106.SAYI ÇIKTI

Allah’a İbadette Devamlılık

Belde Sultanları/ KASTAMONU

Karadenizin güzel illerinden Kastamonu “Evliyalar Şehri” olarak da ün yapmıştır.  Başta “ Şeyh Hacı Şa’ban-ı Veli Rahmetullahi aleyh” olmak üzere birçok Allah dostu mürşid-i kâmiller, âlimler abidler, nice Salih zatlar yetişmiştir bu beldelerde. Kastamonuluların dilinden düşmeyen bir söz vardır. “gelişiniz güle güle, gidişiniz güle güle her işiniz güle güle olsun” Bu söz şeyh Hacı Şa’ban-ı Veli’ye (KS) ait olup ziyarete gidenlerin bu sözün tesiri altında kaldıklarını pek çok defa şahit olduk. İnşallah bu sayımızda bu beldede yaşamış Allah dostlarında bahsedeceğiz Rabbim cümlemizi feyiz ve bereketlerinden istfade edenlerden eylesin Âmin.

PİR-İ MUAZZAM

ŞEYH HACI ŞA'BAN-I VELİ (KADDESALLAHU SIRRUH)

Hazreti Pir Şaban-ı Veli (k.s.), henüz dünyaya gelmeden babasını kaybettiği için yetim, üç yaşlarında iken annesi vefat ettiğinden öksüz kalır. Daha sonraki hayatı, hayırsever bir hanımın yanında geçer. Bu hanım, Şaban Efendi'yi, manevi evlâtlığa kabul etmekle birlikte tahsilini yapmasında maddi ve manevi yardımlarını esirgemez. Hatta tahsilini tamamlaması için İstanbul'a gönderir.

Hazreti Pir, ilk tahsilini Taşköprü'de yapar. Aklî ve naklî ilimleri özellikle Kuran, hadis, tefsir ilimlerinde bilgilerini derinleştirmek için Kastamonu'ya gelir. Ancak memleketindeki tahsille yetinmeyerek ilim ve fazilet diyarı olan İstanbul'a gider ve tahsilini İstanbul Fatih Medreseleri'nde tamamlar. Öğrenim yıllarında güzel ahlâkı, ağırbaşlılığı ve çalışkanlığı ile hocalarının teveccühüne mazhar olur.

Hazreti Pir Şaban-ı Veli (k.s.), zahiri ilimlerle tatmin olmaz ve irfan yolunda kendini irşat edecek bir mürşid-i kâmil aramaya başlar. İstanbul'daki bazı şeyhlere halini arz etmesine rağmen gönlü bir türlü bunlara meyletmeyerek arayış içinde ilahî hidayeti gözlemek yolunu tutar. Bu arada Fatih Medreseleri'nden icazetnamesini de alır. Hocalarının medresede müderris olarak kalma teklifine karşılık, kararını vermek için müddet ister.

O gece istiharesinde bir sesle: "Sılaya dön, sana kurtuluş oradadır!" diye emir verilir. Memleketine dönmek için manen işaret alan Şaban Efendi, hocalarıyla helâlleşerek bir arkadaşıyla birlikte Bolu üzerinden Kastamonu'ya gitmek üzere yola çıkar. Bolu’ya yaklaştığı zaman Bolu'dan İstanbul yoluna doğru gitmekte olan iki derviş görür. Karşılaştıktan dervişler:

- Azizimiz Hayreddin-i Tokadî Hazretleri: "Kastamonulu Şaban Efendi, İstanbul'dan dönüyor, onu alın dergâha getirin," buyurdu. Biz, İstanbul'dan gelen Kastamonulu Şaban Efendi'yi bekliyoruz, derler.

Bunun üzerine Pir Şaban-ı Veli Hazretleri:

-Kastamonulu Şaban benim, der ve iki dervişle Hayreddin-i Tokadî Hazretleri'nin dergâhına gitmek üzere yola koyulur. Akşamüstü Tokadî Hazretleri'nin huzuruna varırlar. Yatsı namazlarını tekkede kıldıktan sonra oradaki zikir halkasına katılırlar. Zikir biter, dua ve niyazlarda bulunulur. Ancak Şaban Efendi, bir türlü kendinde kalkacak derman bulamaz. Üç gün bu böyle devam eder ve onlar üç gün dergâhta misafir kalırlar. Üçüncü gün Pir Şaban-ı Veli Hazretleri'nin arkadaşı:

-Üç gündür burada kaldık. Artık destur isteyelim, deyince

Pir Şaban-ı Velî Hazretleri, gözlerinde biriken yaşlan silerek:

-Kardeşim! Onlar, bir zincir-i taifedir. Âşıklar kendi taraflarına ve silsilelerine çekerler. Onların cezbeleri galip geldi. Var, sen güle güle git. Bana burada kalmak göründü, deyip arkadaşını uğurlar.

Tokadî'nin dergâhında kalan Hz. Pir Şaban-ı Velî, Hayreddin-i Tokadî Hazretleri'ne bîat eder. Tam on iki sene Tokadî Hazretleri'nin rahle-i irşadında kalır ve canla, gönülle hizmete talip olur. Nefsini ve ruhunu mürşidi yoluna adar. Sonunda mazhar-ı hilâfet olur. Hayreddin Tokadî Hazretleri, hilâfet duasını yaptıktan sonra ona icazet vererek:

-Sana hilâfet verildi, memleketine dön! İrşat soframızı orada kurarak âşık ve sadıkları irşat edip tarikatı neşrediniz, buyurur.

Halveti Tarikatının Şa'baniye kolunun kurucusu Hazreti Pir Şaban-ı Veli Hazretleri,

İlk zamanları, Seyyid Sünneti Mescidi yakınlarındaki Cemaleddin Cami avlusuna iner. Bir süre burada münzevi bir hayat geçirir. Seyyid Sünneti Mescidi'nde bulunan halvethanelerin birinde erbaine niyet eder ve erbaini tamamlar. Onun kemalatının farkına varan halk, Hz. Pir'in sohbetlerine iştirak eder. Ancak o tarihlerde mescidin şehrin dışında bulunması nedeniyle Şaban Efendi'yi Honsalar Mahallesi'ndeki Honsalar Cami'ne davet ederler. Şaban Efendi, bu camide va'z ve nasihat ve irşat ile meşgul olur. Daha sonra çıkan yangında Honsalar Cami yanar. Camiyi yeniden yaptırmak isteyen dervişlere Şaban Efendi izin vermeyerek: 'Bu yanıkta bir hikmet vardır,' buyurur.

Yangının ardından Hazreti Pir Hacı Şaban-ı Veli, Hisarardı Seyyid Sünneti Mescidi'ne yakın bir eve taşınır ve irşat görevini Seyyid Sünneti Hazretleri'nin yaptırdığı dergâhta devam eder. Mürşidi İnsü Can, Mürşidüs Sakaleyn denmesi de insanlara ve cinlere Mürşid ve Pîr olmasındandır. Yetiştirdiği sayısız zattan 360 kişiye hilafet vermiştir. Bunlar dünyanın her tarafına Halvetîyye-i Şabaniyyeyi götürmüşlerdir. Afrika, Mısır, Afganistan, Pakistan, Hindistan, Makedonya’da günümüzde bile devam etmektedir 4 mayıs 1569(H 976) yılında gün doğarken Âhirete irtihal etmişler, medrese yıllarından arkadaşı olan ve tarikatın İstanbul ayağını idare eden Süleymaniye vaizi Şeyh Muharrem Efendi cenazesini yıkamış ve namazını kıldırmışlardır.. Kendi dergâhının bahçesine defn edilir. Şu anda Hz. Pir Külliyesi içinde medfundur. Kabr-i şerifleri, çok müzeyyen olmakla beraber kabrinin etrafında kendinden sonra gelen, ondan fazla azizanın kabirleri, aynı kubbe altındadır.

Hz Pîr Şeyh Şaban-ı Velî Külliyesi ve Türbesi Kastamonu Hisarardı Mevkiinde ziyarete açıktır. Bu Külliyede kendisinden sonra gelen birçok Postnişinler hazire içerisinde yer almakta olup, bu Camiyi ve Külliyeyi yaptıran Ömer Fuadî Hazretleri de burada bulunmaktadır. Ayrıca Ömer Fuadî Hazretleri bir de menâkıb hazırlatıp Hz Pîri ve Onun yolunu anlatmıştır. Şâbaniyye Kolunun Şubeleri: Karbaşiyye, Bekriye, Sümmâniyye, Feyziyye ve Çerkeşiyyedir

Harzreti Pir Şeyh Şaban-ı Veli (k.s.) Kastamonu halkı tarafından gerek İstanbul medreselerindeki ilm-i zahiriyle gerek tahsilinden sonraki Hayreddin Tokadî Hazretleri'nin yanında gördüğü manevi eğitim ve terbiyenin sonucu safiyete erişmiştir. Yüzlerce derviş kendisinden feyz almıştır. Hz. Pir hakkında pek çok kitaplar yazılmıştır. Duyulmasını istemediği hâl ve keramatı, birçok kişi tarafından zahir olmuştur. Bunlardan biri, şöyle anlatılır:

Kastamonu'ya varınca bir dergâh açmış, halktan birisi gelip

-Sen ne iş görürsün, demiş?

Pir Şaban-ı Veli Hazretleri:

-Kalp kalaylarım, diye buyurmuş.

Vatandaş, onu kap kalaylarım diye anlamış ve evine gidip bir çuval bakır kap getirerek:

-Şunları kalaylayıver, demiş.

Pir Şaban-ı Veli Hazretleri:

-Biz kalp dedik, ama sen kap anlamışsın. Neyse zahmet etmişsin, getirmişsin. O işi de görüverelim. Yarın gel, al demiş. Ertesi günü çuvalın ağzı bile açılmadığı halde çuvalın içindeki kapların pırıl pırıl olduğu görülmüş.

İlel Cenneti Ebeda…