe bağışladı.' demesi üzerine Hazreti Ömer, 'Bunu bir bilene sor.' deyince gidip en iyi bilen birisi olarak Hazreti Ali'ye durumunu sordu. O da, 'Sana bahçeyi bağışlayan Abdullah'ın mirasçılarına bahçesini iade et, ondan sonra evlen.' cevabını verdi. Bu fetvaya uyan Atike, bahçeyi ölen kocasının mirasçılarına iade ettikten sonra Hazreti Ömer'le ikinci evliliğini yaptı.

Hz. Âtike binti Zeyd (r.anha) çok dindardı. İbadetine düşkündü. Bilgili ve becerikli idi. Şair ruhlu bir kadın sahabiye idi. Kendisinden birkaç hadis-i şerif rivayet edilmiştir.

Hz. Ömer (r,a) ile evlenmeden önce na­mazını Mescid-i Nebevi'de cemaatle kılmasın engel olmayacağına dair söz aldı. Netekim Hz. Ömer (r.a) Ebu Lü'lü tarafından mihrapta şehit edilmesi sırasında Âtike mescidde bulunuyordu.

Bir defasında Bahreyn'den Hz. Ömer'e bir miktar misk gelmişti. "Tartmasını becerebilen bir kadın olsa da bunu terazi ile taksim ede­rek münasib olan herkese hissesini versem" dedi. Âtike "ben terazi ile ölçmesini güzel be­ceririm, ver tartıp böleyim" dedi. Hz. Ömer, sükût etti. Sonra da, "sen tartarken eline bula­şan miskleri vücuduna sürersin de böylece herkesten fazla koku olmuş olursun" diye ra­zı olmadı. Yine bir defasında da Rum kralının karısına bir kavanoz misk gönderen Atike'ye, Rum kralının hanımı içine mücevher doldu­rup göndermişti. Hz. Ömer karısına misk için verdiği bir dinarı verip mücevherleri Beytül-Mal'e koymuştur.
Ne var ki bekleyen acı olaylar Atike'nin peşini bırakmayacaktı. Hazreti Ömer de bir süre sonra bir sergerde tarafından şehit edilmiş, Atike yine şehit eşi olarak dul kalma acısıyla baş başa kalmıştı. Ama o yine de yıkılmamıştı. Kendinden sonra gelecek olan hanımlara sabır ve tahammül örneği veriyordu adeta.

Bu sıralarda cennetle müjdelenen on kişiden biri olan Hz. Zübeyir talip oldu kendisine. Zübeyir'in reddi uygun olmamalıydı. Çünkü cennetle müjdelenenlerden biriydi.
Üçüncü evliliği de böyle gerçekleşti. Allah'ın takdirine bak ki, bir süre sonra Hazreti Zübeyir de katıldığı Cemel Vakası'nda şehit olmuş, böylece üçüncü kocası da ,şehit olarak kendisi bir daha dul kalmıştı.

Her dul kalmasında Atike'nin gösterdiği metanet ve sabır hemen herkesin dikkatini çekiyor, herkes ondaki iman kuvvetine, dayanma ve sabır gücüne hayranlıkla bakıyordu. Bu sebeple bu defa da kendisine dördüncü talip Hazreti Ali oldu. Ancak Atike bu defa hemen evet demiyor, yaşadığı olayların yorumunu yaparak bakın Hazreti Ali'ye nasıl hayır diyordu:

- Ya Ali! Benimle evlenenlerin hemen hepsi de şehit oluyorlar. Sana da bir ziyan gelmesini istemem. Senin İslam'a hizmet için yaşaman gerek. Teklifine evet diyemiyorum, özür dilerim!

Ne var ki Atike hayır demesine rağmen Hz Ali'nin kaderinde şehit olmak vardı. Onu şehit olmaktan kurtaramayacak, o da mukadder âkıbetine bir süre sonra ulaşacaktı.

Zaten, "Her kim şehitlik rütbesine erişmek istiyorsa Atike ile evlensin!" diye söylenti bile çıkarmışlardı, "evlendiğini öldüren uğursuz kadın!" diye boş laf çoğaltanlar bile olmuştu.
Allah’(c.c)’nün  hükmüne bakın ki, daha sonraki senelerde kendisine bu defa da Hz. Hüseyin talip oldu. Elbette Resulullah'ın torunu reddedilemezdi. Son evliliğini de onunla yaptıktan sonra Kerbela'daki savaş alanında birlikte bulundular. O'nun da Kerbela'da şehit oluşunu feryat ederek seyretmek zorunda kalmış, acıların kadını son acısını da böyle savaş meydanında yaşamıştı.

Şehit olan kocalarının her birinin savaş meydanındaki eşsiz kahramanlıklarını gözyaşlarıyla dile getiren Atike'nin şiirlerini (Meşahirunnisa'da) aynı gözyaşlarıyla okumak mümkündür. O, acılarla yaşayan tüm kadınların gönüllerinde (sabır ve metanet kahramanı kadın olarak) bayrak gibi dalgalanmaktadır.

Âtike binti Zeyd (r. anhâ) zekî, anlayışlı, bilgili ve çok ibadet eden, mersiyeleri ile meşhur olmuş şâir bir hanım sahâbidir.

Allah ondan razı olsun. Rabbımız bizleri şefaatlerine nâil eylesin.

Amin.