106.SAYI ÇIKTI

Allah’a İbadette Devamlılık

ABDULLAH BABA (KS)'NIN HAYATI / ABDULLAH BABA HZ.LERİ DE RABITA YAPARDI

Üstadımız Abdullah Baba Hazretleri buyurdular ki:

“Mürşid-i kamil olan zâta peygamberler (as), piranlar ve diğer evliyaullahın huzurunda görev tevdi edilir. Bu görev “İRŞAD” vazifesi hakkındadır. Bundan maksat, hepsinin bu zâtı tanıması ve bilmesidir.”

Bütün mürşid-i kamil zâtlar bu mana ikliminde maneviyat ehlinin huzurunda, Resulullah (sav)’in onayı ile bu yüce vazifeye tayin olmuşlardır. Nitekim Üstadımız dahi bu usul ile vazifelendirildiğini söylerdi. Ehlullahın bu durumunu adeta tasvir eder manada buyurulan bir hadis vardır ki şöyledir:

─ Allah bir kulunu sevdiğinde Cebrail (as)’a, şöyle seslenir:

─ Ben filan kulumu sevdim. Onu sen de sev!” der. Cebrail (as)’da o kimseyi sever. Ve aynı şeyi semada ilan ederek:

 ─ Allah (cc) filan kimseyi seviyor, siz de seviniz” der. Sema ehli de onu severler. O kimsenin sevgisi, dünyada bulunanlara arz edilir. Allah bir kuluna buğz ettiği zaman da Cebrail (as)’ı çağırır ve:

─ Ben filan kimseye buğz ediyorum, Sen de buğz et!” der. Cebrail (as)’da buğz eder. Sonra sema ehli arasında:

─ Allah filan kimseye buğz ediyor, siz de buğz ediniz!” diye çağrıda bulunur. Onlar da buğz ederler. Sonra bu kişi, yeryüzündekilere buğz edilmek üzere arz olunur. (Tacü’l-Usul)

Allah dostlarına karşı insanların sergiledikleri sevgi, esas olarak bu hadiste bahsi geçen noktadır. Özellikle kamil mürşitlerin halk üzerindeki nüfuzları, böyle manevi bir destek sebebi iledir. Tasavvuf ehli bu konuda bu hadisi delil getirmişlerdir. Üstadımızın bahsettiği bu husus, Rasulullah (sav) Efendimizin belirttiği bu hadisin pratik bir yorumu niteliğindedir.

Mürşid-i kamillerin bir başka özelliği de kalp mütehassısı olmalarıdır. Üstadımız bu konuda buyurdu ki:

“Mürşid-i kamil olan zâtların dervişlerinden hal ehli olan olursa, o derviş kalpten anlarsa, dünyanın neresinde olursa olsun dervişi ile kalben konuşur. Kalpten anlamayan olursa, ona da lisanen konuşur. Her ikisinde de konuşma yetkisi vardır. Sükût ettiği halde, basireti olan, hali anlayan, nerede dervişi varsa, maneviyatı varsa, onunla görüşür, sorusuna cevap verir. Anlamıyorsa lisanen söyler bu da kulağa hitap eder.”

Mürşidi kamil olan zâtların bir başka özelliği de her yaptıkları işi manevi müsaade ile yapmalarıdır. Zira onlar yeryüzünde Hakk’ın görünen yüzüdür. Allah-ü Teâlâ Hz.leri bu kullarını muhafaza eder ikaz eder. Bununla ilgili Abdullah Baba Hz.lerinin başından geçen bir hadiseyi sizlere anlatmak istedik;

Abdullah Baba (ks) Hazretlerini bir gün Sivas’a misafir ederler Efendi Hz.leri orada bir müddet kaldıktan sonra Tokat’ın İlçesi olan Turhal’a bayanlara sohbet etmek için gitmeye karar verir. Sivas’tan da üç bayan hanım gidecektir. Ancak Efendi Hz.leri bu yolculuktan vazgeçer hadisenin nasıl olduğunu misafir edildiği evin sahibi şöyle anlatıyor.

Sabah kalkmadan önce bizim hanım benden önce kahvaltı hazırlamaya kalkmıştı. Telaşlı bir şekilde beni kaldırmaya geldi. Onun bu telaşlı halini görünce ne olduğunu sordum.O da bana şöyle cevap verdi.

Mutfaktan oturma odası görünüyordu. Efendi Hazretleri de kalkmış, eline de tesbihini almış oturuyordu. Efendi Baba yerinden kalkmadan oturduğu odanın kapısı örtüldü, korktum camlar falan kapılıydı, cereyan yapacak bir yer yoktu, dedi.

Tamam, ben bir bakayım, sen kahvaltıyı hazırla dedim ve kapıyı tıklayarak içeriye girdim. Efendi Hz.leri, gözleri kapalı, elinde tespih oturuyordu. Biraz sonra gözlerini açtı;

-Kalktın mı evladım, dedi.

-Kalktım baba, dedim.

-Oğlum Ben sizinle gelmeyeceğim, dedi.

-Baba niçin gelmeyeceksiniz, diye sordum.

-Evladım, rüyamda kadın ayakkabısı getirdiler, Ben giymem bunlar kadın ayakkabısı, dedim. O zaman bayanlar ile gitme dediler. Benim Nevşehir’e geri dönmem gerekiyor, dedi. Siz gidin, bayanları da götür, onlar sohbet etsinler, Bizim seyahatlerimizi de maneviyat ayarlıyor.

-Peki, baba biraz önce rabıta yapıyormuş gibi duruyordunuz, sizde rabıta yapıyor musunuz, diye sordum.

-Tabi evladım yapıyoruz, dedi.

-Peki, Efendim kime yapıyorsunuz, diye sordum.

-Meseleye göre bazen üstadımıza, bazen pir Efendilerimize bazen de Resulullah (sav) Efendimize rabıta yaparız evladım.

 

Abdullah Baba Hz.lerinin Bir Başka Şeyh İle İmtihanı

Üstadımız, Abdullah Baba Hz.lerini ziyarete giden bir kardeşimiz orada yaşanan bir mevzuyu şöyle anlatır. Nevşehir de misafir olduğumuz bir gün sabahleyin elinde kahvaltı sinisi Abdullah Baba Hz.leri içeri geldi, kahvaltıya oturduk. Kahvaltı yaparken Efendim bize;

─ Bu gece sofilerinin çokluğu ile övünen birisi ile imtihan olduk, dedi.

─ Nasıl oldu Babacığım, dedim.

O şahıs Bana:

─ Seninle imtihan olalım mı, dedi.

─  Ben de, olur yalnız nasıl olacak, dedim.

Önümüzde büyük bir havuz vardı, içinde de büyükçe bir yılan vardı. O şahıs Bana hitaben;

Bak şimdi elimi havuza sokacağım, o yılan beni ısırmayacak, bana itaat edecek, dedi. Ve elini havuza soktu, yılana doğru uzattı ama yılan ısırmadı. Havuzun öbür tarafına doğru gitmeye başladı. Elini çıkararak, gördün mü hayvanlar bile bana itaat ediyor, dedi.

Ben de o şâhısa, itaat öyle olmaz dedim.

─ Ya nasıl olacak, elimi ısırmadı görmedin mi, dedi.

Ben de ona şimdi bak dedim. Havuz da ki yılana işaret ettim çağırdım, omzuma çıkmasını söyledim. Yılan sudan çıktı, omzuma geldi oturdu. Bunu o şahsa göstererek, itaat böyle olur, bu hayvan bile senin şerrinden kaçıyor, dedim…