106.SAYI ÇIKTI

Allah’a İbadette Devamlılık

SULTANIMDAN GÖNÜLLERE / MÜMİN KİME DENİR?

Hac vazifesini yapanlar bilirler. Medine kadınları buğday benizli ve güzel olduğu için ben-i israil yahudisi, bir Müslüman kız çocuğunun eteğini kaldırır bacağına bakar. Olayı gören Müslüman’ın bir tanesi gelir;

– Sen benim din bacımın nasıl entarisine kaldırırsın, diyerek yahudiye bir tokat vurur, o da ona vurur. Derken en sonunda Müslüman kardeşimiz hançerini çıkarıp o kâfiri öldürür. Yahudilerde onun üzerine yürüyüp ve o genci şehit ederler.

Resûlullah (sav) ve sahabeler o sırada ikindi namazının sünnetini kılmaktadırlar. Farza kamet getirecekleri anda Cebrail (as) gelir;

“Ya Habibim Ahmet Resulüm Muhammed! Namazı bırakın ben-i israil yahudisine savaşa gidin” der.

Seferi namazın kılınmasının hikmeti bundandır. Resulullah (sav) derhal başına miğferi giyer, zırhını alır, atına biner, kılıcı elinde başkomutan olur.   

Gördüğünüz gibi, ne yapılması icap ediyorsa Resulullah (sav) hemen o işi üstlenmiştir. Hani din işi ayrı dünya işi ayrıydı. Bütün peygamberler hem din hem dünya işi ile ilgilendiler. Hem de ebedi âlemimizi bize bildirme vazifesini en iyi şekilde yerine getirdiler.

Cenabı Peygamber Aleyhisellatu Vesselam Hazretleri hem cehri zikir tavsiye ediyor hem de hafi zikri.

Allah-u Teâlâ Hazretleri;

“Beni açıktan ananı açıktan anarım, Beni gizli ananı gizli anarım.”, buyuruyor.

Bakara suresinin iki yüzüncü ayetine bakın. Hem kadınlara hem erkeklere şöyle buyurmaktadır;

“Sizler hac farizasından döndükten sonra memleketinize varınca eski atalarınızı andığınız gibi Beni anın.”

Kurban bayramında arife günü başlıyorsunuz, sabah namazında teşrih tekbirlerine. Niye açıktan okuyorsunuz? Vaciptir. Cuma hutbesi açıktan okunur. Beş vakit namaz iki vakit hafi, üç vakit cehridir. Cehri zikir efdaldir, hafi zikir efdaldir, demeyin. Efdal olan insanın ahlakı, edebidir. İkisi de Allah’ın (cc) ve Resulullah'ın emridir.

Devamlı zikrullahtan bahsediyoruz. Otururken, kalkarken, Cenab-ı Allah’tan (cc) ve zikrullahtan bahsediyoruz. Ne yazık zikir dediğimiz zaman, suç kardeşlerim. Zikrullah yapmak suç. Kavlen tarikat derseniz suç. Said-i Nursi Hazretleri risalesinde şöyle diyor;

“Şimdi Abdulkadir Geylani Hazretleri gelse, İmamı Gazali gelse, İmamı Rabbani Hazretleri gelse; Onlar da iman hakikati için çalışırlardı.”

Böyle söylemesinin sebebi; burada kuşdiliyle konuşuyor. 1927 tarikatları kapattılar, medreseleri kapattılar, risaleyi okuyanlar hapis yatmasın, başlarına sıkıntı gelmesin, Allah’ı (cc) zikrettikleri için cezaevi görmesinler, diye;

“Tarikat zamanı değil iman hakikati zamanıdır.” demiştir.

İman hakikati Allah’a (cc) giden yolu gösterir, Allah’ı (cc) zikrettirir.

Ama mektubatında yirmi dokuzuncu mevzu, dokuzuncu bab’da;

“Ey müderris” diyor âlime söylüyor, “Eğer bir mürşidi kâmile bağlanmazsak, intisap etmezsek,  nefis çok tehlikededir, imanını zor kurtarır”  diyor.

Bir intisapla tarikata girse, bir mürşidi kâmilin elinden tutsa;

Fısk u fücur olsa günahkâr olsa günah-ı kebair ile iç içe olsa yine de son nefesinde imanla gitmesine vesile olur. Çünkü Allah’ın evliyaları buna sahip çıkar, maneviyat buna sahip çıkar. Altı yüz yirmi yedi sene, İstanbul semalarında, dergâhlarda kelime-i tevhit söylendiği için, İslam âlemi bütün dünyaya hâkimdi. Şimdi ise tevhidi bıraktığımız için zelil olduk. İnsanlar dini noktalarda zayıfladığı zaman, İslam dininde zayıflama olmaz katiyen; o kıyamete kadar bakidir. O Allah’ın (cc) dinidir. Ona yapışan insanlar, Müslüman’ım diyenler zayıfladığı için nefsine uyduğu için zelil oluyorlar. Eğer Kuran'a ve Sünnet’e uyarlarsa aziz olurlar.

Yazda, kışta, seherde, seferde, hastalıkta, sıhhatte, gezerken, tozarken her yerde her zaman Allah’ı (cc) zikredin. Gafillerden olmayın. Allah (cc) bizim gaflet uykusundan uyanmamız için peygamberleri gönderdi. Bizler bu dünyaya imtihana geldik. Hiç kimse bu dünyada kalmaz. Yunus Emre öyle der;

“Mal sahibi mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi”.

Mal da yalan mülkte yalan, gel biraz da sen oyalan.”

Nefsimize ölümü tattırmamız gerekir. Bu imtihanı kazanabilmek için muhakkak zilletten çıkıp izzete dalmamız lazımdır.

Bütün insanlar ibadet yapmasa da Allah’ın (cc) nuru eksilmeyeceği gibi, bütün insanlar ibadet yapsa da Allah’ın (cc) nuru fazlalaşmaz. Allah’ın (cc) namaza, oruca hiç bir şeye ihtiyacı yoktur. Bu ibadetlere ancak bizlerin ihtiyacı vardır. Sekiz kat Cennet yapmıştır, yedi katta Cehennem ve her ikisi de kulları içindir. Öyleyse;

“Ey iman edenler! Abdestinizi alın, namazınızı kılın.”

İşte, inanan abdestini alır, namazını kılar, senede bir ay orucunu tutar. Mali durumu da yerinde ise zekâtını verir. 

“Hac farizasını yapın” yalan söylemeyin, yemin etmeyin, içki içmeyin, kumar oynamayın, zinaya girmeyin, livata yapmayın, aileniz hayızlı ise yaklaşmayın, ailenizin arkasında da yaklaşmayın, örtü ve tartılarınızı düzgün yapın,  annenize babanıza öf bile demeyin”

Ancak bunları tatbik edene mümin denir. Taa ‘Galü Bela’dan beri,  ‘Elestü bi Rabbiküm’den beri Müslümanız hamdü senalar olsun Rabbime. İlericiyiz biz, gerici değiliz. Ebedi âlemi gören ve ebedi âleme âşık olanlarız.