106.SAYI ÇIKTI

Allah’a İbadette Devamlılık

Gökyüzündeki Yıldızlar / Ebu Ubeyde Bin Cerrah (ra) Hazretleri

Her ümmetin bir emini vardır; bu ümmetin emini de Ebu Ubeyde b. Cerrah'tır."

Ebu Ubeyde Bin Cerrah (ra) Hazretleri

Ebu Ubeyde Bin Cerrah (ra) Hazretleri, Hz. Ömer (ra)'in "Yaşıyor olsaydı, halife tayin ederdim." dediği  maneviyat dolu, Efendimiz (sav)’in yanağına batan mızrak ucunu dişleriyle çıkarırken, dişleri kırılan, Allah için kararlar verebilen feraset ehli bir sahabedir.

Asıl adı Âmir b. Abdullah b. Cerrah olan Ebu Ubeyde b. Cerrah (ra) Hz.leri, tarih boyunca künyesi Ebu Ubeyde ve dedesine nisbeti İbni Cerrah ile meşhur olmuştur. Soy kütükleri Hz. Peygamber (sav)'in onuncu, Ebu Ubeyde'nin yedinci dedesi olan "Fihr"de birleşir.

Uzun boylu, zayıf yapılı, seyrek sakallı bir vücut yapısına sahip olan Ebu Ubeyde Hazretleri, daha dünyada iken Cennet’le müjdelenmiştir.

Ebu Ubeyde Bin Cerrah Hz.leri, Allah Rasûlü (sav)'in Daru'l Erkam’a çekilmezden önce, Hz. Ebu Bekir'in gayretleriyle, Osman b. Maz'un, Ubeyde b. Haris, Abdurrahman b. Avf ve Ebu Selam b. Esad (radıyallahü anhüm) ile birlikte Müslüman olmuştur. Ebu Ubeyde, Müslüman olduğunda yaklaşık yirmi yedi yaşlarındadır.

Mekke döneminde müşriklerin eziyet ve işkencelerinin artmasına müteakip, aldığı izinle Habeşistan'a yapılan ikinci hicrete katılmış, bir müddet Habeşistan'da kaldıktan sonra Medine'ye hicret etmiştir. Böylece O, dini uğrunda iki ayrı beldeye hicret eden sahabeler arasında da yerini alır. Rivayetlere göre Nebiler Sultanı (sav) O’nu Medine'de Sa'd b. Muaz veya Ebu Talha el-Ensarî ya da Sâlim Mevla Ebî Huzeyfe ile kardeşleştirmiştir.

Seriyye kumandanı veya tebliğ memuru olarak görevlendirildiği dönemler hariç, hayatı boyunca Rasulullah (sav) Efendimizin yanından hiç ayrılmayan Hz. Ebu Ubeyde, Hz. Peygamber (sav)'in katıldığı bütün savaşlara iştirak etmiştir. Bütün bu savaşlarda gösterdiği cesaret ve kahramanlık müsellem olmakla birlikte, O’nun Bedir'de başından geçen şu olay, ibret olması açısından zikre değer bir özelliktedir:

Ebu Ubeyde, Bedir Savaşı'nda müşriklerin safında yer alan babasını fark edince, onunla karşılaşmamaya oldukça özen göstermiş, fakat babasının ısrarla kendisini takip edip öldürmek istemesi karşısında, zor durumda kalarak istemediği halde onu öldürmüştür.

"Allah'a ve ahiret gününe inanan bir milletin babaları, oğulları, kardeşleri yahut akrabaları da olsa Allah'a ve Rasûlü'ne düşman olanlara dostluk ettiğini göremezsin. Onlar o kimselerdir ki Allah katından bir ruh ile desteklenmiştir. Onları altlarından ırmaklar akan Cennetlere sokacak, orada ebedî kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. İşte onlar Allah'ın hizbidir. İyi bilin ki kurtuluşa ulaşacak olanlar Allah'ın hizbidir." (Mücadele, 58/22) ,âyetinin bu vesile ile nazil olduğu rivayet edilir ki burada Ebu Ubeyde'nin hususî manada Allah nezdindeki konumunu görmek mümkündür. Meseleye, sahabe imanı ve sahabe aksiyonu perspektifinden bakıldığında, bir insanın iman uğrunda yeri geldiğinde, babasını bile öldürmekten çekinmemesi, aslında yadırganacak bir olay değildir.

Ebu Ubeyde, Uhud Savaşı'nda tıpkı diğer Aşereyi Mübeşşere gibi Allah Rasûlü (sav)'nü hiç terk etmeyen sahabelerden biridir. Savaş ortasında Müslümanlar arasında yaşanan sarsıntı sonucu, Peygamber Efendimiz (sav)'in Uhud'un eteklerine doğru çekildiği esnada, O'nu korumak için etrafında halka teşkil eden, on dört cesur sahabe arasında Ebu Ubeyde de vardır. Uhud ve Ebu Ubeyde yan yana gelince, O’nun, Efendimiz (sav)'in mübarek yanaklarına batan miğfer parçalarını dişleri ile çıkarmasını hatırlamamak mümkün değildir. O, yaptığı ısrarlar sonucu Hz. Ebu Bekir'den bu iş için izin alır ve dişleri ile miğfer parçalarını Efendimiz (sav)'in yanaklarından çıkartır. Ebu Ubeyde'nin bu iş esnasında iki dişi kırılmış, fakat bu durum, (sahabenin, hemen bütün kaynaklarda yer alan ifade ve itiraflarıyla) O’nun güzelliğine ayrı bir güzellik katmıştır.

Medine döneminde Hz. Ebu Ubeyde (ra)'nin Allah Rasûlü (sav)'nün görevlendirmesi ile bazı seriyyelere kumandanlık ettiği, Yemen'e tebliğ eri, Necran'a cizye toplama memuru olarak gittiği, Hudeybiye başta olmak üzere bütün anlaşmalarda şahitlik görevi yaptığı ve Beytü'l Mal'da çalıştığı bilinmektedir. Hayber Gazası'nda da yine kahramanlıklar göstermiştir. Farklı alanlardaki bu vazifeleri, O’nun ne kadar kabiliyetli ve ne kadar renkli bir kimliğe sahip olduğunu gösterir. Özellikle Necranlı Hristiyanların cizyelerini Medine'ye göndermek için güvenilir bir elçi istediklerini bildirdiklerinde, Allah Rasûlü (sav)'nün,

"Her ümmetin bir emini vardır; bu ümmetin emini de Ebu Ubeyde b. Cerrah'tır." buyurarak O’nu göndermesi, Nebiler Sultanı (sav)'nın Ebu Ubeyde'ye bakışını net bir şekilde göstermesi açısından şayanı dikkattir. Bu hâdiseden sonra "Eminü'l Ümme; yani ümmetin en güvenilir insanı" lakabını alan Ebu Ubeyde, bir süre Necran bölgesinde kalır, Müzeyne, Huzeyl ve Kinane kabilelerine İslâm'ı öğretir ve bu kabilelerin vergilerini toplayarak Medine'ye döner.