106.SAYI ÇIKTI

Allah’a İbadette Devamlılık

Usve-i Hasene- Peygamberin Ailesine Muamelesi

PEYGAMBERİMİZ (SAV)’İN AİLESİNE MUAMELESİ

 

Bir Aile Reisi Olarak Peygamberimizin Hanımlarının İhtiyaçlarını Karşılaması

"Annelerin yiyecek ve giyeceği, örfe göre babaya aittir." (Bakara 2/233)

Evin efendisine düşen en mühim vazifelerden biri, ailesinin rızkını temin etmek ve ihtiyaçlarını karşılamaktır. Çünkü Cenâb-ı Hak erkeğe, fıtraten ve hükmen o vazifeyi vermiştir. Ayeti kerimede şöyle buyrulur:

"Allah'ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılması sebebiyle ve mallarından harcama yaptıkları için, erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudur." (Nisa/34)

Allah Resulü (sav), ailesinin rızkını temin için lüzumu kadar çalışmış, bu yoldaki gayretlerin de ibadet ve infak yerine geçeceğini şöyle ifade etmiştir:

"Allah yolunda (cihat edilmesi için) sarf ettiğin, köle azat etmek için harcadığın, fakire sadaka olarak verdiğin ve bir de aile fertlerinin ihtiyaçları için harcadığın para var ya! İşte bunların içinde sana en çok sevap kazandıracak olanı, ailen için harcadığındır." (Müslim, Zekât, 39)

Sa'd bin Ebî Vakkâs (ra) Hazretlerinin rivayet ettiği uzun bir hadiste, Rasulullah (sav) Sa'd'e hitaben şöyle buyurmuştur:

"Allah rızasını düşünerek yaptığın harcamalara, hatta yemek yerken hanımının ağzına uzattığın lokmalara varıncaya kadar, yaptığın iyiliklerin hepsinin mükâfatını alacaksın." (Buhârî)

Demek ki insan, ailesinin ihtiyacı için yaptığı harcamalardan ve sarf ettiği gayretlerden dolayı ecir kazanacak ve elde ettiği helâl lokmaları büyük bir aile saadeti içinde yiyecektir. Hadisi şerifte ifade edildiği gibi bir kimsenin hanımının ağzına lokma verebilmesi için, evinde muhabbet ve samimiyet havasını teşekkül ettirmesi ve ahlâkî olgunluğa sahip olması lâzımdır. Ailesine karşı Peygamber Efendimizin sünnetindeki gibi davranmalı ki onun gönlünü fethedebilsin ve onunla şakalaşabilsin. Zira Allah Resulü, hanımlarına karşı son derece ince düşünceli, nazik, müsamahalı ve mütebessim bir insandı.

Hz. Âişe Validemiz:

"Rasulullah (sav) hanımlarıyla baş başa kalınca insanların en yumuşağı ve en güler yüzlüsü olurdu." demektedir. (Ali el-Müttakî)

Fahr-i Kâinat Efendimiz (sav) mesuliyeti altında bulunan kimselerin ihtiyaçlarını temin etmek için gerekli tedbirleri almış, onları muhtaç duruma düşürmemiştir. Bir kimsenin ailesini varlıklı olarak bırakmasının, insanlara muhtaç durumda bırakmasından daha hayırlı olduğunu bildirmiştir. (Buhârî)

Hazreti Enes (ra), Efendimizin maişet teminine verdiği ehemmiyeti şöyle nakleder:

Rasulullah (sav) Medine'de bir yahudiye zırhını bırakıp buna mukabil ailesi için arpa aldı. Ben o sırada Allah Resulü’nün şöyle dediğini duydum:

"Muhammed'in ailesine bir sa'  (Bir sa' yaklaşık 2.917 kg.) buğday ve bir sa' arpa bir gece yetmiyor. Şüphesiz onun yanında dokuz hanımı var." (Buharî)

Peygamber Efendimiz Nadiroğulları hurmalığından elde ettiği mahsulü satar ve ailesinin bir senelik nafakasını ayırırdı. Kalan kısmını da beytülmâle devrederdi. Allah Resulü (sav) bu âdetine hayatı boyunca devam etmiştir. (Buharî)

Fahr-i Kâinat Efendimiz (sav) ailesinin geçimi için develer edinmişti. Bu deve sürüsü Uhud ve el-Cemâa otlaklarında gün aşırı otlatılır, eve gelen sürüler sağılıp sütleri akşam yemeği olarak misafirlere ikram edilir, kalan süt ile ertesi sabah sağılan süt Rasulullah (sav) Efendimizin hanımlarına paylaştırılırdı. Ayrıca Hz. Ümmü Seleme, Efendimizin her hanımına farklı isimlerle anılan birer deve tahsis ettiğini, Allah Resulü’nün de herkesinkinden daha fazla süt veren ayrı bir devesi bulunduğunu bildirmiş, geçimlerinin büyük bir kısmının develerden ve davarlardan olduğunu söylemiştir. (İbn-i Sa'd)

Rasulullah (sav) Efendimiz her bir hanımı için mütevazı birer oda yapmış, böylece onların mesken ihtiyacını da karşılamıştır. Habibi Ekrem Efendimiz aile reisinin mesken ihtiyacını güzel bir şekilde karşılamadıkça huzur bulamayacağına şu hadisleriyle işaret etmişlerdir:

"İnsanı mutlu eden üç şey vardır: Dindar kadın, iyi bir ev ve iyi bir binek. İnsanı mutsuz eden üç şey ise kötü bir kadın, kötü bir ev ve kötü bir binek…" (İbn-i Hanbel)

Âlemlere Rahmet Efendimiz ailesinin ihtiyaçlarını hayatında iken karşılamakla kalmamış, ölümünden sonra da onların geçimlerini düşünmüş, "Ölümümden sonra Beni üzecek şeylerden biri de sizin meselenizdir." buyurarak ailesine karşı sorumluluk duygusunu ifade etmiştir. (Tirmizî)

Peygamber Efendimizin hanımları, dünya hayatı ile ahiret hayatından birini tercihte muhayyer bırakıldıklarında, ahiret hayatını tercih etmişlerdi. Bu sebeple Allah Resulü onlara bol miktarda mal mülk bırakmamıştı. Ancak vefatından sonra maişetlerini temin etmek için Hayber'in gelirinin kendi hissesine düşen kısmından her bir hanımına 80 vesk (Bir vesk yaklaşık 200 kg ) hurma ve 20 vesk buğday tahsis etmeyi de ihmal etmemiştir. (İbn-i Sa'd)

Aile reisi, hanesindeki fertlerin her türlü ihtiyacını karşılamak durumundadır. İbadete düşkünlük veya başka bir sebeple bu vazifesini ihmal edenleri Peygamber Efendimiz ikaz etmiştir:

"Kişinin, geçimini sağlamakla yükümlü olduğu kimseleri ihmal etmesi, ona günah olarak yeter." (Müslim)

Osman bin Maz'un'un hanımı Havle bint-i Hakîm güzel giyinen bir kadındı. Bir gün pejmürde bir kıyafetle Hz. Âişe'nin yanına geldi. Validemiz:

- Bu hâlin ne, diye sorduğunda:

- Kocam geceleri namaz kılıyor, gündüzleri de oruç tutuyor, dedi.

O esnada Rasulullah (sav) içeri girdi. Âişe (ra) durumu O’na anlattı. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz Osman'la görüşerek:

"Osman, Bize ruhbanlık emredilmemiştir. Bende senin için üsve-i hasene (güzel bir misal) yok mu? Vallahi sizin Allah'tan en çok korkan ve O'nun hudutlarına en fazla riayet edeniniz Benim" buyurdu. (İbn-i Hanbel)

Allah-ü Teâlâ kullarına büyük bir lütufta bulunarak ailelerinin maişeti için gösterdikleri gayreti ibadet, yaptıkları harcamaları da infak olarak kabul etmiştir. Bu sebeple insanlar geçimlerinden mesul oldukları kimselerin ihtiyaçlarını bir ibadet neşesi içinde karşılamalıdır. Ancak aşırıya giderek bütün zamanını dünyalık kazanmak için harcamamalı, ahreti için lâzım olan diğer vazifelerini de hakkıyla yerine getirmelidir. İnsan, kendisine ihsan edilen sınırlı vakti, hem bu dünyadaki hem de ahiretteki ihtiyaçlarını temin için en güzel şekilde değerlendirmelidir.