106.SAYI ÇIKTI

Allah’a İbadette Devamlılık

MUHİDDİN İBNİ ARABİ HZ.LERİNDEN NASİHATLER

CÖMERTLİĞİN FAZİLETİ CİMRİLİĞİN KÖTÜLÜĞÜ

Sadaka verme hususuna önem ver. Çünkü yüce Allah, sadaka veren erkekler ve kadınlara büyük mükâfat vâdettiği gibi mağfiret edeceğini de bildirmiştir. Sadaka farz veya nafile olarak yapılan infaktır. Farz olanına zekât denildiği gibi nafile olanına da tatavvu denilir. Farzı eda edersen, cimrilik illetinden kurtulmuş sayılırsın. Tatavvu olarak verdiğin sadakalarla ise yüksek dereceler elde edersin ve cömertlikle vasıflanırsın.

Sakın cimrilik etme. Hem şunu da bil ki malın üzerinde zekâttan ayrı olarak bir hak daha vardır. O da, mümin kardeşini mali sıkıntı sebebiyle helak olacak bir durumda gördüğün zaman onu ve ailesini bu durumdan kurtarmak için malının fazlasından ona vermendir. Ya hibe yoluyla ya da borç şeklinde ama her halükârda vermen gerekir. Bu veriş de bir sadaka sayılır. Bir bedevî Peygamber Efendimiz (sav)'e sorular sormuştu. Bu sorulardan biri de zekât hakkında idi. Bedevî: Ya Rasulullah farz olan zekâtın haricinde vermen gereken bir borç var mı, demiş, Efendimiz (sav)'de:

“Hayır yoktur. Ancak tatavvu olarak verebilirsin.” (Buharî) buyurmuştu.

Yüce Allah Kur'an'ı Kerim'de sertlik ve şiddet anlamını taşıyan bir kelime olan “es-sıddık” kelimesini sadaka veren için kullanmış ve “mütesaddık” diye isimlendirmiştir. Çünkü sadaka veren kişi farz olsun nafile olsun kendi nefsine karşı şiddet gösteriyor demektir. Çünkü nefsin fıtratı, cimrilik ve hırs üzerine yaratılmıştır. Ayeti kerime'de bu durum açıkça beyan edilmiştir:

“Gerçekten insan, pek hırslı (ve sabrı kıt) yaratılmıştır. Kendisine şer dokunduğunda sızlanır, feryad eder. İyilik dokunduğunda da pinti kesilir.” (Meariç;19,20)

Efendimiz (sav)’de sadaka vermenin ne zaman daha faziletli olduğunu şöylece ortaya koymuştur.

“Sıhhatli iken, mala karşı hırslı ve cimrilik gösterdiğin, fakirlikten korkup zengin olmayı ve yaşamayı umduğun bir vakitte sadaka vermen daha faziletlidir.” (Müslim;93)

Ayeti Kerime'de:

“Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir.” (Haşr;9)

Malı mülkü olan kişi, uzun bir hayat sürmek umuyorsa, elinde olan imkânın kaybolup fakir düşmesinden korkar durur. Düşünür ki hayatı boyunca başına her türlü felaket gelebilir, ayrıca yapmak istediği emelleri de vardır. Dolayısıyla mal elinde durmalıdır. İşte bu duygu, insanı cimriliğe sevkeder. Sadaka vermekten ve sıkıntıda bulunanları rahatlığa ulaştırmaktan alıkoyar. Hâlbuki o malı ona Allah (cc) vermiştir. Bunu düşünmeden malı yığar da yığar. İnfaka yanaşmaz. Hatta farz olan zekâtı dahi vermez olur. Bu sebeple ahirette ateşli azabı hak eder. Ayeti Kerime'de Cenab-ı Hak:

“(Zekâtı verilmemiş bu paralar) Cehennem ateşinde kızdırılıp bunlarla onların alınları, yanları ve sırtları dağlanacağı gün (onlara denilir ki): İşte bu, kendiniz için biriktirdiğiniz servettir. Artık yığmakta olduğunuz şeylerin azabını tadın.” (Tevbe;35) buyurmuştur.

İşte insan, üzerine vacip olan zekât ve ödünç verme vazifesini yerine getirmezse, bu şiddetli azaba duçar olacaktır. Vermek zor ve güç bir iş olması sebebiyle, bu manayı ihtiva eden “sadaka” kelimesi kullanılmıştır. Arap dilinde “sadaka” kelimesinin bu manaya geldiğini gösteren deliller vardır. Malını infak edenle, cimrilik gösteren kimsenin durumunu Efendimiz (sav) şöyle bir misalle belirtmiştir:

“Sadaka veren kişi ile vermeyen cimri kişinin misali, üzerlerinde demirden cübbe bulunan şu iki kimsenin durumu gibidir. Demir cübbe, onların ellerini boyunları tarafına doğru sıkmıştır. Sadaka veren kişi her sadaka verdikçe bu cübbe genişler, parça parça çözülüp kaybolur, eser kalmaz. Cimri de ne zaman, sadaka vermeyi içinden geçirse o demir zırhın halkaları birbirine geçer onu sıktıkça sıkar.” (Buharî; 9)

Cimri olma. Çünkü cimrilik dünya ve ahirette kişiyi felakete sürükler. Seni cömert yapacak ve cimrilikten kurtaracak olan şey, ilimdir ve onunla amel etmektir. Şayet sen bilirsen ki senin rızkını senden başka hiç kimse yiyip içemez. Bütün yer ve gök ehli beraber olup seninle rızkın arasına girmek isteseler, buna güçleri yetmez. Ve yine bilirsen ki bir başkasının rızkı senin elinde bulunuyorsa, o ona mutlaka ulaşacaktır. Çünkü o onun gıdasıdır ve onunla hayatını sürdürecektir. Hatta yer ve gök ehli mani olmak isteseler asla başaramazlar. Durum böyle olunca, gönlüne sadaka vermek fikri düşünce, durma hemen ver. Böyle yaparsan kerem sahibi övgüye lâyık biri olursun.

Senin tasadduk da bulunduğun şey, hakikatte Allah katında o verdiğin kimsenin kendi hakkıdır. Bununla beraber bu hareketinle sen övgüye lâyık biri oluyorsun. Bunu böyle bilirsen, elinde olanı vermek sana kolay gelir. Böylece sen de kerem sahiplerinden biri olursun. Allah katında sadaka verenlerden yazılırsın. Fakat böyle yapmazda verdiğini tereddütle ve zorlukla verir, verdiğinin arkasını ararsan ve bir de kendini, infak edip kendini rahata kavuşturduğun kişiden üstün görürsen bu da bir cehalet ve kaba bir davranıştır ki kaçınman gerekir. Sana cahillik yapılmasını istemediğin gibi sende başkasına cehaletle muamele etmekten sakın. Çünkü Efendimiz (sav) böyle olmaktan Allah'a sığınırdı:

“(Ey Allah’ım!) Cahillik etmekten (kabalıktan) yahut bana cahillik edilmesinden sana sığınırım.” (Ebu Davud)

 CUMA GÜNÜ GUSLETMENİN ÖNEMİ

Sana tavsiyem, her cuma günü cuma namazı için camiye gitmeden önce güzelce bir boy abdesti al. Bunu yaparken de bir vacibi yerine getirmeye niyet et. Çünkü Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur:

“Her Müslüman’ın cuma günü gusletmesi vaciptir.” (Buharî)

Diğer bir hadisi şerifte ise:

“Her hafta bir defa yıkanmak, her Müslüman’ın yapması gereken bir vazifedir.” (Nesaî)

Cuma günü gusletmek suretiyle bu iki hadisle de amel edilmiş olur. Bir hafta içinde yedi günde bir gusledilmesindeki hikmet şudur:

Cenab-ı Hak haftanın günlerini cumadan cumaya devreden yedi gün olarak yaratmıştır. Cuma gününün sonu, diğer haftanın günlerinin başladığı andır. Cuma günü gusledersen önceki haftadan taharet üzere tertemiz bir şekilde ayrılmış olursun. Aynı zamanda bu davranış kendine bir ikram, bedenine de bir temizlik olmuş olur. Nitekim misvak hakkında şöyle bir hadisi şerif mevcuttur:

“Misvak ağzı temizler ve Hak Teâlâ'nın rızasını celp eder.” (Buharî)

Haftada bir defa boy abdesti almak da bedeni temizlediği gibi, Rab Teâlâ'yı da hoşnut eder. Çünkü kul Allah'ı razı edecek bir amel işlemiş oluyor. Zira bu ameli Allah emretmiş, kul da o emre uymuştur.