106.SAYI ÇIKTI

Allah’a İbadette Devamlılık

ESMA-ÜL HÜSNA / EL-METİN (CC)

Çok güçlü, çok sağlam…

Metin, metanet kökünden gelir. Çok kuvvetli, çok sağlam, her durum ve tavır karşısında dayanıklılığını koruyan demektir. Hiçbir iş Allah'a zor gelmez. Hiçbir şey O'nu âciz bırakamaz. Hiçbir şey O'nun iradesine karşı ge­lemez. Hiçbir şey O'nun kuvvetinden kurtulamaz. O, hiçbir şeye muhtaç değildir, her şey O'na muhtaçtır.

Yüce Allah buyuruyor:

"Gerçekten rızık veren ve sarsılmaz güç sahibi olan ancak Allah'tır."  (Zariyat 1/58) Ben onlara mahsus mühlet veririm. Çünkü Benim tedbirim çok kuvvetlidir." 

“el-Metin” ismi celili Kur'ân-ı Kerim'de Rabbimizin ismi olarak bir defa geçer:

“Şüphesiz Allah rızık veren, çok kuvvetli, çok sağlamdır.”

Bu surede Cenab-ı Hak; insanlar ve cinleri Allah'a ibadet etmeleri için yarattığını, onlardan rızık istemediğini haber verdik­ten sonra rızık verenin güçlü ve sağlam Allah olduğunu haber veriyor.

El-Kavi ile el-Metin ard arda geldiğinden manaları arasında ince bir fark olmak lazım gelir. “el-Kavi” yaratılmışları evirip çevirip onları denetimi altında tutan çok kuvvetli anlamına gelirken, “el-Metin” ise yaratılmışlar­dan etkilenmeyen, onlara hiç ihtiyacı olmayan çok sağ­lam anlamına gelir.

Biz yoruluruz, zayıflarız, kuvvetleniriz, ellerimiz tit­remeye başlar. Ama Rabbimiz “Metin'dir.” Bizimle kıyaslanmaz. Evreni yarattığı zamandan beri her şeyi yö­rüngesinde döndürür de yorulmaz.

En ünlü halterci birkaç yüz kiloyu kaldırıp birkaç sa­niye havada tuttu diye alkışlıyoruz. Rabbimiz altı milyar insanın üzerinde gezindiği dünyayı ve diğerlerini devamlı döndürür de yorulmaz, zayıflamaz. Metin olan Allah'a iman eden kullarda, olaylar kar­şısında metanetini sağlamlığını korur. Bozguna uğra­maz, gevşemez. Kendini koyuvermez. Kendine düşen görevi yerine getirir ve neticeyi Metin olan Allah'a ha­vale eder.

Şanı pek yüce olan Allah'ın rahmeti olduğu gibi, gazabı da vardır. Dünyada mü'min, kâfir bu rahmetten isti­fade eder. Bu rahmet neticesinde kâfirlere rızık ulaşır. Fa­kat âhirette rahmete, rıdvana, rızaya ancak mü'minler nail olacaklardır. Ne O'nun rahmetinden sevdiklerini mahrum etmeye, ne de gazap ve intikamından kâfir ve zalimleri kurtarmaya kimsenin gücü yetmez.

Biz, kul olarak O'nun rahmetinin gölgesine sığınmalı, gazabından da korkmalıyız. Allah korkusu, kulun başında pırıldayan ebediyet tacıdır.

Etrafımıza hikmetle bakalım dün varlık iddiasında bulu­nanlardan bu gün bir iz bile kalmamış. Kaba güçleriyle etrafı­na korku salıp dize getiren insanlar bu gün toprak altında un ufak olup kaygıların karabasanına düşmüş durumdadırlar. İnsana yaraşan ne olduğunu bilip her anını o yüce yaratanın buyruğuyla düzenlemesidir. Allah'ın emirleriyle yola gelme­yenleri zaman öyle ya da böyle hizaya sokup gerçek güç sa­hibinin o olduğunu bildirecektir.

Allah'ın emirleri insanı bu dünyada güçlü yapabilecek dü­zeydedir. Ruhların sorularına doyurucu cevaplar ancak o ru­hun yaratıcısı tarafından verilir. Yarattığını var kılan onu taşıyıcısından iyi bilmez mi? Rabbimizin bir tek emri bile insan selameti için ne büyük hikmetlere kapı aralar. Mesela O'nun Asr suresinde "birbirinize hakkı tavsiye edin." emri şerifi kötü­lüğü önlemede ne büyük bir uyarıcıdır. Beraber olup ve bun­dan kendince kuvvet vehmine kapılan topluluklar her istedik­lerini yapacaklarını düşüne dururken ilahi mesaj onların önü­ne düşer ve Hak olanın hep üstün olduğunu insanlara Hak­kın hükmetmesi gereğini belirtir, bundan sonrası ise o toplu­lukta bulunanların kendi tercihlerine kalmıştır ya Hak ya da batıl.

Sonsuzdur lütfun Senin, Ganî’dir merhametin,

Yoktur Sana meşakkat, Sensin gücünde Metîn,

Gelmez yorgunluk Sana, eksilmez gücün Ya Rab;

Seni inkâr edene olur azabın çetin...

Ya Rabbi...

Yoktur Senin gücüne zeval,

Pervan yoktur meşakkatten ve mihnetten...

Gücün her şeye yeter,

Kudretin sonsuz, metanetin sınırsız,

Bize verdiğin güç, yorulunca biter,

Kesilir dermanımız...

Her zorluk karşısında tükeniriz çaresiz,

Çâre Sensin Yâ İlâhî,

Bizleri bırakma âciz...

Hiç bir zorluk Seni hâşâ

Düşüremez acze,

Hem yönetir âlemleri, hem edersin temaşa,

Acıyan Sensin İlâhî, şu garip hâlimize,

Götüren Sensin yollara,

Çarpan Sensin münkirleri taşa...

Ya Rab, her zaman bizim çürüktür işlerimiz,

Sağlamlık Sendedir, Senindir salâbet,

Şu fâni dünyaya şöyle

Geliş gidişlerimiz,

Elbette ki Senin ulu emrine icabet.

Bizler zora gelemeyiz,

Encamını bilemeyiz,

Sensin el-Metîn İlâhî, Sende metanet...

Eksilme olmaz hiç bir zaman kuvvetinde,

Umudumuz her zaman tükenmez rahmetinde.

Ya Rabbi, Metîn vasfınla ver bize metanet,

Yolumuzu gören Sensin,

Sen ver doğru istikamet...

Sapkınlardan olur isek, biliriz azabın çetin,

Tövbe edersek İlâhî, yetişir mi hidâyetin?

Düşürme bizi âcze, metanet ver yaşamaya,

Hayat zor, ölüm elîm, kıyamet çok çetin;

Sen merhamet edersen kurtuluruz ey el-Metîn!