106.SAYI ÇIKTI

Allah’a İbadette Devamlılık

İslam Büyükleri/Muhammed Şemseddin Tebrizi Hazretleri

“Ben bir memleketin zâhidi ve bir minberin sahibi idim;

Gönlümün kazası Beni; Sana ellerini çırpıp gelen bir âşık yaptı.” Mevlana Hazretleri

 

Bir gün Şems-i Tebrizi Hazretleri Mevlana Hazretlerinin hücresine girmiş ve onun Hakk’ı zikir ile meşgul olduğunu görür. Mevlana Hz.nin mutmaine; “Ey mutmain olmuş nefis sen O’ndan razı, O’da senden razı olarak dön Rabbine” (S:Fecr A:28) makamına geldiğini gören Şems Hz.leri; “Ay döner, güneş döner, seyyareler döner, dost döner” diyerek dönmeye başladı. Bunun üzerine Mevlana Hz.de dönmeye başladı. Mevlana Hz.leri bu makama geldikten sonra Şems Hz.leri gibi bir sultanın kıymetini anlamış ve şu beyti okumuştur; “Ayım Şems, Günüm Şems, Hayatım Şems; Sen olmasa idin ne Allah’ı (cc) ne de Muhammed’i (sav) bulurdum.” Mevlana Hz. İlk semasını Üstadı Şems Hz. ile yapmıştır.

 

Konya Uleması Şems’teki Eşsiz Kabiliyetle Tanışıyor

Bir gün, Vezir Nasırüddin’in Hanigahında; (tekkede) büyük bir, posta oturma töreni vardı ve bir ulu kişiye şeyhlik rütbesini vereceklerdi. Bütün bilginler, arifler, şeyhler, filozoflar, emirler ve ileri gelen kimseler o toplantıda hazır olmuşlardı. Şems Hz.leri ve Mevlana Hz.leri de o toplantıya davet edilmişler ve birlikte giderek bir köşeye oturmuşlardı. Salonu dolduran bütün ulu kişiler, her biri muhtelif ilim ve fenlerden sözler söylüyorlar ve tatlı mübahaselerde (çeşitli bahislerde) bulunuyorlardı. Bütün bunları sessiz sedasız dinleyen Şems Hz.leri, bir ara dayanamayarak yerinden kalktı ve onlara: “Ne zamana kadar, şundan bundan rivayet edip, övünecek ve atsız eğere binip, erlerin meydanında koşacaksınız? İçinizde: “Kalbim bana Rabbimden bu haberi veriyor” diyecek kimse yok mu ve ne zamana kadar, başkalarının asasıyla, ayakta yürüyeceksiniz? Hadisten, tefsirden, hikmetten vesaireden (nakden) söylediğiniz sözler, o zamanda yaşayan ve her biri kendi asrında erlik makamında oturan erlerin sözleridir. Mademki bu asrın erlerisiniz; o halde, sizin sırlarınız ve sözleriniz nerede?” diye ilave etti. Bunun üzerine hepsi de susmuş, utandıklarından başlarını öne eğmişlerdi. Şems Hz.leri devam ederek: “Âdem (as) zamanından beri, peygamberlerden ve velilerden, başlangıcı olmayan yokluk âleminden, varlık âlemine ayak basan, her çocuğun ayrı bir mansıbı (makamı-yeri) ve işi oldu. Bazısı vahiy yazıcısı, bazısı da vahyin geldiği yer oldu. Şimdi bunların her ikisi; yani hem vahiy kâtibi hem de vahyin indiği yer olmaya çalış!” dedi.

Şems Hazretleri devamla: “Peygamber’e Cebrail vasıtasıyla vahyedildiği gibi, kalbinin de vahyi vardır... Veli de böyledir: “Benim öyle bir zamanım vardır ki o zamanda; Benimle O’nun arasına Allah’ın elçilerinden ve Allah’ın yakın meleklerinden biri giremez” ve yine: “Allah, Ömer’in dili ile konuşur.” sözünün manası, size yüzünü göstermemiştir. Bu mananın yüz gösterdiği kimseye de, insanlar teveccüh etmişlerdir”, dedi ve şu rubaiyi okudu:

“Sen öyle bir kimsesin ki dünya tokları, senin vuslatının açlarıdır.

Dünya kahramanları da, senin firakından korkarlar.

Senin gözünle, ahular ne elde edebilirler.

Senin gözlerin; dünya aslanlarının ayağının bukağı’(demir kelepçe)dir.”

Bu sözlerden sonra, Şems Hazretleri, ledün ilmiyle muazzam bir sohbet yaptı. Herkes mest oldu. Birçok kimse teslim olup Şems Hazretlerine mürit oldular. Birçokları ise; Hazreti Şems’e kin ve garazlarını bir kat daha artırdılar. Hakikat gerçeği, Hakk’a uyanların teslimiyetini artırır. Hakk'tan uzak olanların ise, kin ve nefretlerini çoğaltır.

 

Şems Hazretlerinin Konya’dan Gitmesi

Şemsi Tebrizi Hazretleri fesat ve dar karınlı kimselerin yaptığı dedikodu ve attıkları iftiralara daha fazla dayanamayıp, gelişinin dördüncü yılında Konya’yı terk etmek mecburiyetinde kalmış ve Şam’a giderek on sekiz ay gibi uzun bir süre orada ikamet etmiştir.

Şems Hz.leri, Şam'da kaldığı sırada, haftada bir hücresinden çıkar, başçı (kuzu başı pişirip satan) dükkânına gider, biraz para verir, baş suyundan alıp içerdi. Bir yılı hep böyle geçirdi. Nihayet başçı O'nun bu riyazet ehlinden olduğunu ve O'nun bu zahmete, kendi arzusu ile katlandığını anladı. Bir gün Şems Hz.lerine güzel bir tirit yapıp önüne koydu. Şems Hazretleri, durumunun başçıya malum olduğunu anlayarak, hemen kâseyi bırakıp dışarı çıktı.

Bir gün yolda giderken, birden bire karşısına maiyetiyle birlikte süvari (at üzerinde) bir emir çıktı. Birbirlerine bakınca emir attan indi, tevazu ile boynunu eğerek bir müddet durup gözyaşı döktü ve sonra yoluna devam etti.

Şems-i Tebriz-i, içinden: “Kullarını nimetlerle cezalandıran ve has kullarına intikamını tahsis eden Allah'ı tenzih ederim.” dedi. Hal sahipleri, Şems Hazretlerinden bu durumu sordular. Şemsi Tebrizi Hazretleri: “Bu fakir mizaçlı emir, Allah'ın velileri zümresindendir. O bu elbise içinde şüpheli, anlaşılmaz bir şekilde bürünmüş ve zenginlik örtüleriyle gizlenmiştir. Bana hal dili ile Halkın işlerini idare etmek için giydiğim elbise ile Allah yolundaki ibadet ve sülûku birleştiremiyorum. Yüce Allah'dan tamamıyla fakirlik elbisesini giymem ve her şeyden elimi eteğimi çekip, Rahman'ın hizmetiyle meşgul olmam için, dilekte bulun, diye yalvardı.

Ben Rabbimden niyazda bulununca; O emirin, emirlik elbisesi içinde kulluk etmesinin gerektiğine, çünkü din ve dünya bayındırlığı işinin, onda olduğuna ve orada nefis meşakkat ve riyazetinin daha fazla bulunduğuna dair işaret geldi. O, bu hali müşahede edince, ağlayarak hareket etti ve vücudunu devlet idaresi ve kadılık meşakkatini ve halkın zahmetlerini çekmeye hasredip bu emre boyun eğdi.” demiştir.

Şemsi Tebrizi Hazretleri Şam’da da irşat görevine devam ediyor, meşayıhı kiram hazeratıyla sohbetler ediyorlardı.

 

                                Şems’in Yokluğun da Mevlana’nın Hasreti

Mevlana Hz.leri Şems Hz.nin ayrılışından sonra sabır ve tahammül eder bir hali kalmamış, gün geçtikçe Şems Hazretlerinin ayrılık hasreti aşk ve muhabbeti bağrını delip bir yerde karar edemez hale gelmişti. Şems Hazretlerinin hasretinden her yerde ‘Şems... Şems...’ diyerek dolaşmıştır.

Mevlana Hz.leri, bu yüce dostun ayrılığından sonra derin bir ızdıraba gömülmüştü. Şems Hz.nin hasreti ile gazeller söyleyip yanarak aylarca gözyaşı dökmüş herkesten haber sormuş, O’nun gözyaşlarından etrafında ki herkes de perişan olmuştu. Eğer Şems Hz.nin nereye gittiği bilinse idi onu getirmek mümkün olacaktı. Ancak nerede olduğu bilinmiyordu.

Keşif ve keramet ehli Mevlana Hz.leri rabıtasında Şems Hz.lerinin Şam'daki Emeviyye Camiinin karşısındaki handa ikamet ettiğini (manen) gördü. Oğlu Sultan Veled'i çağırarak;

“Evladım! Üstadım Şemsi Tebrizi Şam'dadır. Sen gittiğinde Seni yanıltmak için zamanın kutbu (Hüseyin Efendi) ile satranç, dama oynayacak sakın aldanma. Zamanın kutbunun üzerinde frenk elbisesi boynunda istavroz beline zinnur kuşanmış halde göreceksin aldanma şaşırma. Üstadım Şemsi Tebrizi’ye arz ve tam bir lütufla gelmesi için ısrar edeceksin.” buyurmuştur.

                                                                                                          Devam Edecek…