106.SAYI ÇIKTI

Allah’a İbadette Devamlılık

TASAVVUF'TA SORU CEVAP/ Tefekkür Nedir?

İnsanoğlu, varlıkların en şereflisi ve kâinatın gözbebeği olarak yaratıldığı için, onun mes’ûliyet ve vazifeleri büyüktür. Buna göre de kendisine engin bir tefekkür kabiliyeti ihsan edilmiştir.

Çünkü insan; yiyip içme, yaşama ve neslini devam ettirebilme bakımından diğer mahlûkatla benzer özelliklere dair nefsanî tefekkür ile değil, ancak kendisini inkişaf ettirecek ve bu vesileyle Cennet ve Cemâlullâh’a nail edecek olan ruhanî tefekkür ile insanlık haysiyet ve şerefine haizdir.

Tefekkür Allah’ı ve O’nun kudretini düşünmek demektir.

Şu üç şekilden birisiyle tefekkür edilebilir:

 

1. Tefekkür Hali

Allah’ın (cc) zati sıfatlarını değil de, subuti sıfatlarını yani, “Hayat, ilim, irade, kudret, tekvin, semi, basar, kelam” sıfatlarından birini tefekkür eder.

İbni Abbas (ra) şöyle demiştir:

Bir grup, Allah'ın zatı hakkında tefekküre daldılar.

Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) şöyle dedi:

“Allah’ın mahlûkları hakkında düşünün. O'nun zatı hakkında düşünmeyiniz. Çünkü sizler Allah-ü Teâlâ'yı gereği gibi takdir edemezsiniz”

 

2. Tefekkür Hali

Ölümü tefekkür eder. Kendisinin öldüğünü, yıkandığını, camiye götürüldüğünü, namazının kılındığını ve kabre konulduğunu, meleklerin onu sorguya geldiğini düşünür. Ve zikrullaha başlar.

“Ölümü çokça anınız. Zira o günahları eritir ve dünyadan yüz çevirtir.”

            “Lezzetleri yenen ölümü çokça anın.”

Yani, ölümü sık sık hatırlamak suretiyle dünyevi lezzetlere karşı olan arzularınızı kırınız. Böylelikle o zevklere karşı bağlılığınız kesilmiş olur ve hakkıyla Allah-ü Teâlâ’ya ibadete yönelebilirsiniz. Cenabı Hak enbiya süresinin 34. ve 35. ayetlerinde şöyle buyuruyor:

“ Birde Biz senden önce hiçbir kimseye ölümsüzlük vermedik. Eğer sen ölürsen onlar baki mi kalacaklar? Her canlı ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak kötülük ve iyilik ile deneyeceğiz; hepinizde sonunda bize döneceksiniz.”

Kaldı ki bu ümmet en kısa ömre sahiptir. Ahirete hazırlanmalıyız. Ömür kısa borçlar çok elbet bu borç için sorguya çekileceğiz. Rasulullah (sav) Efendimiz bir hadisi şerifte şöyle buyuruyor:

“Eğer hayvanlar ölüm hakkında insanların bildiklerini bilselerdi, sizler hiçbir zaman iyi beslenmiş bir hayvan eti yiyemezdiniz!”

           

3. Bir diğer tefekkür hali ise;

 

Peygamber Efendimiz (sav) ruhani âlemde yüksekçe bir yerde oturuyor. Hemen sağında ve solunda Ebu Bekir Efendimiz, Ömer Efendimiz, Osman Efendimiz, Ali Efendimiz bulunuyor. Karşılarında geçmiş peygamberler Hz Adem (as)’dan itibaren sıralanıyorlar. Arkalarında sahabeler, arkalarında piranlar ve en arkada dervişin kendisi var olduğunu düşünerek, üstadıyla birlikte bu zatlara bakarak zikrullaha başladığını tefekkür eder.

           

Tefekkürü biraz daha açacak olur isek;

            Cenab-ı Zülcelâl Hazretlerinin gökleri, denizleri ve karadaki mahlûkatları nasıl yarattığını, zerreden kürreye kadar her şeyi tefekkür eder. Sonra zekeratül mevte (ölümü tefekkür) geçer.

            Ya Rabbi!

            Bir damla meni idik. Anamızın karnında kan olduk, pıhtılaştık. Et olduk. Şeklimiz şemailimiz belirdi, ruhumuz dirildi. Cennet misali anamızın karnında rızıklandık.

            Ya Rabbi!

            Doğduktan sonra annemizden rızıklanacağımız sütü halk ettin. İçinde her vitamini bulundurdun. Emekledik, büyüdük. Evlendik çeşitli sıkıntılar, çeşitli elemler, hastalıklar geçirdik. Yataklara düştük. Doktorlara koştuk. Fakat onlar da bir çare bulamadı.

            Ya Rabbi!

            Veren Sensin, alan Sensin. Elbette biz ahiret yolcusuyuz. Bu ceset toprağın malıdır diye, tefekkür ettik.

            Azrail (as) geldi, ruhumuzu aldı. Yıkadılar, kefenlediler. Malımız, eşimiz, dostumuz hep dünyada kaldı. Kabre koydular, üstümüze toprak attılar. Melekler sorgu için geldiler;

            “Rabbin kim? Peygamberin kim? Dinin nedir?” diye sordular. Mahşer yerinde insanlar fevc fevc toplanmaya başladı. Herkes otuz üç yaşında olacak. Aman Ya Rabbi! Amel defterim sağımdan mı, yoksa solumdan mı verilecek? Sen bilirsin Ya Rabbi! Habibin Ahmed Resulün Muhammed Mustafa (sav) Efendimizin Liva’ül Hamd Sancağına bizi dâhil eyle, sevk eyle, Cennet ve cemaline müşerref kıl Ya Rabbi!” diye tefekkürümüze devam ederiz.

Ondan sonra İbrahim (as)’ın ateşe atılırken Allah’a teslim olduğu gibi teslim oluruz. Allah (cc) her şeye kadir. Bizi kurtaracak O’ndan başka kimse yok!

            Ya Rabbi!

            Ancak Sana ibadet eder, ancak Senden yardım dileriz. (Fatiha)

            Ya Rabbi!

            Bizi, O inam ettiğin, ihsan ettiğin peygamberler, salihler, sıratı müstakimde olanlardan eyle! Gazabına uğrayan nemrutlardan, ebu cehillerden, zanilerden, içkicilerden, kumarcılardan, delalete uğrayanlardan eyleme, denilerek tefekkür edilir.