106.SAYI ÇIKTI

Allah’a İbadette Devamlılık

Gökyüzündeki Yıldızlar / TALHA BİN UBEYDULLAH (r.a)

Müşriklerden çok keskin nişancı, attığını vuran bir okçu vardı. Bu Mâlik bin Zübeyr idi. Bu hain Peygamberimize (sav) nişan alıp bir ok attı. Rasulullah’ın (sav) başına doğru gelen bu oka başka hiç bir şekilde karşı koyamayacağını anlayan Hazreti Talha (ra) elini açarak oka karşı tuttu. Ok elini parçaladı. Parmaklarının bütün sinirleri kesildi. Elinin kemikleri kırıldı. Atılan oka elini tutması, candan çok ötelere yükselmiş bir aşkın, kemale gelmiş bir imanın, muhabbet ile yanan, anlatılamayan hakiki bir sevginin fiili olarak ortaya çıkmasıdır. Hazreti Peygamber (sav), “Eğer (Talha oka elini beni korumak için tutarken) Bismillah deseydi, insanların gözü önünde Cennet’e giderdi.” başka bir rivayette ise Talha’ya (ra), “Eğer Bismillah deseydin insanlar Sana bakışırken, melekler Seni göklere yükseltirdi.” buyurmuşlardır. Yine “Uhud günü yeryüzünde sağımda Cebrâil, solumda Talha bin Ubeydullah’dan başka bana yakın bir kimse bulunmadığını gördüm.” buyurmuşlardır.

Talha bin Ubeydullah’ın (ra) her yeri kılıç ve ok darbeleriyle delik deşik olmuş, vücudunda yaralanmayan ve kana bulunmayan bir yer kalmamış idi. O gün vücudunda altmışaltı büyük yara açılmıştı. Küçükler ise vücudunda sayılamayacak kadar çoktu. Bu haliyle dahi cihada devam ediyordu. Dirâr bin Hattab, O’nun başına şiddetli iki kılıç darbesi indirmiş ve Hazreti Talha kan kaybı sebebiyle de bayılmıştı. Bunu gören Peygamberimiz (sav) yanına gelen Hazreti Ebû Bekir’e hemen Hazreti Talha’ya yardıma koşmasını emrettiler. Hazreti Ebû Bekir O’nu baygın bir vaziyette buldu. Hemen başını kaldırdı ve yüzüne su serpti. Hazreti Talha ayıldı. Ayılır ayılmaz ilk sorduğu soru, “Rasulullah ne yapıyor” olmuştur. Böylece sevgi ve bağlılığın en güzelini göstermiştir. Ashab-ı kiramda bu aşk, bu muhabbet, bu iman olduğu için, Rasulullah’a böyle gönül verdikleri için peygamberlerden sonra insanların en üstünü olmuşlar, onun için onların verdiği bir avuç arpa sadaka, onlardan olmayanların verdiği Uhud Dağı kadar altın sadakadan daha kıymetli olmuştur.

Hazreti Ebû Bekir,“Rasulullah iyidir. Beni Sana O gönderdi.” Deyince Hazreti Talha (ra) “Allah-ü Teâlâ’ya sonsuz şükürler olsun. O sağ olduktan sonra her musibet hiçtir.” buyurdu. İşte bu sırada Âlemlerin Efendisi, İki Cihanın Sultanı Hazreti Muhammed-ül Mustafa (sav) oraya teşrif ettiler. Hazreti Talha (ra)’nın bütün vücudunu mübarek elleriyle mesh ettiler ve ellerini açıp “Allah’ım O’na şifa ver, O’na kuvvet ver” diye dua buyurdular. Hazreti Talha (ra) biraz sonra sapa sağlam kalktı ve düşmanla yine harb etmeye başladı. Müşriklerden Ebû Zâtülyed, bir ata binmiş, “Ben Ebû Zâtülyed’im. Bana Muhammed’i gösteriniz” diye bağırarak Rasulullah’a (sav) doğru geliyordu. Hazreti Talha (ra) onun önünü kesti. Mızrağını atın arka bacaklarına vurunca; at kuyruğunu iki bacağı arasına sokup çöktü. Hazreti Talha (ra)’da mızrağını bu müşrikin göz bebeğine sapladı ve onu bağırtarak öldürdü. Hazreti Talha bu halden sonra da bir hayli yara aldı. Yaraları yetmiş beşi aştı. Sadece başında dört büyük kılıç yarası vardı. Uylukları kılıçla parçalanmış, parmakları çolak olmuş idi. Hazreti Talha (ra) şehît olmayı bekleyen kimselerdendi.

Hazreti Talha buyurdu ki: Ashab-ı kiram, “Mü’minlerden öyle yiğitler vardır ki Allah ile olan ahidlerine (harp meydanlarında sebat) gösterirler. Onların bir kısmı ahdini yerine getirdi (şehîd oldu), bir kısım ise şehîd olmayı bekliyor” (Ahzab 23) âyet-i kerîmesinde bekleyenlerin kim olduklarını merak ediyorlar fakat edeplerinden de bir türlü Rasulullah’a (sav) soramıyorlardı. Bedevî birine; Rasulullah’a (sav) şehit olmayı bekleyenlerin kimler olduğunu sor, dediler. Bedevî de bunu Rasulullah’a (sav) sordu. Rasulullah cevap vermedi. Bedevî tekrar sordu, Rasulullah yine cevap vermedi. Sonra ben, (Talha bin Ubeydullah (r.a.) mescidin kapısından çıktım. Üzerimde yeşil elbise vardı. Peygamberimiz (sav) Beni görünce: “Şehit olmayı bekleyenlerin kimler olduğunu soran kimse, nerede” diye sordu. Bedevî “Benim Ya Rasulullah! Buradayım” dedi. Rasulullah (sav) Beni göstererek “İşte bu şehit olmayı bekleyen kişilerdendir.” buyurdu.

Uhud günü ibni kâmia kâfiri Peygamberimizi (sav) öldürmeğe yemin etmiş idi, her yerde O’nu (sav) arıyordu. Peygamberimizin (sav) üzerinde iki zırh vardı. Başında da miğfer bulunuyordu. İbni kamia, Rasulullah’a (sav) hücum etti ve kılıcını Âlemlerin Efendisi Hazreti Muhammed (sav)’e çaldı. Kılıç darbesiyle mübarek omuzları yaralandı. Bu sırada müşriklerden ebû amir tarafından Müslümanları düşürmek için kazılmış çukura kadar gelinmişti. Diğer bir kılıç darbesi ile Hazreti Peygamber (sav) çukura düştü, miğferlerinin iki halkası mübarek yanaklarına battı. Rasulullah’a (sav) ilk defa yetişen Hazreti Ali oldu. Hemen Rasulullah’ın mübarek ellerinden tutarak Talha bin Ubeydullah da doğrultarak Peygamberimizi (sav) çukurdan çıkardılar. Uhud gazâsının sonuna kadar da Rasulullah’dan (sav) ayrılmadı. Rasulullah’ı (sav) sırtına alarak Uhud kayalığına taşıdı. Hazreti Talha işte bu Uhud günü Talhat-ül Hayr (Hayırlı Talha) lakabı ile şereflendi ki O’na bu lakabı Rasulullah (sav) vermiştir. Kayalıklara gelince Peygamberimiz (sav) bir kayanın üzerine çıkmak istedi. Fakat gayet zayıflamış ve üst üste iki zırh giymiş ve kendisine yetmişten ziyade kılıç vurulmuş olduğundan takat getiremedi. Bunun üzerine Hazreti Talha (ra) oturdu ve Rasulullah (sav) taşın üzerine çıktı. O zaman Rasulullah (sav), “Talha Rasulullah’a yardım ettiği zaman Cennet O’na vacib oldu” buyurdular.

Hazreti Talha, Uhud Harbi’nden Mekke’nin Fethi’ne kadar geçen süre içinde yapılan bütün gazvelere katılmıştır. Bu arada Hudeybiye’de biât-ı Rıdvan’da da bulunmuştur. Mekke’nin Fethi’nden sonra Huneyn gazvesinde düşmanın okları karşısında gerileyen ordu içinde sebat edenlerdendir. Tebük gazvesinde herkes elinden gelen gayretle orduyu teçhiz etmek, (donatmak) için uğraşırken O da herkesle yarışırcasına bütün varını yoğunu sarf etmiştir. İşte bundan dolayı Feyyaz lakabını almıştır.

Hazreti Enes buyuruyor ki: “Huneyn savaşında Peygamber Efendimiz (sav), “Kim bir düşman öldürürse düşmanın nesi varsa öldürene aittir. Ganîmete dâhil değildir.” buyurmuşlardı. Ebû Talha (ra) Huneyn savaşında tam yirmi düşman askeri öldürmüştür. Huneyn’deki gayret hizmet ve kahramanlıklarından ve bilhassa cömertliğinden dolayı da Talhat-ül Cûd lakabı Rasulullah (sav) tarafından verilmiştir.

Rasulullah (sav) ile birlikte Mekke’ye giden Hazreti Talha, Mekke’de haccı eda edip, Veda Hutbesi’ni dinledikten sonra Medine’ye dönmüş ve bir müddet orada kalmıştır. Rasulullah’ın (sav) vefatından çok müteessir olup, tenha bir köşeye çekilip ağlamıştır.

Hazreti Ömer’in vefat etmeden önce halife seçilmek üzere namzet gösterdiği altı zattan birisi de Talha bin Ubeydullah (ra)’dır. Peygamberimiz (sav), “Yeryüzünde Cennetlik bir kimse görmek isteyen Talha bin Ubeydullah’a baksın” buyurdu. Hazreti Âişe anlatır: Ebû Bekir Sıddık bir gün Rasulullah’ın (sav) yanına girmişti. Rasulullah O’na, “Ya Ebu Bekir Sen Allah-ü Teâlâ’nın Cehennemden azat ettiği kişisin.” buyurdu. Ondan önce kimseye böyle Atîk ismi vermemişti. Sonra Talha bin Ubeydullah içeri girdi. Rasulullah (sav) O’na, “Ey Talha! Sen de şehit olmayı bekleyenlerdensin” buyurdu.

Hazreti Talha, öksüzleri gözetir; fakirlerin ihtiyaçlarını görür, biçarelere yardım eder, paraya ihtiyacı olanlara para verirdi. Teymoğullarının bütün muhtaçları, O’nun yardımları altında idi. Hazreti Talha bunların dullarını evlendirir, borçlularının borçlarını öderdi.

Son derece sevimli idi. Orta boylu, geniş göğüslü, yakışıklı bir zattı, israf ve aşırılığa kaçmadan iyi giyinirdi. O’nun ahlâkının güzelliğine bir misal olarak şu kıssa zikredilebilir.

Ashab-ı kiramdan birçok zat Ümmî Ebân hatunla evlenmek için teklifte bulunmuşlardı. Fakat o hiç birisini kabul etmedi. Talha bin Ubeydullah (ra) teklifte bulununca kabul etti. Sebebi sorulduğu zaman: “O’nun ahlâkını bilirim. Evine girerken güler yüzle girer, evinden çıkarken mütebessim olarak çıkar. Kendisinden istenildiğinde verir, kendisine bir iyilik yapıldığı zaman teşekkür eder. Bir kusur görünce affeder.” diye cevap vermiş ve Hazreti Talha ile evlenmişti.”

Bedir gazasında, Şam tarafında vazifeli idi. Diğer gazalarda bulundu. “Talha ile Zübeyr, Cennet’te komşularımdır” hadîs-i şerîfi ile medh edildi. Çok zengin olup bütün malını Allah yolunda dağıttı. Deve Harbinde Hazreti Ali tarafında değil idi. Orada, ok ile şehit oldu. Hazreti Ali buna çok üzüldü. Ağlayarak mübarek eli ile yüzünden toprağı sildi; namazını kendi kıldırdı. Allah Azze ve Celle bizlere de onlar gibi Allah ve Rasulü’nü canından aziz bilecek kadar sevmeyi ve şefaatlerine nail olmayı nasip ve müyesser eylesin. (Amin…)