106.SAYI ÇIKTI

Allah’a İbadette Devamlılık

TASAVVUF'TA SORU CEVAP/ Zekât ve Cimrilik

Yüce Allah (cc) buyuruyor ki:

“Allah’ın kendi fazileti ile bağışlamış olduğu malda cimrilik ederek zekâtını vermeyenlerin, kendileri hesabına faydalı bir davranışta bulunduklarını sanmasınlar. Bu yaptıkları kendilerine kötülüktür. Cimrilik ederek yanlarında tuttukları zekât, kıyamet gününde, ateşten bir halka olup boyunlarına dolanacaktır.” (Âl-i İmran / 180)

Allah-ü Teâlâ (cc) buyuruyor ki:

“O Allah'a ortak koşanların (müşriklerin) vay haline ki, onlar mallarının zekâtını vermezler ve ahiret gününe de inanmayanlar da onlardır.” (Fussilet - 6-7)

Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki:

“Mal sahiplerinin vermekten kaçındıktan zekât payı, kıyamet günü azgın bir yılan sekline sokularak boyunlarına dolanacaktır.”

Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki:

«Ey Muhacirler topluluğu! Beş şey var ki bunlar başınıza gelir ve bunlarla imtihan edilirseniz bunlara yetişmenizden Allah (cc)'a sığınırım:

1 — Bir cemiyette fuhuş yaygın ve aleni hale gelince o cemiyette o zamana kadar görülmemiş olan bozukluk ve hastalıklar salgın hale gelir.

2 — Eksik ölçüp tartanların belirdiği bir cemiyette kıtlık yılları, geçim sıkıntısı ve zalim yönetim baş gösterir.

3 — Mallarının zekâtını vermeyenlerin çoğaldığı bir cemiyette kuraklıkta cezalandırılır, öyle ki hayvanlar olmazsa hiç yağmur yüzü göremezler.

4 — Allah (cc)'a ve O'nun Resulü’ne verdiği sözden cayan bir cemiyetin başına dış
düşman musallat edilerek sahip oldukları bazı imtiyazlar ellerinden alınır.

5 — Devlet adamları Allah (cc)’ın kitabına göre hükmetmeyen cemiyetlerde iç kargaşalıklar baş gösterir.

Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki:

"Bütün hayatını cimrilik içinde geçirdikten sonra ölmeye yakın cömert kesilenlere Allah (cc) buğz eder.."

Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki: «Şu iki haslet müminde birleşmez: Cimrilik ve huysuzluk.» 

Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki:

«Allah (cc)'a yemin ederim, hiç bir cimri Cennet'e giremez.»

Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki:

"Aman, cimrilikten sakınınız. Çünkü cimrilik bir cemiyeti hem zekât vermekten kaçınmaya, hem akrabalık bağlarını çiğnemeye ve hem de birbirlerinin kanını dökmeye sürükler."

Yine Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki:

"Allah (cc), alçaklığı yaratırken hamurunu cimrilik ve mal ile yoğurdu."

Hasan-ı Basrî'ye (ra) «Cimrilik nedir?» diye sorarlar, O da «İnsanların malının zekât olarak verdiği kısmını kayıp, elinde kalan kısmını sefer saymasıdır.»

Hiç şüphesiz cimriliğin kaynağı mal sevgisi, aşırı ihtiras, fakir düşme korkusu ve evlat sevgisidir.

Nitekim Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki:

«Çocuk, insani korkak ve cimri yapar.»  Öte yandan öyleleri var ki ne malının zekâtını verir ve ne de kendi ve ailesine varlıklı bir hayat yaşatmaya eli verir. Bunların biricik hazzı ve arzusu paralarını gözleri önünde görmek, hatta avuçlarında tutmaktır, oysaki bu kimseler günün birinde ölüp gideceklerini bilirler.

Nitekim bir şâir böyleleri için şöyle diyor:

«Kardeşim, insanların hayvan olanları vardır.

Zeki ve görgülü bir adam kılğındadırlar.

Malına dokunan musibeti hemen sezer.

Fakat dinine zarar veren musibetin farkına varmaz.»

 

 

 

Cimrilik salgın bir hastalıktır: Mertlere, aklı başında olanlara ve dindarlara yakışmaz. Cimriliği, el açıklığına ve itibara tercih edenler, yemin ederim ki aldanmışlardır. Yazık o kimseye ki hem dünyanın hem de ahiretin hakkını engeller. Dininden sonra, bir hiç uğruna dünyasını da satar. Bir mal ki dosta faydası dokunmaz. Yakınlara yaramaz ve yoksulun durumunu düzeltmez. Onun akıbeti bir vârisin eline geçmektir. Malını miras bırakan cimriye de ahirette pişmanlık düşer.

Bişri Hâfi Hz.leri (rahimehullah) der ki: «Cimri ile karşılaşmak acıdır, ona bakmak ise kalbe sıkıntı verir»  Araplar eskiden beri cimrilik ve korkaklığı utanılacak huylar sayarlardı. "Ver, azalır diye korkma. Çünkü Allah (cc), rızkları kullar arasında bölüştürmüştür. İşler bozuk giderken cimriliğin faydası yok. Buna karşılık işler yolunda giderken vermenin zararı yok."

İnsanları cömerde dost görüyorum. Amma, halkın içinde cimrinin dostu olan hiç kimseyi görmüyorum. Cimrinin ailesi içinde bile kınandığını gördüm. Bu sebeple cimri olarak anılmayayım diye kendi kendime ikramda bulundum. Cimri bir kimseye, başkası için mal toplamakta zararın acısına katlanmak ve bol olan malının tadını ve hayrını görmemek cimriliği kâfidir.

Şâir Veki, Böylesi hakkında söyle der:

«Cimri, varis için kendini mal biriktirmeye adamış bir alçaktır.

Vârisleri hesabına, o sadece bir koru bekçisidir.

Tıpkı kendisi aç olduğu halde,

Avını, başkaları yesin diye yakalayan av köpeği gîbi...

«Cimrinin malını ya âfete veya vârise müjdele» sözü. Hikmetli atasözlerinden biridir.

İmam-ı Azam (Allah (cc) O'na rahmet etsin) buyurur:

"Ben cimrinin âdil olabileceğine ihtimal veremem. Çünkü cimrilik, sahibini aldanmayayım diye, mızmızlanarak saymaya ve sonunda hakkından fazlasını almaya sürükler. Böyle bir insan güvenilmeye de lâyık değildir.»

Bir gün Yahya (as) iblis ile karşılaşır, ona: «Yâ iblis! Söyle Bana, dünyada en sevdiğin ve en kızdığın insan hangisidir?» diye sorar.

İblis ona «En sevdiğim insan, müminin cimrisi ve en nefret ettiğim insan da, fâsık cömerttir.» diye cevap verir. Hz. Yahya (as) ona «Neden» diye sorar. Şeytan şu cevabı verir: «Çünkü cimrinin cimriliği bana yeter, fakat fâsık cömerde gelince. Allah (cc)'ın, cömertliğini göz önünde bulundurarak onu affedeceğinden korkarım."

Daha sonra şeytan «Eğer Sen Yahya (as) olmasan Sana bu sırrı açmazdım» diyerek yürüdü, gitti.