106.SAYI ÇIKTI

Allah’a İbadette Devamlılık

ÇOCUK KÖŞESİ / Günahlardan Uzak

Hazreti Muhammed’in Hayatı

Günahlardan Uzak

Bahira’nın anlattıklarından sonra Ebu Talib, artık yeğeniyle ilgili çok daha dikkatli davranıyordu. Zaten Peygamber Efendimiz de gelişip boy atmış, endamıyla dikkat çeker olmuştu. Davranışları da çevresindeki insanların genel alışkanlıklarından çok farklıydı. Her an Rabb’inin koruması altında olan Efendimizin tertemiz bir hayatı vardı. Nerede hayırlı bir iş var ise oraya gidiyor, işin bir tarafından da o tutuyordu. Her türlü kötülükten uzak duruyordu. O’nda kötü alışkanlıklara karşı hiç bir meyil olmadığı gibi içinde putlara karşı büyük bir nefret vardı. Mekke halkı ise adeta putlarla iç içe bir hayat yaşamaktaydı. Koyu bir cehaletin hâkim olduğu Mekke’de insanlar, Âlemlerin Rabb’ine ortak koştukları tahtadan, taştan ilahların peşinde ömürlerini tüketiyorlardı. Lat ve uzza adını verdikleri putları büyük ilahlarından sayıyor ve onlar adına yeminler veriyor, yeminler istiyorlardı.

Bu cansız ilahlardan biri de Mekke’nin Buvane denilen bir yerinde durmaktaydı. Mekkeliler kendilerince büyük saydıkları bu putu senenin belli günlerinde ziyaret ederlerdi. Burada kurban keser, putun etrafında halkalanarak dilekte bulunurlardı. Yine böyle bir bayram gününde Ebu Talib, yanından ayırmak istemediği yeğeni Muhammed’i de alarak Buhave’ye götürmek istedi. Efendimiz Aleyhisselam bu anlamsız isteği tereddütsüz reddetmiş, Ebu Talib de bu durumdan hiç hoşlanmamıştı. Bu arada Efendimizin halaları devreye girip,

-Ya Muhammed! Kavminin bayram gününde onlarla birlikte olmayı reddetmekle Sen ne yapmak istiyorsun? Şüphesiz bizler, ilahlarımızdan bu kadar uzaklaşman ve onlar hakkında yaptıklarından dolayı başına bir şey geleceğinden korkuyoruz, dediler.

Konuşulanlardan iyice bunalan Sevgili Peygamberimiz, hemen orayı terk etti. Cansız putların her şeyin yaratıcısına ortak koşulduğu bir ortama girmeyi hiç istemiyor, yalnız kalmayı arzuluyordu. Fakat evden çıktıktan çok kısa bir süre sonra büyük bir telaşla geri döndü. O’nun bu halini gören halaları endişeyle sordular:

 -Ya Muhammed! Seni böyle korkutan nedir?

-Başıma bir şeylerin gelmesinden korkuyorum.

-Allah, Seni şeytanla imtihan etmez. Gördüğümüz kadarıyla Sende hep hayır vardır.

-Sizin putlarınızın yanına her yaklaştığımda karşıma, uzun boylu beyaz elbiseli bir adam çıkıp; “Sakın ona yaklaşma ve olduğun yerde kal Ey Muhammed!” diye sesleniyor.

O gün, Efendimiz (sav) ve akrabaları arasında putlarla ilgili yaptıkları son konuşma oldu. O’ndaki farklı halleri gören akrabaları, bir daha O’nu putlara yaklaşmaya zorlamadılar. Her yönüyle ilahi bir koruma altında olan Nebiler Nebisi’nin gençlik yılları, hep kötülüklerden ve günahlardan uzak geçti. Ne zaman Allah’ın hoşnutluğuna ters düşecek bir işle karşılaşsa hep Rabbi tarafından muhafaza edilirdi.

Devam Edecek...

 

Bir Hadis Bir Hikâye

Kuru Bir Teşekkür

Enes okuldan eve geldiğinde apartmanda babasıyla karşılaştı.

Babası:

-Oğlum gelmiş... Gel bakalım! Nasıl geçti günün, diye sordu.

-Bir şey dışında güzel geçti babacım. Sabah verdiğin harçlığı okulda düşürmüşüm, bulamadım. Öğretmenimiz de aylık dergi parasını istemişti. Üstelik karnımda açıkmıştı. Tenefüste bahçe de paramı ararken, arkadaşım Berat yanıma geldi. Bana yardım etti. Bulamayınca da bana simit ısmarladı. Sonra da öğretmenime durumumu anlatıp paramı bulmaya yardım etti. Yanı bugün bana arkadaşımın çok iyiliği oldu. Onun bu iyiliğine bir karşılık vermeliyim. Ne olabilir sence baba?

Babası anahtarıyla evin kapısını açıp içeriye girdi ve Enes’e:

-Oğlum Peygamberimiz (sav), “Bir kimsenin, iyilik gördüğü insana karşılık vermesi gerekir. Bunu yapmazsa hiç olmazsa ona teşekkür etsin” buyurmuş, dedi.

-Tabi ki teşekkür ettim babacığım, ama bana zor durumda yardım ederek, iyilik etmesini kuru bir teşekkürle karşılayamam, değil mi?

Babası:

-Eminim ki Berat sana yardım ederken bir karşılık beklememiştir. Zaten sen ona teşekkür etmekle Peygamber Efendimizin (sav) hadisine uygun hareket etmişsin, dedi

 

FIKRA

Eşşeğin İstediği Yere

Nasreddin Hoca bir gün eşeğine binmiş, yola düşmüş. Sakin sakin giderken bir anda eşeğin inadı tutmuş. Eşşek başlamış rastgele sağa sola gitmeye. Hoca telaşlanmış. Eşeği bir sağa bir sola yönlendirmeye çalışıyor, eşek ise ne sağa ne sola bir türlü hocanın gideceği yöne dönmüyormuş. Hoca ne yapsa da bir türlü eşeğin başını gideceği yöne çevirememiş.

Bu arada Hocanın durumunu gören komşusu hayretle sormuş:

- Nereye gidiyorsun Hocam,

Hoca'da vermiş cevabı:

-Eşeğin istediği yere…