106.SAYI ÇIKTI

Allah’a İbadette Devamlılık

AYIN KONUSU/ KURBAN

Bismillahirrahmanirrahim

[Rahman ve rahim Allah’ın adıyla]

“Biz her ümmete, (kurban kesmeye uygun) hayvan cinsinden kendilerine rızık olarak verdiklerimiz üzerine Allah’ın adını ansınlar diye kurban kesmeyi gerekli kıldık. İlahınız, bir tek İlah’tır. Öyle ise, O’na teslim olun. ”

[Hac suresi, ayet 34]

  Allah için ve Allahın adıyla kesilen kurbanlar, zikir ve şükrün, tevazu ve teslimiyetin, dayanışma ve kardeşliğin bir göstergesidir. Kurban Bayramı, kurbiyyet anıdır,  Allaha yakınlık bayramıdır.

Allah’ın rızasına, O’nun sevgisine yükselten, takva duygusunu zenginleştiren, gönlü Allah’a bağlayan, fedakârlık simgesi… Allah için vazgeçemeyeceğimiz hiçbir şeyin olmadığının ve O’na her şeyimizi feda edebileceğimizin göstergesi…

 Mübarek Kurban bayramı yaklaşırken özellikle kurban kesmeye niyet edenlerin bu ayetleri bir kez daha okumalarını tavsiye ediyorum. Maide suresinde anlatılan Hz. Âdem’in iki oğlunun kurban kesme olayına dikkatinizi çekerim. Habil ile Kabil Allah için kurban etmişlerdi de Habil’in ki kabul edilmiş Kabil’in ki kabul edilmemişti. O zaman Kabil Habil’e “Ant olsun seni öldüreceğim” demiş Habil de “Allah ancak takva sahiplerinden kabul eder” demişti. Buradan kurbanların kabul edilmesi için bir şart olduğunu öğreniyoruz: Takva sahibi olmak.

 Allah'ı sevmek, yani muhabbetullah, her mü’minin, elde etmek için ardından koştuğu mertebelerin en yücesi… Allah sevgisi; kalplerin azığı, ruhların gıdası, gözlerin bebeği… Allah sevgisi; bir hayattır, onsuz insan ölülerden sayılır; bir nurdur, onu kaybeden karanlıklarda kalır. İnsan için en büyük mutluluk, Allah sevgisine ulaşmaktır. Bu sevgiye ulaşmanın yolunu ve sevginin isbatını Yüce Allah şöyle bildirir:

 "De ki: 'Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın." (3/Âl-i İmrân, 31). Allah’ı seven O’nun Rasûlüne uyar. Kurban; Rasûl’ün vâcip hükmünde önemli sünnetlerinden biri. Paradan, maldan, candan geçme ile ortaya konan kurban, Allah sevgisinin ve Rasûl’e tâbî olmanın isbatıdır.

 Kurbanın kelime anlamı yaklaşmaktır. İnsanın Allah’a yakınlaşmak amacıyla yerine getirdiği bir ibadettir. Kurban, Allah için her şeyinden, en önemlisi de nefsinin bencil istek ve tutkularından arınmaktır. Kurban Yüce Allah'ın rahmetine yaklaşmak için ibadet niyeti ile kesilen özel hayvandır.

 Kurban bayramından önce, oruç tutmak, hayır işlemeye çalışmak, Allah’ı çokça zikretmek, sadaka vermek müstehaptır. Çünkü Zilhicce ayının bu ilk günleri faziletli günlerdir. Hadis-i şerifte şöyle buyrulur: “Diğer günlerde yapılan hiçbir amel, bu günlerde yapılan iyi ameller kadar Allah katında sevimli değildir”

Sahabe sorar:

Ey Allah’ın Resulü, Allah yolunda cihad da mı bu kadar faziletli değildir?

Allah Resulü cevap verir: Evet, Allah yolunda cihad da! Ancak bir kimse malı ve canı ile cihada çıkar, sonra bunlardan hiçbiri ile geri dönmezse (yani şehid olursa) müstesna.” (Buhari, Îydeyn 11) Zilhicce’nin ilk on günü hakkında diğer bir hadisi şerif ise şöyledir: "Ondaki her bir günün orucu bir yıllık oruca (sevabca) eşittir. Ondaki bir gece kıyamı (ibadetle ihya edilmesi) Kadir gecesinin kıyamına (ihyasına) eşittir." (Tirmizî, Savm 52)

 Kurban bayramında gusledip yıkanmak. Misvak kullanmak, kokulanmak, en güzel elbiselerini giymek, neşeli ve güler yüzlü olmak. Takati nispetince çokça sadaka vermek, sabah erken kalkıp bayram namazına gitmek, sabah namazını mahalle mescidinde kılmak ondan sonra bayram namazına yürüyerek ve tekbir getirerek gitmek, dönüşünü başka bir yoldan yapmak müstehap olduğu gibi Ramazan bayramından farklı olarak sabah yemeğini tehir edip kurban etiyle yapması da müstehaptır. Resûlullah Efendimiz kurban bayramı günü sabah yemek yemeyip kurbanın etinden yerdi. Bundan dolayı kurban kesmeyene yemeği tehir etmek mustehap olmaz denildi.

 Peygamber Efendimiz (SAV), "Arefe günü, kurban günü ve "teşrik" günleri biz Müslümanların bayramıdır. Bugünler, yeme içme günleridir." buyurur. Allah Resulü, bayram sabahı güzel elbiseler giyinip mescide giderdi. Bayram namazına kadınlar ve çocuklar da iştirak ederdi. Nebi (SAV), bayramı sevinç günleri ilan etmişti. Toplum ve fert düzeyinde meşru ölçüler çerçevesinde eğlenmenin bir ihtiyaç olduğuna inanan Hz. Peygamber (SAV), Medine'ye hicret ettikten sonra Medinelilerin yılda iki bayram kutladıklarını görüp "Yüce Allah, size o iki bayram günlerine bedel olarak daha hayırlı iki bayram günleri ihsan buyurmuştur." (Ebu Davud, "Salât", 245; Nesâî, "İdeyn", 1) diye müjdelemiş, o günlerin Ramazan Bayramı ile Kurban Bayramı günleri olduğunu haber vermiştir.

 Müslümanlar, bugünlerde birbirlerini ziyaret eder, bayramlaşır, yer, içer ve meşru bir şekilde eğlenerek günlerini neşe ile geçirmeye çalışırlar. Hz. Peygamber, bir başka hadisinde ise şöyle buyurmuştur: "Arefe günü, kurban günü ve "teşrik" günleri biz Müslümanların bayramıdır. Bugünler, yeme içme günleridir." (Ebû Dâvud, "Savm", 50; Tirmizî, "Savm", 59)Peygamberimiz, bayramları, Müslümanlar için yardımlaşma, dayanışma ve sevinç günleri ilan ederek, bugünlerde, insanların gülüp eğlenmelerine izin vermiştir. Hem dini hem de sosyal yönü olan bu bayramlar Müslümanların kaynaşmasına vesile olduğu gibi yoksulların ihtiyaçlarının giderilmesine de imkân sağlamaktadır. Hz. Peygamber, Müslümanların sevinç ve üzüntülerinin paylaşılmasını istemiş ve sadece bayramlarda değil, her zaman karşılıklı yardımlaşmayı emretmiştir.

 Vehb Ibni Münebbih buyuruyor ki; «Şeytan her bayram günü öfkesinden inler. Etrafına toplanan yardakçıları «Seni öfkelendiren nedir, efendimiz» diye sorarlar. Şeytan da onlara şu cevabi verir. «Bu gün Allah (CC) Muhammed (S.A.S) ümmetinin günahlarını affetti Onları mutlaka nefsi arzulara ve hazlara daldırarak oyalamalısınız.»

 Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki;

«— Kim, önemini bilerek bayram gecesini ibadet ile geçirirse, kalplerin öldüğü gün onun kalbi diri kalır.»

 “Biz her ümmete, (kurban kesmeye uygun) hayvan cinsinden kendilerine rızık olarak verdiklerimiz üzerine Allah’ın adını ansınlar diye kurban kesmeyi gerekli kıldık. İlahınız, bir tek İlah’tır. Öyle ise, O’na teslim olun. ”[Hac suresi, ayet 34]

 Bu âyette kurban kesmenin, Allah`ın hatırlanması, yeryüzünde mevcut bütün hayvanların Allah`ın mülkü olup, sırf rahmet eseri olarak insanların istifadesine verilmiş olduğunun bilinmesi için emr olunduğu belirtilmektedir.

İnsan zamanla gaflete düşüp, sâhip olduğu malın, mülkün, servetin Allah`ın kendisine bir lûtfu olduğunu unutabilir. Kârun gibi her şeye kendi çalışmasıyla, bilgi ve maharetiyle sahip olduğunu vehmederek, kendisinde bir kudret ve kuvvet görmeye, İlâhî nimetleri şahsına maletmeye başlar. Gururlanıp, haddini aşar. İşte kurban emri, ona, sahip olduğu mal ve mülkün, bağ ve bostanın, hayvanların, servet ve paranın Allah`ın bir ihsanı ve lûtfu olduğunu ve asıl mal sâhibinin Allah bulunduğunu hatırlatır. O`nun izni ve müsaadesi olmadan hiçbir şeye sâhip olunamayacağını bildirir. O da gururu bırakıp mahviyet ve tevazua girer. Hakikî kulluk tavrını takınır, şükür vazifesini ifaya çalışır. Bu hal ise, onun Allah`a yaklaşmasına ve rızasını kazanmasına bir vesile teşkil eder. Resûlullah (s.a.s.) buyurdular ki: “Hiçbir kul, kurban günü Allah indinde kan akıtmaktan daha sevimli bir iş yapamaz. Zira kesilen hayvan, kıyamet günü boynuzlarıyla, kıllarıyla, tırnaklarıyla gelecektir. Hayvanın kanı yere düşmezden önce, Allah indinde yüce bir mevkiye ulaşır. Öyle ise, onu gönül hoşluğu ile ifa edin.”

 Kurban diğer boyutta ise teslimiyettir.

Bayramlar, sadece bir sevinç günü değildir. Aynı zamanda şükür, zikir, diğer mü’minleri hatırlama, muhasebe ve derlenip toparlanma günleridir. Kurban ibadetinin şuuruna varmayanların payına kurbandan belki de “et”, İsmail gibi olanların payına da “cennet” düşer.

Kurbanlarımız aşkımız, sevgimiz, bağlığımız ve teslimiyetimizin simgesidir. Böylece Sevgiliye yaklaşır, aradaki bağları kuvvetlendiririz. Seven sevilene kurban olurmuş. Kurban olmakta aşkın ilk adımı sayılır. Âşık, işin başında kendini feda etmeli, nefsini kurban edebilmeli ve kendinden vazgeçebilmeli ki âşıklık iddiasında bulunsun. Aşk yolunda ilerleyebilsin.

Veli, ârif, sufi ve âşık (muhib) gibi isimler verilen sufinin mâ'şuku (sevgilisi) Hakk Teala'dır. Âşık mâşuku için canı da dahil olmak üzere her şeyini kurban etmeye hazırdır. Halk yılda bir kere kurban keser, veli her an sevgilisinin kurbanıdır. Asırlar öncesinde Yunus Emre Hazretleri bu hakikat için kurbanda koç kesiminin bir temsil olduğunu, gerçek kurbanın canı Allah yolunda feda etmek gerektiğini söyler.

 

İsmailem Hakk yolunda,

Canımı kurban eylerem;

Çünkü bu can kurban sana,

Ben koç kurbanı neylerem.

 Nefsi kurban etmeden, candan, maldan, evlattan geçmeden vuslat yolları temizlenmiyor. Her yıl kurbanımızla nefsimizi temizleriz. Kurbanın akan kanları, sahibini öfke, kin, nefret, ucup, riya, cimrilik ve benzeri manevi kirlerden, hastalıklardan temizlemelidir. Bu temizleyiş onu arındırır, canlandırır. Adeta her kurbanda yeniden diriliriz.

 Şair Fuzuli ne güzel söylemiş:

"Halk-ı âlem ıyd içün yılda bir kez kurban keser,  

Dembedem, saat-be-saat ben senin kurbanınem."

Yani idrak ettiğimiz her yeni an itibariyle, "ben senin kurbanınem" diyen Fuzuli; İslâmî hikmet icabı olarak her nefes verişimizi bir ölüm yani kurban oluş; her nefes alışımızı da yeniden hayata dönüş yani diriliş olarak idrak ediyor. Demek ki bir ömür boyu aldığımız her nefes bir yeniden yaratılma, her nefes verişimiz de tekrar tekrar ölümler, yani yaradanımıza kurban oluşlardan ibarettir.

Aşk eri Mevlâna Hazretleri de namazla kurban arasında bağ kurarak şöyle der:

“Ey imam, namaza başlarken Allâhuekber demenin manası şudur: “Allah’ım, biz senin huzurunda kurban olduk.” Kurban keserken Allâhuekber dersin işte, öldürülmeye layık olan nefsi kurban ederken de bu söz söylenir. O esnada beden İsmail, can da Halil İbrahim gibidir. Can, bu semiz bedenin hevâ ve hevesini kesmek için tekbir getirince beden şehvetlerden, hırslardan kurtulur, namazda “Bismillahirrahmânirrahîm” demekle kurban olur gider

  Allah-ü Teala Hazretleri bu günlerin feyzinden, bereketinden, manevî mükâfatından, ikramlarından faydalanmayı nasîb etsin… Hepimize çok büyük mükâfatlar ihsan eylesin… Bayrama ulaştırsın… Bayramı rızası vechile idrak etmeyi, bayramı hakikî bir bayram olarak yapmayı nasîb etsin… Nice nice bayramlara, mübarek günlere sıhhat afiyetle eriştirsin…