106.SAYI ÇIKTI

Allah’a İbadette Devamlılık

TASAVVUF / SADAKA VERMENİN ÖNEMİ

  “Sadakaları Allah alır”

(Tövbe suresi – 104)

 Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki:

“Kim helâl kazancından bir hurma tanesine denk gelecek kadar sadaka verirse. (Zaten Allah (cc) helâl kazançtan verilmeyen sadakayı kabul etmez.) Allah (cc) onu bereket ve hoşnutlukla kabul eder ve sizden biriniz erzakını nasıl büyütüp çoğaltırsa o sadakayı öyle artırır da dağ gibi olur.”

Kuran’ı Kerim’in şu ayetleri, bu hâdisinde delilidir:

Yüce Allah (cc) buyurur:

"Kullarının tövbesini ancak Allah’ın kabul ettiğini ve sadakaları aldığını onlar bilmiyorlar mı? Hiç şüphesiz O, tövbeleri kabul eden ve Rahim olandır." (Tövbe -104)

Yüce Allah (cc) buyuruyor ki:

“Allah faizi eritir ve sadakayı artırır.”(Bakara - 276)

Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki:

“Sadaka mali eksiltmez. Allah (cc) başkalarının kusurlarını bağışlayanların itibarını arttırır. Allah (cc)'a karşı mütevazı olan kulu, O, mutlaka yüceltir”

Yine Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki:

“Sadaka malda eksilme meydana getirmez. Kulun sadaka vermek üzere uzanan elindeki malı Allah (cc)’ın kudret eline düşer, (isteyenin eline geçmeden önce Allah (cc) tarafından kabul ve hoşnutlukla karşılanır.)

 İnsan muhtaç olmadığı halde dilenmek üzere bir kapı açarsa, Allah (cc) da ona yoksulluk kapısı açar.

 Kul, «malım, malım» diye konuşur. Oysaki onun malı üçtür:

1) Yiyip bitirdiği,

2) Giyip yıprattığı,

3) Verip alıkoyduğu.

Gerisi ya elinden gider veya başkalarına kalır.”

 Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki:

“Allah (cc) her birinizle arada tercüman bulunmaksızın konuşacaktır. O zaman kul sağına bakar, sadece yapmış olduklarını görür; soluna bakar, yine islemiş olduklarını görür; önüne bakar, Cehennem’den başkasını görmez. Bir hurma kırıntısı vasıtasıyla bile olsa, Cehennem’den korununuz.”

 Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki:

«Bir hurma kırıntısı vasıtasıyla de olsa herkes kendini Cehennem’den korusun.»

Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki:

«Su ateşi nasıl söndürürse sadaka da günahları öyle söndürür.»

 Peygamberimiz (sav) Kâ'b ibni Ucar’a buyuruyor ki:

“Allah (cc), haram ile beslenen et ve kanı Cennet’e koymaz. Onlar Cehennem’e yaraşır. Ya Kâ'b, insanlar sabahleyin kendilerini kurtarmak hususunda iki türlü yola koyulurlar. Kimi nefsini azat eder kimi kendini mahva sürükler. Ya Kâ'b, namaz Allah (cc)'a yaklaşma anlarıdır, oruç kalkandır, su nasıl ateşi söndürürse sadaka günahları öyle eritir.”

 Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki:

«Sadaka Rabb’in gazabını söndürür, imansız ölmeyi önler.»

 Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki:

«Allah (cc), sadaka sayesinde yetmiş türlü fena ölümü kuldan uzaklaştırır.»

Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki:

«Allah (cc), insanlar hakkında hüküm verinceye kadar herkes sadakasının gölgesi altında kalır.»

Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki:

«Kulun verdiği her sadaka, üzerinden yetmiş şeytanın uğursuzluğunu giderir.»

Peygamberimize, «en faziletli sadaka hangisidir» diye sorarlar.

Peygamberimiz (sav):

«Malı az olanın vermeye çalıştığıdır. İlk önce bakmak zorunda olduklarından başla…» buyurdular.

 Peygamberimiz, «Bir dirhem, yüz dirhemi geçti» buyurur. Dinleyenlerden biri, «Bu nasıl olur, Ya Rasulullah (sav)» der. Peygamberimiz (sav) sözlerine şöyle devam eder; «Adamın biri varlıklıdır, malının bir yerinden alıp yüz dirhem sadaka verir. Adamın birinin de yalnız iki dirhemi varken birini ayırıp sadaka olarak verir.»

Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki:

«Bir tırnak kadar bir şey bile verebiliyorsan, sakın senden bir şey isteyeni boş çevirme.»

Peygamberimiz (sav), «Başka hiç bir gölgenin kalmadığı kıyamet günü Allah (cc) yedi kimseyi Arş’ın gölgesi altına alır.» diye buyurduktan sonra bu yedi kimseden biri olarak, «Sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyecek kadar gizli sadaka veren kimse»yi sayar. Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki:

“İyilikler, kötü akıbetlerden korur. Gizil sadaka Rabb’in gazabını dindirir, yakınlara iyilik etmek ömrü uzatır.”

Taberanî’nin rivayet ettiğine göre yukarıdaki hadis şöyle biter:

“Her iyilik sadakadır, dünyada iyilik yapanlar ahirette iyilik görürler. Dünyada kötülük işleyenler ahirette kötülük görürler. Cennet’e ilk önce girecek olanlar iyilik yapanlardır.

Taberanî ve Ahmed ibni Hambel’e göre Peygamberimize (sav):

«Sadaka nedir» diye sorarlar.

Peygamber'imiz (sav):

«Kat kat olan mükâfatlardır. Allah (cc) katında daha fazlası da vardır.» buyurduktan sonra şu ayeti okudu:

"Kimdir o ki Allah'a menfaat beklemeksizin borç verir de Allah da onun verdiğini birçok kat büyüterek mükâfatlandırır." (Bakara - 245)

Peygamberimize (sav), «Ya Rasulullah (sav), en faziletli sadaka hangisidir?» diye sorarlar. Peygamberimiz (sav): «Fakire gizli verilen yahut az maldan verilmeye çalışılandır.» buyurduktan sonra şu ayeti okur:

“Eğer sadakaları (zekâtları) aşikâre verirseniz, ne güzel. Fakat onları gizler de fakirlere öyle verirseniz, sizin için daha hayırlıdır. Bu sebeple, bir kısım günahlarınızı bağışlar; O (Allah) yaptıklarınızın iç yüzünü (hakkıyla) bilir.” (Bakara - 231)

Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki:

"Müslüman’a bir elbise giydiren kimse, onun üzerinde bir iplik veya yaması kaldıkça Allah (cc)'ın himayesi altındadır"

 

Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki:

"Bir Müslüman çıplak bir Müslüman’a elbise giydirirse, Allah (cc) ona Cennet ipeklerinden giydirir. Kim aç bir Müslüman doyurursa Allah (cc) onu mühürlü Cennet şarabından sular."

 

Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki:

«Fakire verilen sadaka bir sadakadır. Fakat yakına verilen sadaka, hem sadaka ve hem de sıla-i rahim olarak iki sadakadır.»

 Peygamberimize: «En faziletli sadaka hangisidir» diye sorarlar. Peygamberimiz (sav) "İçinden sana kin besleyen akrabaya verilen sadakadır." diye cevap buyurur.

Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki:

"Kim süt veren bir deveyi sütü sağıldığı müddetçe ihtiyacı olan birisine verirse veya başkasına borç para verirse ve yahut da başkasına bir yular hediye ederse bir köle azat etmiş gibi sevap kazanır."

Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki:

«Her verilen borç bir sadakadır.»

Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki:

«Miraç gecesi Cennet’in kapısında «her sadakanın mükâfatı on kat, verilen borcun mükâfatı ise on sekiz kattır.» diye yazılı olduğunu gördüm.»

 Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki:

«Sıkıntıda olana kolaylık gösteren kimseye Allah (cc), dünya ve âhirette kolaylık gösterir.»

Peygamberimize: «İslâm açısından en hayırlı davranışlar nelerdir?» diye sorarlar.

Peygamberimiz (sav):

«Yemek yedirmen ve tanıdığın tanımadığın herkese selâm vermendir.» buyurur.

Sahabelerden biri Peygamberimize (sav): «Her şeyin asli kaynağı nedir?» der. Peygamberimiz (sav):

«Her şey sudan yaratılmıştır» diye cevap buyurur. Soruyu soran sahabe Peygamberimize der ki: «Bana işlediğim zaman Cennet’e girebileceğim bir şey söyle» der.

Efendimiz (sav):

«Düşkünlere yemek yedir, selam ver. Yakınlarına iyilik et, geceleri insanlar uykuda iken namaz kıl, selâmetle Cennet’e girersin.»

Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki:

"Rahmeti gerektiren şeylerden biri, Müslüman fakirin karnını doyurmaktır."

Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki:

«Müslüman kardeşinin karnını doyuran ve kandırasıya ona su veren kimseyi Allah (cc) Cehennem’den yetmiş hendek uzaklaştırır, her iki hendeğin arası beş yüz senelik yol mesafesidir.»

Bir hadisi şerifte şöyle buyrulmuştur: «Kıyamet Günü Allah (cc) buyurur ki:

«Ey âdemoğlu! Hastalandım, ziyaretime gelmedin.

Kul der ki:

“Sen Âlemlerin Rabbi’sin, benim Seni ziyaret etmem nasıl söz konusu olabilir?”

Yüce Allah (cc) buyurur ki:

«Bilmiyor musun, filân kulum hastalandı da ziyaretine gitmedin. Bilmiyor musun ki onu ziyaret etseydin, Beni yanında bulurdun.»

Sonra: «Ey Ademoğlu! Senden yemek istediğim halde Bana yemek vermedin.» buyurur. Kul der ki: «Ya Rabbi, Sen Âlemlerin Rabbi iken Sana yemek vermem nasıl söz konusu olabilir!»

Yüce Allah (cc) buyurur ki: «Bilmiyor musun, filân kulum senden istedi de ona yemek vermedin. Bilmiyor musun ki eğer ona yemek verseydin, onun karşılığını Benim katımda bulurdun.»

Sonra: «Ey Âdemoğlu, senden su istedim vermedin.» Kul der ki: «Ya Rabbi, sen Âlemlerin Rabbi iken benim su vermem nasıl olur?» Yüce Allah (cc) şöyle buyurur: «Senden filân kulum su istedi de vermedin. Bilmiyor musun ki eğer ona su verseydin, karşılığını Benim katımda bulurdun.»

            Hasan Basrî Hazretleri şöyle demiştir:

“Eğer Allah dileseydi, hepinizi zengin kılar, aranızda bir tek fakir bırakmazdı. Fakat Allah-ü Teâlâ bir kısmınızı diğer kısmınızla denemek istedi.”

Şa'bî de şöyle demiştir:

“Kim nefsini sadakanın sevabına, fakirin sadakaya muhtaç olmasından daha fazla muhtaç görmezse, onun sadakası Allah katında kabul edilmez ve durdurularak kendisinin yüzüne çarpılır.”

            İbn Mes'ud (ra) Hazretleri şöyle anlatır:

Bir adamcağız yetmiş sene Allah'a ibadet ettikten sonra kötü bir şey yaptı, o yetmiş yıllık ibadet yandı. Sonra bir miskinin yanından geçerken ona bir ekmek sadaka verdi. Bu sadakanın hürmetine Allah-ü Teâlâ onun günahını affetti ve yetmiş senelik amelini kendisine iade etti...'

Lokman Hekim, oğluna, “Bir günah işlediğin zaman, hemen akabinde sadaka ver.” demiştir.

Yahya b. Muaz Hazretleri:

“Dünya dağlarının karşılığında tartılan bir daneyi tanımıyorum. Meğerki sadaka olarak verilen bir dane olsun.”, demiştir.

            Mü’min, cömertlik sahibi insandır. Hakikî cömertlik ise, gözünü kırpmadan, eli titremeden, yağan yağmurlar kadar tabiî bir rahatlıkla, cânı gönülden infak edebilmektir. Yani hayır-hasenat, tıpkı çiçeklerin güzel kokularını etraflarına cömertçe ikram etmeleri gibi tabiî ve külfetsiz bir şekilde yapılmalı ki Hak katında bir kıymet ifade etsin! Ancak böyle bir infak, Cenab-ı Hakk’a vasıl olan infaktır. Nitekim ayeti kerimede, “Sadakaları Allah alır.” (Tevbe, 104) buyrulmaktadır.

Hak dostu Mevlâna Hazretleri, böylesine güzel bir haleti ruhîye ile yapılan infakın bereketini ne güzel ifade buyurur:

“Sen varlığını, malını ve mülkünü güzelce infak et de, bir gönül al! Ki o gönlün duası, mezarda, o kapkara gecede sana ışık versin, nûr olsun!”

O hâlde infak ederken, nasıl ki malımızı veya imkânlarımızı muhtaçtan esirgemiyorsak, bir tebessümü, azıcık bir nezaketi de esirgememek icap eder.