106.SAYI ÇIKTI

Allah’a İbadette Devamlılık

ÇOCUK KÖŞESİ

Hazreti Muhammed’in Hayatı

Amca Himayesi

Efendimizin (sav), dedesinin başındaki bu hali, amcası Ebu Talib’e çok dokunmuştu. O kardeşinin emaneti, babasının vasiyetiydi. O’nu hemen bir baba şevkatiyle kucakladı. Efendiler Efendisi, artık amcası Ebu Talib’i babasının yerine, O’nun hanımı Fatıma’yı da annesinin yerine koymuştu.

Fakir bir adam olan Ebu Talib’in evinde, yeğeni Muhammed geldiğinden beri ayrı bir bereket yaşanıyordu. O’nun olmadığı sofradan karınları doymadan kalkmak zorunda kalan ev halkı, O’nunla birlikte yedikleri yemeğin arttığına şahit oluyorlardı. Ebu Talib, kendi çocuklarından daha çok sevdiği yeğenine başka kimseye göstermediği şevkat ve alakayı gösteriyordu. Gözünü üstünden ayırmıyor ve her yere O’nunla birlikte çıkmayı tercih ediyordu.

Pek çok Kureyşli gibi Ebu Talib de ticaretle uğraşıyordu. O günlerde Mekke’den Şam’a gidecek kervana katılmaya karar vermişti. Bu ticaret sayesinde eline geçecek parayla evinin geçimini biraz rahatabilirdi. Giderken yanında Efendimizi götürüp götürmeme konusunu sık sık düşünüyor, başına kötü bir iş gelmesinden korktuğu için O’nu Mekke dışına çıkarmayı pek istemiyordu. Ancak Efendiler Efendisi, yol hazırlıklarını tamamlayan amcasının yanında gelip de,

-Ey amca! Beni burada kime bırakıyorsun? Benim ne annem var ne babam, diyerek ağlamaya başlayan yeğeninin bu haline yüreği dayanmayan Ebu Talib,

-Peki, Muhammed’im. Sende Benimle geliyorsun, artık ağlama, dedi.

Son hazırlıklar da yapılmış, kervan yola çıkmıştı. Bir süre ilerleyen ticaret kervanı, Busra denilen bir yerde konakladı. Buradaki bir manastırda Bahira isimli bir hrsitiyan rahip yaşıyordu. O gün kervan Busra’ya yaklaşırken, bir bulutun kervanı takip ettiğini ve kervanın içerisinden birisini gölgelediğini görmüştü. “Bu kafilede özel bir kişi olmalı. Acaba o kişi, kutsal kitaplarda müjdelenen son peygamber olabilir mi?” diye düşünmeye başlamıştı.

Heyecanını yenemeyen ve bu mucizenin sırrını öğrenmek isteyen Bahira, kervan manastırın önüne geldiğinde kervandakileri yemeğe davet etti.

Devam Edecek...

 

Bir Hadis Bir Hikâye

Merhaba Sana

Öğretmen yarın matematik dersinden sınav yapacağını söylemişti. Enes’in matematik dersi de oldukça iyiydi. Öğretmen öğrencilerine bir görev verip diğer arkadaşlarıyla grup çalışması için herkesi üçerli-dörderli gruplara ayırdı. Enes, Murat, Hasan ve Erkan’la bir grup oluşturmuştu. Enes, okul çıkışında arkadaşlarını ders çalışmak için eve davet etti. Anlaşıp ayrıldılar. Enes eve gittiğinde annesine:

-Anne, yarın arkadaşlarım gelecek, yarın ders çalışacağız, sınavımız var, dedi.

-Gelsinler yavrum, diye cevap verdi annesi.

Bir süre sonra zil çaldı. Enes kapıyı açtı. Gelen Murat’tı. Murat “Selamın Aleyküm” diyerek içeriye girdi. Enes de ona, “Aleyküm Selam” diyerek karşılık verdi. Beraber odaya geçtiler. Ders hakkında konuşuyorlardı. Sonra annesi, Hasan’la odaya girdi. Enes:

-Aaa! Hasan da gelmiş. Hoş geldin, dedi. Annesi:

-Siz çalışmanıza bakın. Birşey isterseniz ben içerideyim, dedi.

Enes arkadaşlarına;

-Erkan da gelsin başlarız, dedi.

Biraz beklediler. Kapı zili çalınca Enes’le annesi aynı anda kapıya koşmuşlardı. Annesi, “Sen aç” dedi. Enes kapıyı açtı. Erkan, “Merhaba Enes!” diyerek içeriye girdi. Enes annesine:

-Anne, Erkan selam vermenin önemini bilmiyor, ona söyleyeyim mi, dedi.

-Oğlum, “merhaba” demek selamdan sayılır. Peygamberimiz (sav), “Kişi Müslüman kardeşine, ‘Merhaba sana’ dediği zaman, melekler de ona ‘Merhaba sana ’derler” buyurmuştur, dedi.

-Bunu öğrendiğim çok iyi oldu. Aslında bilmeyipte öğrenen ben oldum diyerek içeriye arkadaşlarının yanına gitti.

 

FIKRA

Hazır Para

Nasreddin Hoca birinden borç istemiş.

 Adam sormuş

-Hocam borcunu ne zaman ödeyeceksin?

Hoca başlamış anlatmaya...

-Senden aldığım parayla diken alacağım, onları koyunların geçtiği yerlere dikeceğim, dikenler büyüyecek, oradan koyunlar geçerken yünleri dikenlere takılacak, ben yünleri toplayacağım sonra onları ip yapıp pazarda satacağım. Kazandığım parayla sana olan borcumu ödeyeceğim demiş.

 Adam başlamış gevrek gevrek gülmeye.

 Hocada demiş ki;

 -Eeee bak hazır parayı bulunca nasıl da gülüyorsun.