106.SAYI ÇIKTI

Allah’a İbadette Devamlılık

Gökyüzündeki Yıldızlar /Ebu Ubeyde Bin Cerrah Hazretleri

Ebu Ubeyde bin Cerrah Hazretlerinin; uysal, uyumlu, herkesle iyi geçinmesini bilen bir yapısı vardır. Sosyal ahengi, kardeşlik ruhunu muhafaza etmeye özen gösteren ve bu uğurda kendisine takdim edilen makamları bile elinin tersiyle itebilen bir insandır.

Bunun en güzel örneklerinden biri Selasil Gazvesi'ndeki tavrıdır.

Şöyle ki:

Zatu's­ Selasil Gazvesi'nde Amr b. As, Beliy ve Üzre kabileleri üzerine gönderilmişti. Oraya giden Hz. Amr, durumun iç açıcı olmadığını görüp, Efendimiz (sav)'den destek isteyince Allah Rasûlü (sav) Ebu Ubeyde komutasında muhacirlerden müteşekkil bir ordu gönderir ve O’nu bütün orduların kumandanı olarak atar. İki ordu buluşur ve Efendimiz (sav)'in emri Hz. Amr'a tebliğ edilir. Bu arada bazıları, bu olayı bir türlü kabullenemez ve anlaşmazlık çıkar. Bunun üzerine Ebu Ubeyde, "Allah Rasûlü (sav), Bana 'Amr ile anlaşın. Sakın ola ki tartışmayın. O Sana itaat etmezse, Sen O’na itaat et.' dedi." der ve Amr komutasındaki orduda yerini alır. Bu konuda Muğire b. Şube'nin ısrarları, O’nu kararından vazgeçiremez. Bu arada ordunun maddî durumu epeyce sıkıntılıdır. Zaman zaman Ebu Ubeyde kumandasındaki ordu, yolda günlük bir hurma ile iktifa etmiş ve bazen de yollarda selem ağacının yapraklarını yemek mecburiyetinde kalmışlardı.

Allah Rasûlü (sav)'nün vefatına müteakip, halife seçimi için yapılan, "Benî Saide" bahçesindeki toplantıda, Ebu Ubeyde bin Cerrah Hazretlerinin ismi, devlet başkanı adayları arasında geçerdi. Ve gariptir, O’nu destekleyenler arasında Hz. Ebu Bekir de vardır. Ebu Ubeyde Hz.leri, bu teklifi reddederek, halifelik makamına Hazreti Ebu Bekir'in daha layık olduğunu söyler ve O’na ilk biat edenler arasında yer alır. Nitekim, Hz. Ömer'in vefatı öncesinde: "Eğer Ebu Ubeyde sağ olsaydı, devlet başkanlığına O’nu getirirdim." demesi bunu göstermektedir. Hz. Ömer'in, Ebu Ubeyde'ye bakışını gösteren şu olay dikkat çekicidir.

Bir gün Hz. Ömer (ra), arkadaşları ile bir evde otururken, onlardan dilek, istek ve temennilerini sorar. Bazıları Allah yolunda infak etmek için ev dolusu altın, bazısı aynı gaye uğrunda mücevherat temenni eder. Hz. Ömer ise; "Ne kadar arzu ederdim bu ev, Ebu Ubeyde misali insanlarla dolu olsaydı." diyerek hem temennisini ortaya koyar, hem de huzurda bulunan kişilere dolaylı bir mesaj verir.

Hz. Ebu Ubeyde, fethettiği Şam ve civarının tanzim ve idaresiyle meşgul olurken, veba hastalığına yakalanmış ve şehit olmuştur. Tarihe "Amvas Vebası" diye geçen bu elim olayda, Ebu Ubeyde'nin yanı sıra, daha yüzlerce sahabenin vefat ettiği bilinen bir gerçektir. Hz. Ömer, o bölgede veba çıktığını duyunca Ebu Ubeyde'ye bir mektub yazmış ve "Bu mektubu alınca hemen Medine'ye gel. Seninle görüşmek istediğim bir mesele var." demişti. Halifenin maksadını anlayan Ebu Ubeyde, 'Arkadaşlarımdan ayrılamam.' diyerek bu isteğe icabet etmemişti. Vefatı öncesinde Medine'den bu bölgeye kadar gelen Halife, Ebu Ubeyde'yi bölgeden çıkması için ikna etmeye çalışmış fakat başarılı olamamıştır. Bir karşılama esnasında hem bölge valisi, hem de Suriye bölgesi topraklarının fethini gerçekleştirmiştir. İslâm ordularının başkumandanı olan Ebu Ubeyde'nin çadırına giren Hz. Ömer, çadırda kılıç, kalkan ve mızraktan başka bir şey göremeyince, ona niçin evde kullanılabilecek eşyalar almadığını sormuş, Ebu Ubeyde Hz.leri de,

"Ey Müminlerin Emiri! Onlar rahat ve rehavetimizi, dünyaya bağlılığımızı artırır." diye cevap vermiştir.

Hz. Aişe (r.anha)'nin ifadesiyle, ashab arasında Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer'den sonra Nebiler Serveri (sav)'nin en çok sevdiği kişi olan Ebu Ubeyde, vefatı öncesi insanlara hitaben,

"Ey insanlar! Bu hastalık Allah'tan size bir rahmettir. Peygamberimiz (sav)'in duasının kabulü ve sizden önceki salih kişilerin ölüm şeklidir." dedi.

Bir müddet sonra bu dua kabul olmuş ve Ebu Ubeyde elli sekiz yaşında iken vebadan 'şehid olarak' vefat etmiştir. Cenaze namazını, yerine vekil olarak bıraktığı, Hz. Muaz b. Cebel kıldırmıştır. Kabri şu anda Ürdün'ün Beysin bölgesinde, kendi adıyla anılan köyde bulunmaktadır. Ürdün Vakıflar Bakanlığı, kabrin yanına şu anda büyük bir külliye inşa etmektedir.

Ebu Ubeyde bin Cerrah Hazretleri ile ilgili mülahazalarımızı ve değerlendirmelerimizi, O’nun düşünce dünyasını çok iyi yansıtan şu iki cümlesi ile noktalayalım:

"Siyah olsun, kırmızı olsun; hür olsun, köle olsun; Acem olsun, Arap olsun bütün insanlar Benden daha faziletli ve daha takvalıdır. Bu insanlar gibi olabilmeyi ve onların emri altında olmayı ne kadar isterdim!"

"Nice elbisesi beyaz olanlar vardır ki, dini kirlidir. Nice nefsine hürmet gösterenler vardır ki, aslında ona ihanet etmektedir. Günahlarınızı, yapacağınız iyiliklerle affettirmeye bakın. Zira sizden birinizin sema ile arz arası günahları da olsa, yapacağı bir iyilik, onun bütün günahlarını affettirebilir." (Radıyallahu Anh).

Son olarak Hz. Ömer (ra)'in oğlu Abdullah'ın şu ifadesiyle yazıya son verelim:

"Kureyş ricali içinde üç kişi vardır ki, yüzleri yüzlerin en güzeli, zekaları zekaların en keskini, kalpleri de kalplerin en metinidir. Bunlar, Hz. Ebu Bekir, Hz. Osman b. Affan ve Hz. Ebu Ubeyde b. Cerrah'tır." (İbn Asakir).