106.SAYI ÇIKTI

Allah’a İbadette Devamlılık

ÇOCUK KÖŞESİ

Hazreti Muhammed’in Hayatı

Amca Himayesi

Peygamber Efendimiz hariç herkes yemeğe katılmıştı. Bahira, oradakileri birer birer süzdü. Kutsal kitaplarda okuduğu sıfatları hiç birinde göremeyince hemen sordu:

-Geride kalan biri var mı?

-Bir çocuktan başka kimse kalmadı, dedi biri.

Bahira,

-Lütfen, o çocuğu da çağırın! O da yemek yesin, deyince oradakilerden biri Efendimizin yanına gidip, O’nu çağırdı ve birlikte manastıra geldiler.

Rahip Bahira, Peygamberimizi görür görmez O’nun müjdelenen son nebi olduğunu hemen anlamıştı. O’na dedi ki:

-Ey çocuk! Ben Sana bazı sorular soracağım. Lat ve Uzza hakkı için cevap ver!

Efendimiz bunu duyunca:

-Lat ve Uzza adını anarak Bana bir şey sorma! Ben,onlardan nefret ettiğim kadar hiçbir şeyden nefret etmem, buyurdu.

Bahira:

-Öyleyse Allah aşkına cevap ver!

Efendimiz (sav):

-Bana istediğini sor!

-Bunun üzerine Bahira, Nebiler Nebisi’ne birçok soru sordu. Peygamberimiz de sorulan bütün soruları cevaplandırdı. O’nun her özelliği, kutsal kitaplarda anlatılan kişinin sıfatlarına uygundu. Bahira, en sonunda O’nun sırtına da baktı ve iki omuzu arasındaki peygamberlik mührünü gördü. O’nun gelmesi beklenen son peygamber olduğundan artık emindi.

Ebu Talib’e dönerek sordu:

-Bu çocuk senin neyin olur?

-Oğlumdur, diye cevapladı Ebu Talib.

Bahira, kendinden emin bir şekilde,

-O,senin oğlun değildir! Bu çocuğun babası sağ olamaz, deyince Ebu Talib,

-Doğru söyledin. O benim kardeşimin oğludur, deyiverdi.

Bahira sorularına devam etti:

-Babasına ne oldu?

-Annesi çocuğa hamile iken öldü!

-Doğru söyledin.

-Annesine ne oldu?

-O da Muhammed altı yaşında iken öldü.

Ebu Talib’in bu cevabı ardından rahip Bahira, ona biraz daha yaklaştı ve,

-Doğru söyledin! Muhammed’i hemen memleketine götür! Çünkü bu çocuk, bütün peygamberlerin sonuncusudur. Yahudiler, son peygamberin kendi içlerinden çıkacağını ümit ediyorlar. Bu çocuğun son nebi olduğunu fark ederlerse kendi soylarından gelmediği için kıskançlık sebebiyle O’nu öldürmek isteyebilirler, dedi.

Yeğenini çok seven Ebu Talib, Bahira’nın sözünü tuttu ve kervanla fazla ilerlemedi. Malını orda satarak hemen Mekke’ye geri döndü.

 

 

Bir Hadis Bir Hikâye

Yarım İbadet

Enes dedesine:

-Dedeciğim, çalışmakta ibadet sayılır mı, diye sordu.

Dedesi:

-Elbette güzel torunum, çalışmanın her türlüsü ibadettir. Sen şimdi ders çalışıyorsun o da bir ibadettir. Hatta Peygamber Efendimiz (sav) bir defasında, “Bütün iyiliğin çeşitleri ibadetin yarısıdır. Diğer yarısı da duadır.” buyurmuştur. Sen derslerine çalışarak bir çeşit iyilik yapmış oluyorsun. Ve bu iyiliğin de bir ibadettir.

-Yani dede, insan ne iyilik yaparsa yapsın ibadetin yarısını yapmış oluyor. Her hangi bir şeye dua ettiğinde ibadeti tam yapmış mı oluyor?

-Evet, yavrum. Çok güzel anlamışsın, aferim sana, dedi.

 

FIKRA

Yas Tutuyorlar

Hocanın tavuğu ölmüş. Civcivlerin de başıboş kalmış.

Hoca kaybolmalarından korkmuş.

Boyunlarına siyah bezler bağlamış. Sonra da içlerinden ip geçirip birbirlerine bağlamış.

Meraklı bir komşusu sormuş:

-Hoca o civcivlerin boynundaki de nedir?

Komşusunun merakına içerleyen Hoca, anında cevabı vermiş:

- Anneleri öldü de yas tutuyorlar.