106.SAYI ÇIKTI

Allah’a İbadette Devamlılık

TASAVVUF / SABIR- RIZA VE KANAAT

Rızanın fazileti hakkındaki Kur'ân-ı Kerim ayetleri şunlardır:

Yüce Allah buyuruyor ki:

“Allah onlardan, onlar da Allah’tan razı olmuştur” (Beyyine-8) 

İyiliğin karşılığı iyilikten başka bir şey olabilir mi?” (Rahman-60) 

 İyiliğin sonu Allah’ın kulundan razı olmasıdır, bu da kulun Allah (cc)’dan razı olmasının mükâfatıdır.

Yüce Allah (cc) buyuruyor ki:

"Allah, erkek-kadın, mü'minlere; içinde ebedî kalmak üzere, altından ırmaklar akan Cennetler ve Adn Cenneti’nde güzel meskenler vaat etti. Allah’ın rızası ise hepsinden büyüktür." (Tevbe 72)

 

Görülüyor ki Yüce Allah (cc), rızasını Adn Cennetlerinden üstün tutmuştur. Nitekim kendi zikrini namazdan üstün tutmuş;

“Hiç şüphesiz, namaz çirkinlikten eğriliklerden alıkoyar. Allah’ı zikretmek ise en büyüktür. Allah bütün işlediklerinizi bilir” (Ankebut - 45) buyurmuştur.

“Namazda adı anılan (Yüce Allah’ı) müşahede etmek namazdan daha üstün olduğu gibi Cennetlerin Rabbinin rızası, Cennet’ten üstündür. Daha doğrusu O, Cennetliklerin son arzusudur.

 

Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki: "Yüce Allah müminlere tecelli ederek, «Benden ne isterseniz dileyin» diyecek, müminler de «Senin rızanı» diyecekler." Müminlerin Yüce Allah’ı (cc) müşahede ettikten sonra, O’nun rızasını dilemeleri, Allah’ın rızası en üstün gaye olduğu içindir. Kulun Allah (cc)'dan hoşnutluğu konusunu daha sonra ele alacağız. Allah (cc)’ın kuldan razı olması ise, diğer bir manadadır ki Allah (cc)’ın kulunu sevmesi konusunda söylediklerimize yakındır.

Bunun iç yüzünü açıklamak caiz değildir. Çünkü kulların idraki onu kavrayamaz. Bunun hakkından gelebilenler kendi idrakleri ile yetinsinler. Sözün kısası, Allah’ı (cc) müşahede etmekten üstün bir derece yoktur. Müminlerin, Allah (cc)’ın rızasını dilemeleri, O’nun cemalini devam üzere müşahedeye sebep olduğu içindir.

 

Onlar Allah’ı (cc) müşahede etme nimetine erince, O’nu ana ülkü ve en uzak arzu olarak değerlendirmişler ve ne diledikleri sorulunca sadece bu durumunun devamını dilemişlerdir. Allah (cc)’ın rızasının, perdelerin kalkışına sebep teşkil edeceğini bilmişlerdir. Yüce Allah (cc) buyuruyor ki:

"Orada onlar (Cennetlikler) ne dilerse vardır. Bizim katımızda daha fazlası da vardır." (Kaf - 35)  Bir tefsir âlimine göre «daha fazla» faslından, Cennetliklere Allah (cc) tarafından üç bağış gelir.

 

Birincisi, Cennetler benzeri bulunmayan bir ilâhi armağandır. Nitekim Yüce Allah (cc) buyuruyor ki:

“Onlar için işledikleri iyiliklerin mükâfatı olarak, ne göz kamaştırıcı bağışlar saklandığını kimse bilemez.”

 

İkincisi, onlara Allah (cc) katından verilen selâmdır. Bu, hediyeden daha üstün bir mükâfattır. Nitekim Yüce Allah (cc) buyuruyor ki: “O esirgeyici Allah'dan sözlü bir selâmdır.” (Yasin/58} 

 

Üçüncüsü de. Yüce Allah (cc): “Ben sizden hoşnudum” diye buyurur. Bu hediyeden ve selâmdan daha üstün bir bağıştır. Nitekim Yüce Allah (cc) buyurur: 

"Allah’ın rızası ise en büyüktür.” Yani, Allah (cc)’ın hoşnutluğu içinde yüzdükleri nimetlerden daha üstün bir bağıştır. Bu Allah (cc)’ın rızasının fazileti ve kulun rızasının da mahsulüdür. Rızanın faziletine delil teşkil eden hadislere gelince:

 

Peygamberimiz (sav) bir gün sahabelerden bir cemaate;

«Siz kimsiniz?» diye sorar, onlar da «Müminleriz» diye cevap verir.

Peygamberimiz onlara, «İmanınızın alâmeti nedir?» diye sorar.

Onlar da, «Belaya karşı sabreder, bolluğa şükreder ve kazanın tecellisine razı oluruz.» diye cevap verirler.

Bunun üzerine Peygamberimiz onlara,

«Kâbe’nin Rabbi adına yemin ederek söylüyorum ki sizler müminsiniz» diye karşılık verir. 

 

Başka bir haberde Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmuştur: 

Hikmet ehli âlimler, derin görüşleri sayesinde peygamberliğe yakındırlar. 

 

Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki: “İslâm hidayetine eren ve rızkı geçimine yetecek kadar olup da durumu hoşnutlukla karşılayanlara ne mutlu!”, "Allah’ın verdiği az rızka razı olanların, Allah da az ameline razı olur." 

 

Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki: “Allah bir kulunu sevince ona belâ verir, sabrederse onu sever, hoşnutlukla karşılarsa onu mümtaz kılar.”

 

 Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki: “Kıyamet günü olunca. Allah ümmetimden bazılarını kanatlandırır da onlar da kabirlerinden Cennetlere uçarlar. Orada koşuşurlar ve diledikleri nimetlere konarlar. 

Melekler onlara: «Hesaplaşma gördünüz mü?» diye sorarlar.

Onlar da: «Hiç bir hesap görmedik» derler.

Melekler onlara: «Sıratı aştınız mı» diye sorarlar.

Onlar da: "Biz sıratı görmedik" derler.

Melekler onlara: «Cehennemi gördünüz mü?» diye sorarlar.

Onlar: «Hiç bir şey görmedik» diye cevap verirler.

Bunun üzerine melekler onlara: «Siz kimin ümmetindensiniz» diye sorarlar,

Onlar: «Muhammed ümmetindeniz» derler.

Bunun üzerine melekler: «Allah’ın hoşnutluğu üzerinize olsun, dünyada ne amel işlediğinizi bize söyleyiniz» derler.

Onlar da: «İki özelliğimiz vardı, onlar sayesinde Allah’ın fazileti ile bu dereceye ulaştık» diye cevap verirler. 

Melekler: «O iki özellik nelerdir?» diye sorarlar.

Onlar da: «Yalnız başımıza kalınca Allahın emrine karşı gelmekten hayâ ederdik ve Allah’ın payımıza ayırdığı rızka az da olsa razı olurduk» diye cevap verirler.

 

Bunun üzerine melekler onlara: «Bu derece size lâyıktır.» diye cevap verirler.

Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki: 

"Ey fakirler! Allah’a kalpten razı olunuz ki fakirliğinizin sevabına kavuşasınız, yoksa sevaba eremezsiniz."

Bildirildiğine göre israiloğulları Hz. Musa'ya (as) derler ki:

«Rabb’inden dile de bize yapınca rızasını kazanacağımız bir amel bildirsin»

Hz. Musa (as) «Allah’ım! (Onların) Dediklerini duydun» diye Allah'a yalvarır.

Yüce Allah Hz. Musa'ya buyurur ki:

«Ya Musa! Söyle onlara, Benden razı olsunlar ki Ben de onlardan razı olayım.»

 

Sabra gelince. Yüce Allah (cc) Kur'ân-ı Kerim’in doksan küsur yerinde onu zikretmiş ve bütün iyi amellerden daha çok derece ve mükâfatı ona izafe etmiş, bütün bunları onun neticesi diye ilân etmiş, sabırlılara diğer bütün iyi amel sahiplerinden daha çok müjde vermiş ve karşılaştıkları musibetlere sabredenlere Allah'dan bağış ve rahmet vardır, onlar doğru yola eriştirilenlerin ta kendileridir. (Bakara-157) buyurmuştur.

 

Görülüyor ki ayette hidayet, rahmet ve selâmet sabredenler için bir araya getirilirler. Sabır hakkındaki ayetlerin hepsini zikretmek mümkün değildir.

 

Bu mevzudaki hadislere gelince Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki:

«Size en az verilen meziyetler «yakin» ve ısrarlı sabırdır. Bu iki meziyetten yeteri kadar pay alanların gece namazında ve gündüz orucunda görülen eksikliklerine göz yumulur. 

 

Karşılaştığınız sıkıntılara sabırla katlanmanız Benim nezdimde içinizden birinizin hepiniz kadar amel işlemesinden daha sevimlidir. Fakat Benden sonra dünya yönünden bahtınızın açılmasından ve biri birinize düşmenizden ve netice olarak göktekilerin (meleklerin) size yüz çevirmesinden korkuyorum.

Kim sabreder ve her yerde Allah’ı görüyormuş gibi davranırsa eksiksiz mükâfata nail olur» (sözünün burasında şu ayeti okudu:)  “Sizin yanınızdaki tükenir, oysa Allah katındaki kalıcıdır. Hiç şüphesiz biz, sabredenlerin mükâfatını, yaptıklarının daha iyisi ile vereceğiz” (Nahl; 96)

 

Sahabelerden Cabir'in bildirdiğine göre Peygamberimize (imanın ne olduğu) sorulunca Peygamberimiz, «iman sabır ve cömertliktir» diye cevap buyurdu.  Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki:

«Sabır Cennet hazinelerinden biridir.» Bir keresinde O’na «İman nedir?» diye sorulunca», «Sabırdır» diye cevap buyurmuştur. 

 

Bu cevap, Peygamberimizin, «Hacc, Arafat'a çıkmaktır.» buyurmasına benzer. Manası. «Haccın belli-başlı rüknü Arafat'a çıkmaktır.» Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki: "En faziletli amel, nefse zor gelen ameldir"  Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki:  «Sabır Cennet hazinelerinden biridir.» Söylendiğine göre, Yüce Allah (cc) Hz. Davud’a (as) şöyle vah yetti;  «Benim ahlakımı benimse. Benim huylarımdan biri de sabırlı olmaktır.»

 

İbni Abbas’ın rivayet ettiğine göre: Bir gün Peygamberimiz ensarın yanına girerek  «Siz, mü'min misiniz?» diye sorar. Ensar susar. Hz. Ömer: «Evet, Ya Rasulullah» diye cevap verir.

 

Peygamberimiz: «İmanınızın alâmeti nedir?» diye sorar.

Ensâr; «Bolluğa karşı Allah'a şükrederiz, belâya katlanır ve ilâhî hükme rıza gösteririz.» diye cevap verirler.

Bunun üzerine Peygamberimiz: «Kâbe’nin Rabbi adına yemin ederek söylüyorum ki sizler müminlersiniz» buyurur.  Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki:

«Hoşa gitmeyen şeye katlanmakta birçok fayda vardır.»

Hz. İsa (as) der ki;

«Siz hoşunuza gitmeyen şeylere katlanmadıkça sevdiğiniz şeylere ulaşamazsınız.» Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki:

«Sabır bir insan sekline girse, mutlaka kerem sahibi biri olurdu, Allah sabırlıları sever.» Bu mevzuda sayısız hadisi şerif vardır. Peygamberimiz (sav) buyuruyor:

«Kanaatkâr aziz olur, muhtaris ise düşkün olur.»

Yine Peygamberimiz (sav):

«Kanaat tükenmez bir hazinedir» buyurmuştur.