106.SAYI ÇIKTI

Allah’a İbadette Devamlılık

NEFSİN HASTALIKLARI / CERBEZE (DEMAGOJİ)

"Allah'ı ve müminleri aldatmaya çalışırlar. Hâlbuki sırf kendilerini aldatırlar da farkına varmazlar. " (Bakara;9)

Cerbeze sözlükte; kurnazlık, hilekârlık anlamındadır. Güzel ve aldatıcı konuşma becerikliliği ve haklı, haksız sözlerle hakikati gizlemektir. Sosyal hayatta çokça karşılaştığımız bir fiil olarak özelikle ölçüsüz ve dengesiz söz kurnazlılığıdır. Hakkı batıl, batılı hak görmeye kadar insanı götüren bir kayma ve kırılmadır. Kuvve-i akliyenin ifrat mertebesidir. Bütün kötülükleri görüp, hiç bir iyiliği görmeme durumudur.

Cerbeze halindeki kişi aldatıcı bir zekâya sahip olduğu için insanların kusurları bir anda nazarlara sunarak diğer insanları aldatmaya ve onların pozitif duygularını boşaltmaya çalışır. Cerbezeli kişi müspetleri nazara almaz ve kusurlarla müspet iyilikleri de örter. İşte bu hal bir zulüm halidir ki cerbezeli insanlar olumlu hareket edemezler.

Cerbeze istikametten kayma halidir. İnsana Yüce Allah (cc) tarafından verilen sınırsız duygular olup bu duygulara fıtri olarak sınır konulmamıştır. Ancak peygamberler ve dinlerle bu duygulara sınırlar çizilmiştir. Çünkü bu dünya imtihan yeridir. Din bir imtihandır.

Cerbezeden korunmanın yolları:

-İnsan kusursuz olmaz. Her insanın kusur işleyeceğini bilerek iyiliklere yönelmelidir.

-İslam Müslüman’ı aldatmayı haram kılmış ve bunu büyük günahlardan saymıştır.

Efendimiz (sav) bir hadisi şeriflerinde: "Mekr, huda ve hıyanet sahipleri ateştedir." (Ebu Davud)

-Cerbeze münafıklıktır. Kur'an'ı Kerim'de; "Şüphesiz ki münafıklar, cehennem ateşinin en aşağı tabakasındadırlar." (Bakara;145) buyrulmaktadır.

-Cerbezenin bir zulüm olduğunu bilerek ondan yılandan kaçar gibi kaçmalıdır. Çünkü zulüm haramdır. Kur'an-ı Kerim'de; "Şüphesiz ki Allah, zalimleri sevmez." (Şura;40) buyrulmaktadır.

-Müslüman’a silah çekmekle onu aldatmak arasında "tecavüz" nokta-i nazarından herhangi bir fark yoktur.

-Aldatmak ihanettir. Nitekim Efendimiz (sav): "Aldatan bizden değildir." (Müslim) buyurmuşlardır.

-Başkaları zarar görmese bile kendisinin uhrevî mükâfattan mahrum kalmasına sebebiyet verir.

-Bir gün mutlaka hakikatin ortaya çıkacağına inanmalıyız.

Sonuç olarak; İslam cerbezeyi yasaklamıştır. Kişi kendisinin ve yakınlarının zararına bile olsa hiçbir zaman doğruluktan ayrılmamalıdır. Doğruluğun ödülünün mutlaka Allah (cc) tarafından verileceğine inanmalıdır. Aile yaşamında, ticarette, memurlukta, idarecilikte, devlet ve ulus hizmetinde, kısacası toplumun her kesiminde insanların birbirlerine karşı doğru ve dürüst olması herkes için bir görevdir. İnsanlar arasında güvensizlik meydana getirecek davranışlardan uzak durmalıyız. Nitekim Kur'an-ı Kerim de geçen: "Ey Habibim emrolunduğun gibi dosdoğru ol." (Hud;112) ayeti mucibince hareket etmemiz bize emrolunmuştur.

 

KORKAKLIK

"İnsanlardan korkmayın benden korkunuz" (Maide;44)

Korkaklık; korkak olma hali, cesaretsizliktir. Korkak insan, hayal, vehim ve zanların esiri olup her şeyden korkar. Korkaklığı onu güvenilmez yapar. Sabır ve sebat isteyen, cesaret gerektiren savaş ve yolculuk gibi zor işlerde bulundurulamaz, düşmana karşı kendilerine görev verilemez.

Korkak insan hayatta başarılı olamaz. Hakkını koruyamaz ve karşısına çıkacak engellere, güçlüklere karşı koyamaz.

Korkak olan kimse, zevcesine ve akrabasına karşı gayretsizlik ve hamiyetsizlik gösterir. Onları koruyamaz. Zillete ve zulme boyun eğer. Haram işleyeni görünce susar. Başkalarının malına tamah eder işinde sebat etmez. Verilen vazifenin ehemmiyetini anlamaz Allah-u Teâlâ, Tövbe suresinde şecaati, kahramanlığı övüyor. Nur suresinde, zina edenlere, had cezası verilmesinde merhamet olunmamasını emrediyor.

Korkak insanların can, mal ve namusları daima tehlikededir. Korkakların, bu kötü huylarından kurtulabilmeleri için cesur kimselerle arkadaş olmaları ve onlarla düşüp kalkmaları gerekir. Böylece yavaş yavaş korkuyu üzerlerinden atar, onun kötülüklerinden korunmuş olurlar.

Terbiyenin korkak yetişmekteki tesiri büyüktür. Bunun için anne, baba ve öğretmenlerin çok dikkatli olmaları gerekir. Çocukları cesur yetiştirmek için onların kafalarını öcü ve gulyabani masalları ile değil, mertlik ve kahramanlık hikâyeleri ile doldurmak icap eder.

Ashaptan, Bera' b. Âzib (ra): "Savaş kızıştığı zaman biz, Rasulullah (sav)'tan cesaret alırdık. Çünkü O, cesaret örneğiydi" demiştir. Peygamberimiz (sav)'in çok cesur olduğu ve ashabının da O’nun yolundan gittiği bilinen bir husustur. Hatta Rasulullah (sav): "Allah’ım, korkaklıktan Sana sığınırım " diye dua ederdi.

Allah-u Teâlâ, Fetih suresinde, ashab-ı kiramı, "Kâfirlere gazap ederler", harpte sert davranırlar diyerek övmektedir. Tövbe suresi, 73 ayeti kerimesinin mealinde, "Kafirlere karşı sert ol", buyrulmaktadır. Bir hadisi şerifte, "Ümmetimin hayırlısı, demir gibi dayanıklı olanıdır" buyruldu. İslam’a ve Müslümanlara düşmanlık edenlere, saldıranlara karşı sert olmak lâzımdır. Bunlara karşı korkak olmak, caiz değildir. Çünkü Enfal suresinin 15. ve 16. ayeti kerimelerinde; "Ey iman edenler, toplu halde kâfirlerle karşılaştığınız zaman onlara arkanızı dönmeyin." "Tekrar savaşmak için bir tarafa çekilme veya bir başka topluluğa katılma dışında her kim, o gün (düşmanına)  arkasını dönerse; muhakkak ki o, Allah katında gazaba uğramıştır. Onun yurdu Cehennem’dir ve o, ne kötü bir sonuçtur" buyrulmaktadır. Korkarak kaçmak, Allah-u Teâlâ'nın takdirini değiştirmez. Kendini tehlikeye atmak da, caiz değildir. Tehlikeli yerde yalnız kalmak, yalnız yürümek, günahtır.

İnsan için gerekli olan cesaret sahibi olmaktır. Hayatımızda, ne gereksiz atılganlığın, ne de korkaklığın yeri olmamalıdır.  Allah  (cc)'ın yarattıklarından korkmamak bir Müslüman için nasıl iyi bir özellik ise, aksine Allah (cc)'tan korkmak da o ölçüde üstün bir fazilettir. Cenab-ı Hakk şöyle buyuruyor:

“Eğer inanıyorsanız bilin ki asıl korkmanız gereken Allah'tır.” (Et-Tevbe;12).

Mü'min Allah (cc)'tan korktuğu kadar O'na ümit bağlayan insandır da. Çünkü Cenab-ı Hakk: "Allah'ın rahmetinden ancak kâfirler ümit keser." (Yusuf;87) buyurmuştur.

Dolayısıyla korkaklık Müslüman’a yakışmadığı gibi hiç bir kınayıcının kınamasından, İslam'a karşı olan insanlardan korkmamak yalnız ve yalnız Allah (cc)'tan korkmak gerekmektedir.