106.SAYI ÇIKTI

Allah’a İbadette Devamlılık

MÜ'MİNE ANNELERİMİZ / Hazreti Esma Binti Ebu Bekir

Bir Sabır ve Feraset Timsali…

Hazreti Esma Binti Ebu Bekir

Geçmişten günümüze sevgileriyle, teslimiyetleriyle, fedakârlıkları ve çektikleri çilelerle bizlere örnek olan nice mübarek hanımlar vardır. Onlar, kimi zaman takvanın kimi zaman Allah için sevmenin en güzel timsali olmuşlardır.

Bunlardan biri de hiç şüphesiz Hazreti Esma binti Ebu Bekir’dir.

Hazreti Esma Binti Ebu Bekir, Hz. Aişe Annemizin baba bir kardeşi... Ailesinden annesi hariç herkes sahabenin ileri gelenlerindendir. Eşi ise Allah yolunda ilk kılıç çeken Zubeyr b. Avvam’dır.

Esma binti Ebu Bekir, Hicretten 27 yıl önce Mekke’de dünyaya geldi. Çok zeki ve akılı olan bu Allah dostu, babasının gözetiminde çok iyi bir şekilde yetiştirildi.

O, yüz yaşında bile önemli konularda kendisine danışılan, güçlü bir zekâya, sağlam bir imana sahip, büyük felaketlere göğüs germiş eşsiz bir hanımdır.

Hz. Esma henüz on dört yaşında babası gibi ilk Müslümanlar arasına katılmıştı.  Rasulü Ekrem (sav) Hz. Ebu Bekir (ra)’in evini kendi evi, dinlenip huzur bulduğu bir liman olarak görüyordu. Bu sebeple Hz. Esma (r.anha)’nın yüreğindeki iman ateşi ta o zamanlarda büyüdü. O, İslâm’ın esaslarını bizzat Allah Rasulü’nden duydu ve öğrendi.

İslâm dini, çok çetin geçecek ilk dönemi yaşıyordu. Müminler bazen gizlenip saklanarak, bazen yer değiştirerek, bazen de çeşitli eziyet ve işkencelere maruz kalarak Allah’ın dinini yaşamaya ve tebliğ etmeye çalışıyorlardı. Nihayet, Mekkeli müşriklerin baskıları ve zulümleri çekilmez boyutlara ulaşınca, Allah-ü Teâlâ hicrete müsaade buyurdu.

Şimdi Hz. Esma (r.anha), hicret etmeye karar veren Hz. Peygamber (sav) ve babasının hazırlıklarına yardım ederken tarihi bir ana şahit oluyordu. Bu esnada yol azığı olarak hazırlanan yiyecekleri ve su kabının ağzını bağlamak için bir ip bulamıyorlardı. Vakit kaybetmemek için hemen belindeki çok sevdiği kuşağı koparıp, yarısı ile su kabını diğer yarısı ile de yiyecek kabının ağzını bağlayıverdi. Bunu gören Rasulullah Aleyhissalatü Vesselam:

- Ya Esma, Sana Allah Cennet’te iki kuşak verecek, buyurarak bu çabasının mükâfatını müjdeledi. Bu büyük günden sonra Ebu Bekir’in kızı Esma (r.anha), “Zatü’n Nitakayn” yani “iki kemer sahibi” olarak tanındı.

Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam ve Ebu Bekir (ra) Sevr Mağarası’na gittikten hemen sonra, Mekkeli müşrikler onları aramaya başladılar. Hz. Ebu Bekir’in evine geldiler. Kapıyı kin ve nefretle yumrukluyorlardı. Hz. Esma kapıyı açtı. Karşısında gözü dönmüş bir grup müşrik ve başlarında ebu cehil vardı. Ebu cehilin asık suratı onu şaşırtmamıştı. Ne kin kusan bakışı, ne de tehditkâr sesi onu yıldırabilirdi. Ebu cehil bağırarak “Ebu Bekir’in kızı! Baban nerede?” dedi. O ise, “Bilmiyorum!” diye cevap verdi. Bunun üzerine ebu cehil öyle bir tokat vurdu ki Hz. Esma’nın kulağından küpesi fırladı.

Maruz kaldığı şiddete rağmen bu sırrı saklaması ve genç yaşına rağmen kararlılığı, sağlam şahsiyetinin, sarsılmaz imanının göstergesiydi. Hz. Esma onların bulunmamaları için Allah’a yalvarıyordu. Gece olunca da biraz yiyecek ve içecek alarak tekrar Sevr Mağarası’nın yolunu tuttu. Mekke’den topladığı haberleri de iletti. Bir kaç gün sonra korkulu günler geride kaldı. Allah’ın Rasulü ve sadık dostunun Medine’ye vardıkları haberi gelmişti.

Peygamber Efendimiz Medine’ye yerleştikten bir süre sonra, ailesini Mekke’den getirmek için adam yollamıştı. Bunun üzerine Hz. Ebu Bekir (ra) da oğlu Abdullah’a bir mektup yazarak Medine’ye gelmelerini istedi. Rasulullah Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz, Hz. Esma’nın Hicret sırasında yaptığı fedakârlığı takdirle karşılamıştı. Bu yüzden O’nu “havarim” diye methettiği Hz. Zübeyr (ra) ile evlendirdi.

Hz. Ebu Bekir, hicret esnasında lazım olur düşüncesiyle bütün paralarını yanına almıştı. Henüz Müslüman olmamış dedesi Ebu Kuhafe bu duruma çok sinirlenmiş, söylenmeye başlamıştı. Hz. Esma bir kaba küçük taşlar doldurdu. Sonra üzerini bir bezle örtüp âmâ olan dedesinin önüne koydu. Ellerini taşların üzerinde dolaştırdı. “Dedeciğim, işte babam bunları bize bıraktı” diyerek kıvrak zekâsıyla dedesinin gönlünü aldı.

Hz. Esma İslam müziğinin cevaz almasında da ilk rol oynamış bir hanımdı. Kendisi çok güzel def çalardı. Bir gün Hz. Aişe ve birkaç arkadaşıyla evde def çalarken, Peygamber Efendimiz Hz. Ebu Bekir ile camiden çıkmış eve gelirlerken def sesini işittiler. Bunun üzerine Hz. Ebu Bekir hemen öne fırlayıp içeri girmiş, “İnşallah Rasulullah duymamıştır.” demiştir. Bunun üzerine tüm hanımlar telaşlanmışlar, Esma Annemiz defi saklamış ve başı önünde utançla kızarmıştı. Hz. Esma o sıralarda otuz yaşlarındaydı. İçeri giren Allah Rasulü, “Burada çok güzel def çalınıyordu. Kim kestirdi onu?”  diye özellikle sormuş, anlayınca, “Ya Esma çıkar sakladığın yerden o defi ve çal” buyurmuşlardır.

O, babası gibi çok cömertti. Kardeşi Hz. Aişe biriktirip dağıtırdı. O ise eline ne geçerse hemen sadaka olarak verirdi. Diğer taraftan, cömert olduğu kadar kanaatkâr bir hanımdı. Hz. Zübeyr b. Avvam (r.a)bütün ömrünü savaşlarda geçirdiği için pek malı olmamıştı. Hz. Peygamber Aleyhissalatu Vesselam. onlara Medine’ye oldukça uzak bir yerde bahçe vermişti. Hz. Esma oradan başının üzerinde hurmaları taşıyarak evine getirirdi. Kendi işini kendisi yapardı.