106.SAYI ÇIKTI

Allah’a İbadette Devamlılık

Usve-i Hasene- Peygamberin Ailesine Muamelesi

Bir Aile Reisi Olarak Peygamberimizin Hanımlarına Yardım Etmesi

"Allah Resulü de bir beşerdi. Elbisesini diker, koyunlarını sağar, kendi işlerini yapardı." (İbn-i Hanbel, VI, 256)

Rasulullah (sav) Efendimiz hayat sahibi her canlıya hizmet etmekten dolayı ecir alınacağını haber vermiş (Buhâri, Şirb, 9) ve kendisi de Allah'ın mahlûkatına elinden gelen her türlü hizmeti yapmıştır. Durum böyle olunca onun ailesine karşı nasıl şefkat ve yardım hisleriyle dolu olduğunu anlamak zor değildir. Çünkü o, kadınlara Allah'ın emaneti gözüyle bakmış, bu emanetlere son derece titiz ve nazik davranmıştır. Hanımları onun etrafında pervane olmalarına rağmen yine de kendi işini bizzat yapmaya çalışmış; elbiselerini temizlemiş, koyunlarını sağmış, yırtığını yamayıp söküğünü dikmiş, ayakkabılarını tamir etmiş, evini süpürmüş, devesini bağlayıp yemini vermiş çarşıdan aldığı eşyayı bizzat taşıyarak kimseye yük olmak istememiştir.

Hz. Âişe Annemiz, kendisine muhtelif zamanlarda, Rasulullah (sav)'ın evindeki hayatı nasıldı, diye sorulduğunda şu cevapları vermiştir:

- O, evinde sizler gibi ayakkabısını tamir eder, elbisesini dikip yamardı. (İbn- i Hanbel)

- Rasulullah (sav) de bir beşerdi. Elbisesini diker, koyunlarını sağar, kendi işlerini yapardı. (İbn-i Hanbel)

- Ailesinin hizmetinde bulunurdu. Namaz vakti gelince de namaza giderdi. (Buhâri)

Rasulullah (sav)'ın hanımlarına yardımcı olmasını ve onları memnun etmesini anlatan pek çok rivayet mevcuttur. Bunlardan bazıları şöyledir:

Fahri Kâinat (sav) Hayber dönüşünde hanımı Safiyye Validemiz için bineğinin terkisine bir örtü sererek O’nun rahatını temin etmiştir. Sonra devesinin yanında çömelip dizini dayayarak Safiyye (r.anha)'nın kolayca deveye binmesine yardımcı olmuştur. (Buharî)

Yine bir hac seferi esnasında Safiyye Validemizin devesi diz üstü çökerek O’nu düşürünce ağlamaya başlamıştı. Rasulü Ekrem Efendimiz, O’nu sakinleştirerek kendi eliyle gözyaşlarını sildi. (Muhibbuddîn et-Taberî)

Hazreti Âişe (r.anha) Peygamber Efendimizin mutfak işlerinde kendisine yardımcı olduğu bir hâdiseyi şöyle anlatır:

- Ben Rasulullah (sav) ile birlikte evde oturuyordum. Babam Hz. Ebû Bekir Bize bir koyun paçası hediye etti. Onu Allah Resulü ile beraber evin karanlığında parçaladık.

Dinleyenlerden birisi:

- Sizin lâmbanız yok muydu, diye sordu.

Hz. Âişe:

- Eğer yanımızda lâmbaya koyacak yağımız olsaydı şüphesiz onu katık yapar yerdik, cevabını verdi. (İbn-i Sa'd, I, 405)

Fahri Kâinat Efendimiz evindeyken çocukların bakımına da yardımcı olmuştur. Kızı Hz. Fâtıma'nın evinde kaldığı bir gün, önce Hasan sonra da Hüseyin su istemişlerdi. Allah Resulü (sav) derhal kalkıp önce Hasan'a sonra da Hüseyin'e su verdi. Bundan Hasan'ı daha çok sevdiği hükmüne varmak isteyen Fâtıma'ya da:

Hayır, ilk defa Hasan istedi, dedi. Sonra da:

Bağış ve ihsanlarda çocuklarınıza eşit davranın! Şayet birisini üstün tutacak olsaydım kızları üstün tutardım, buyurdu. (İbn-i Hacer)

Hazreti Ali (ra) de buna benzer bir hâdiseyi şöyle anlatır:

Rasulullah (sav) bize gelmişti. Hüseyin içecek bir şey istedi. Allah Resulü kalkarak bizim koyunun yanına vardı ve onu sağdı. O esnada Hasan O’nun yanına varıp süt içmek istedi, ancak Rasulullah O’ndan önce Hüseyin'e verdi. Fâtıma:

- Ya Rasulullah, sanki Hüseyin'i daha çok seviyorsunuz, deyince:

"Hayır, O daha önce istemişti, buyurdu. (İbn-i Hanbel)

Yine bir gün Efendimiz, torunu Ümame'yi yanına çağırmış, gözünün kenarında kir olduğunu görünce onu bizzat silmiş ve temizlemiştir. (İbn-i Sa'd)

Hazreti Âişe (r.anha) şöyle anlatıyor:

Üsâme bin Zeyd kapının eşiğine takılıp düşmüştü. Yüzünde yara açıldı ve kanamaya başladı. Rasulullah (sav) hemen ilgilenip Bana:

" Çocuğun yüzünü temizleyiver, dedi.

Ben biraz tiksinir gibi oldum. Hemen kendisi kalktı, kanı temizledi ve su serperek Üsâme'nin yüzünü yıkadı. Sonra dedi ki:

“Üsâme kız olmuş olsaydı O’nu ziynet eşyaları ile süsler, güzel elbiseler giydirir ve cazibeli hâle getirirdim.” (İbn-i Mâce)

Azat ettiği kölesi Zeyd bin Hârise'nin oğlu olan Üsâme, Efendimizin muhabbetine mazhar olmuş ve "Hıbbü'n Nebî: Peygamberin çok sevdiği kimse unvanıyla yâd olunmuş bir sahabedir. Ömrü boyunca İslâm ordularının başında Allah'ın dinini yaymak için cihat etmiştir. Allah Resulü’nün Üsâme'ye olan sevgisi biraz da O’na babalık yapmasından kaynaklanmaktadır. Çünkü Zeyd (ra) şehit olmuştu. Fahri Kâinat Efendimiz şehit olan bu aziz sahabesinin emanetlerini kendi evlatları gibi sahipleniyor ve muhafaza ediyordu.

Allah Resulü (sav), ailesine her türlü yardımda bulunmasına rağmen günümüzde bu sünnete gereği kadar titizlik gösterilmemektedir. Ailesine yardım etmeyi kılıbıklık sayan ve bunu bir haysiyet meselesi yapan kimseler bilmelidir ki bir kimsenin ailesine yardım etmesi, utanılacak bir şey değil, aksine Fahri Kâinat Efendimizin sünnetidir. Yani bir erkek hanımına ne kadar çok yardımcı olursa sünnete o kadar çok ittibâ ediyor demektir. "Kadınlar yüz vermeye gelmez, onlara acımayacaksın”, şeklindeki anlayış gerçek bir Müslüman tavrı olamaz. Ancak bir erkeğin hanımının meşru olmayan isteklerine ve hayat tarzına itiraz etmeyerek her dediğini yapması da yerilen bir tavırdır.