106.SAYI ÇIKTI

Allah’a İbadette Devamlılık

DERVİŞLİK YOLU / EVRADI ŞERİFE VE ZİKRULLAH

Günlük Zikir ve Evradın Hayatımızdaki Önemi

‘Virdi olmayanın, Varidi olmaz...’

Bu gün, hayatı anlamlı kılan çok önemli bir düstur üzerinde duracağız. Bu düstur, asırlardır Allah adamlarının en seçkin amellerini ve amellerindeki kalıcılığı ve bunların sırlarını teşkil eden ve adına da ‘VİRD’ denilen, daimi Zikir’den bahsedeceğiz. Daimi Zikir, herkesçe malum olduğu üzere, Tasavvuf’un Usulü olarak kabul edilen On Esas’tan biridir. Bu Usule ulaştıran en önemli vasıta da VİRD’dir. Bu Usulden gaye, Vird anında elde edilen manevi zevk ve Hakka teslimiyetin, hayatın diğer anlarına da yansımasını sağlamaktır. Bu itibarla bu günkü sohbetimizde bu önemli konu üzerinde duracağız. Allah-ü Teala cümlemizi Vird-i İlahiye devamlı olanlar zümresine dâhil eylesin. Âmin.

Mânâ Olarak Vird

İtiyad, alışkanlık halinde, nafile olarak devamlı yapılan ibadet, tesbih ve dualara VİRD denilir. Çoğulu Evrad olarak gelir. Kulun kasdı olmaksızın kalbe gelen Gaybi manalara da VARİD denilir. Mevlana Halid-i Bağdadi hazretleri der ki: ‘Her virdin bir Varidi vardır...’Tasavvuf Büyükleri bu mana ile alakalı olarak: ‘Virdi olmayanın, Varidi olmaz...’ demişlerdir. Sufiyye hazaratına göre, Vird sebebi ile kalbe sevinç, neşe, hüzün, sıkıntı gibi gelen duygular birer Varid-i Rabbanidirler. Bunlar her biri aşk halindeki durgunluk ve coşku halleridir ki, Sufiler, bunlarla alakalı formüller geliştirmişlerdir. Burada sadece Vird bahsini ele alacağız inşaallah.

Virde Devamlı Olmayı Bildiren Deliller

Allah-ü Teala bizlere kendisini sık sık zikretmemizi “nimetlerini hatırlamamızı” (Ahzab suresi ayet 41)“nimetlerine şükretmemizi”(Al-i Imran suresi ayet 101)bizden istemektedir. Şükrettiğimiz ölçüde ise, bunların karşılığını bol bol vereceğini vaad etmektedir. Zikrimizin karşılığı olarak, bizzat O’nun tarafından zikredilmemizdir. “Bu en büyük mükâfattır!” (Bakara suresi ayet 152)

Rabbimiz gece ve gündüz Virdlere devamlı olanları kitabında överek: ‘Onlar geceleyin yataklarından kalktıklarında, korku ve ümid içinde Rablerine dua ederler’ (Secde suresi ayet 16) “Onlar gecelerini Rablerine secde ederek ve kıyamda durarak geçirirler” (Fürkan suresi ayet 64)

‘Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken Allah’ı zikrederler. Göklerin ve yerin yaradılışı hakkında derin derin düşünürler ve şöyle derler: Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabından koru!’ (Al-i Imran suresi ayet 191)

“Yoksa geceleyin secde ederek ve kıyamda durarak ibadet eden, ahiretten çekinen ve Rabbinin rahmetini dileyen kimse o inkarcı gibi midir? De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu bunları ancak akıl sahipleri hakkıyla düşünür...” (Zümer suresi ayet 9)  gibi ayetleriyle Onların müstesna bir konumda olduklarını belirtir. Bunun yanı sıra Rabbimiz (cc), Virdlere devamlı olmayı öğütleyen bir kısım ayetler belirtmiştir.

 Mesela: “İman edenlerin, Allah’ın zikri ile ve O’ndan inen Kur’an sebebi ile kalplerinin ürperme zamanı gelmedi mi?” (Hadid suresi ayet 16)

 ‘Ey iman edenler! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah’ı zikretmekten alıkoymasın. Kim bunu yaparsa, işte onlar zarar edenlerdendir’ (Münafikun suresi ayet 9)

‘Allah’ı unutan ve bu yüzden de Allah’ın onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. Onlar yoldan çıkmış fasık kimselerdir.’ (Haşr suresi ayet 19)

Buyurarak, kullarını zikre, tefekküre ve devamlı ibadete teşvik ettiğini görmekteyiz. Hadislerde ise, Virdin insan üzerindeki etkisi konu edilir. Okunan zikirlerin her birinin kişinin ahlakının güzelleşmesi, amellerinin düzelmesi, kişiliğinin gelişmesine olumlu derecede tesir ettiği, Kalbin cilasının ancak zikrullah sayesinde ele geçtiği bildirilir. Çekilen zikirler, günahların keffareti yerine geçtiği gibi, kulun Rabbi katında övülmesine de sebep teşkil eder.

Yine hadislerde zikredenlerle, zikretmeyenlerin, ölüyle diri arasındaki fark gibi aralarında fark bulunduğu belirtilir. Allah’ı zikretmek üzere toplanan grubu Rahmet meleklerinin ziyaret etmeleri, Allah’ın zikir meclisinde olanları afvetmesi, Allah’ın zikrolunduğu evlerin gök halkı/melekler tarafından gayet aydınlık bir şekilde gördükleri belirtilir. Bütün bunlardan sonra, Vird Allah dostlarının sırrı kabul edilmiştir. O sırra ve Allah dostluğuna ulaşmanın yolu Virddir. Bu sebepledir ki, Allah adamlarından hiçbirisi Virdsiz yetişmemiştir.

İnsan, iç âlemi ile sürekli bir şeye kendini bağlar. Kiminin bağlandığı şey paradır, kiminin ki kadındır, kiminin ki oyundur.. Vb. Ama gönlünü Allah’a bağlayarak, dilini Allah için kıpırdatan kimse, aldığı her bir nefeste nur hızıyla süfli âlemlere ruhen elveda ederek, gök âlemlerini geçerek, varlık âlemini geride bırakarak bir tür ruhi mirac yapar. Allah adamlarından kimse bu formülsüz yetişmemiştir. Vaktinde yapamadıkları Virdlerini sonradan kaza etmek sureti ile, arada geçen boşluğu bu sayede kapatmışlardır. Böylece kimi zaman sabah-akşam, kimi zaman gece-gündüz, kimi zaman namaz sonrası ve iki namaz arası gibi vakitlere tahsis ettikleri zikirleri alışkanlık haline getirmişlerdir. Hatta mübarek aylarda, gün ve gecelerde özel virdler tertip ederek, ferden veya topluluk halinde bu virdleri hayata geçirmişlerdir. Hulasa; değerli kardeşlerim. Virdlerimize devamlı olalım. Onu ihmal etmeyelim. Hayatımızın en önemli ameli olduğunu unutmayalım.

Zikir sohbetlerini ihmal etmeyelim. Unutmayalım ki en kıymetli vakit Allah ile geçirilen vakittir. Yine unutmayalım ki, hırsızın en kötüsü vakitten çalandır... Selam ve Dua ile Allah’a emanet olunuz...