106.SAYI ÇIKTI

Allah’a İbadette Devamlılık

ESMA-ÜL HÜSNA / El-Mübdi (cc)

İlkin yaratan…

El-Mübdî", "Cenab-ı Hakk'ın varlıkları ilkin ya­ratması, mahlûkatın tamamını yoktan maddesiz ve örneksiz olarak ilk defa vâr etmesi…" demektir.

Sözlükte, "başlangıç bir iş, ilk iş ve acaip iş" de­mektir.

Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:

(Onlar mı hayırlı) yoksa ilk baştan yaratan, sonra yaratmayı tekrar eden ve sizi hem gökten hem yerden rızıklandıran mı? Allah'tan başka bir ilah mı var?” (Neml: 27/64)

 

"İlkin mahlûkatını yaratıp (ölümden) sonra bunu (yaratmayı) tekrarlayan O'dur ki bu, O'nun için pek kolaydır. Göklerde ve yerde (tecelli eden) en yüce sıfat O'nundur. O, mutlak güç ve hikmet sahibidir.” (Rûm: 30/27) mahlûkâtı maddesîz ve örneksiz olarak ilk baştan yaratandır...

Ezelde, yani zaman ve mekân mefhumları yokken, Allah-u Teâlâ vardı. Kendisiyle beraber başka bir şey yoktu. Kendi ken­dine bir menfaat veya bir mazarrat veya herhangi bir şey yapa­bilecek hiçbir mevcut olmadığı gibi, bazıları tarafından bu­gün kendisinde bir tesir ve kudret bulunduğu sanılan tabiat da yoktu. Velhâsıl ortada hiçbir şeyin örneği ve vücudunun mal­zemesi, nizam, varlığının vasıtaları, sebepleri yokken yalnız Allah vardı.

Sonra Allah-u Teâlâ, varlığını ve kemalini duyurmak, mahlûkatını sonsuz rahmet ve lütfuna doyurmak, hikmetiyle kâinatı yaratmak istedi ve istediği şekil ve nizam üzerine yarattı. Her şeyin ilk örneğini meydana çıkardı ve her şeyin yaşa­masını ve kendi cinsinin çoğalıp üremesini bir takım sebeple­re, vasıtalara, nizamlara, kânunlara bağladı. Bütün bunlar, Allah-u Teâlâ’nın emir ve fermanına musahhar, mahlukudur.

“Eşyayı yoktan maddesiz ve örneksiz olarak ilk baştan yaratandır...”

Bir zamanlar içinde bulunduğumuz şu kâinat yoktu, hatta zaman mekân mefhumu da yoktu. Hiçbir şey, hiçbir zerre, hiçbir nefes yokken, kudreti sonsuz olan Allah vardı. Kendisiyle beraber başka bir şey yoktu.

Yine hiçbir şeyin örneği, malzemesi, sebepleri de mev­cut değildi. Sadece Allah-ü Teâlâ vardı. Sonra Yüce Allah rahmetinin ve kudretinin eseri ola­rak mahlûkatını hiç yoktan yarattı. Ve her şeyin ilk örneğini hayat sahasına çıkardı. Yine her şeye bir nizam, bir intizam ve bir takım sebepler verdi. Her şeyi vasıtalara, nizamlara, kanunlara bağladı.

Ateşin yakması, suyun ateşi söndürmesi, balığın suda hayat sürmesi, arının bal imal etmesi, ağacın meyve ver­mesi gibi.. Bütün bunlar O'nun iradesiyle olmuştur. Ve her şeyi derin, ince, değişmez nizamlara bağlamıştır. Meselâ: İnsanlar baharın vaktini değiştiremezler. Kış mev­siminin amansız tipisini dünya üzerinden söküp atamaz­lar. Allah-ü Teâlâ nasıl murat ettiyse bütün işler öyle de­vam eder.

Hazreti Âdem’i hiç örneksiz ve anasız babasız yarattığı gibi, Hazreti İsa'yı da babasız olarak vücuda getirmiştir. Yani ona hiçbir şey güç gelmez. O bir şeyin varlığını mu­rad edince ona sadece “Ol!” der, o şey de hemen oluverir... Yine bazı kara cahiller tabiatın bir kudreti, bir tesiri var zannederler. Çok kere de güneş hayat kaynağıdır derler. Güneşin yüzüne cila süren kimdir onu unuturlar. Ateşe, güneşe, ona buna tapmak, tağutları ilâh edinmek Cehennem’e kapı açmaktır. Evet:

Âvâre geçen ömrü, ömür zanneder cahil.

İnciyi ve elması kömür zanneder cahil!

Çağlayan ırmaklara, pınarlara bakar da,

Suyu kendi keyfince yürür zanneder cahil!

Suyun kulağını bir büken olmasa dağlardan dereler­den dolaşıp senin ayağına kadar gelir miydi?

Ey insan! Sen bir mahlûksun. Hâlık'ını düşün ve ona isyan etme. Sonra sana yazık olur…

 

Yok iken hiç bir madde,

Yok iken hiç bir model,

Senindir her nesneye şekil veren ulu el...

Hikmetindeki sırrı bizlere aratan Sen,

Ya Rabbi, her nesneyi iptida yaratan Sen...

Senin halk ettiğinden yapıyorsak bir şeyler,

Senin sonsuz gücüne kulların gücü neyler?.

Yarattığın maddeye vermek isterken şekil,

Yine sendendir kerem, yine Sensin el-Vekîl.

Bilmeyiz beynimizin içinde ne sır saklı,

Salarız enginlere beynimizdeki aklı...

Senden olamaz asla gizlimiz ve saklımız,

Neye benzer, dirheme vurulur mu aklımız?..

Bunları düşünmeye aklı veren de Sensin,

Mübdi'sin, âlemleri iptida halk edensin...