106.SAYI ÇIKTI

Allah’a İbadette Devamlılık

NEFSİN HASTALIKLARI / ŞİRK

«Şüphesiz, kim Allah’a ortak koşarsa, Allah ona Cenneti haram kılmıştır ve onun gideceği yer Cehennem’dir. Zalimlere orada bir yardımcı da yoktur» (Maide, 72)

İnsanlık tarihi, şirkle tevhid arasındaki mücadeleden ibarettir. Bu mücadele günümüzde de halen devam etmektedir. Bütün peygamberlerin tebliğlerinde vurguladıkları temel esas, tevhiddir. Kur’an-ı Kerim’in üzerinde en çok durduğu konu tevhidin önemi ve şirkten uzak durulmasıdır. Şirk, sadece putlara tapmak değildir. Nefsin istekleri peşinde koşmak, Allah’ın sevgisi yerine dünya sevgisini tercih etmek, bunların sonucunda Allah’ın hükümlerinden birini dahi reddetmek de şirktir. Peygamberimiz (sav) zamanındaki Mekke müşrikleri, Allah’la birlikte birçok ilâha inanıyorlardı. Bu müşrikler kendi hevâ ve heveslerine göre putlar yapıyorlar ve onlara tapıyorlardı. Kâbe’nin içinde 365 tane put bulunuyordu. Bunların en büyükleri; Hubel, Lat, Menat, Uzza isimli putlar idi. Ayrıca Ved, Suva, Yeûk ve Nesr isimli putlar vardı. Bunlar Hz. Nuh zamanında yaşamış olan iyi huylu, cömert ve sâlih insanlardı. Bu insanlar ölünce, onların heykelleri yapılmış ve zaman geçtikçe halk onlara tapmaya başlamıştı. Bazı Araplar bunlardan başka, güneşe, aya, bazı taşlara, ağaçlara ve hayvanlara tapıyorlardı. Bazı müşrikler ise, melekleri Allah’ın kızları olarak görüyorlar ve onları Allah’a şirk koşuyorlardı. Aslında insanların puta tapmasının asıl nedeni; kendi nefislerini ilâh edinmeleridir.

Şirk; Allah' a (cc) ortak koşmak demektir. Tevhid ise şirkin zıttıdır. Kur'an-ı Kerîm'de insanlar, tevhide, yani Allah (cc)'ı birlemeye davet edilmişler, O'na gerek zâtında, gerek sıfat ve fiillerinde başkalarını şerik, yani ortak kılmaktan, yalnız Allah (cc)'a mahsus olan ibadette başkalarını O'na ortak etmekten şiddetle menedilmiştir. Nitekim Kur'an'ı Kerim'de; «Allah, kendisine ortak koşanları bağışlamaz. Bundan öte dilediğine, dilediği kimse için bağışlar. Her kim Allah’a ortak koşarsa, şüphesiz büyük bir iftira da bulunmuştur» (Nisa, 48) buyrulmuştur.

Şirkin çeşitleri

-Büyük şirk:

Bir şeyi Allah’a denk tutup ona ibadet etmek. İlahmışcasına ona itaatte bulunmak, hem onun hem de Allah’ın emirlerini müsavi görerek ortak koşmak veya o şeyi Allah hükmünün önüne geçirmektir. Bazı hallerde Allah’ın kurallarının geçerli olamayacağına inanmak ta bu kabildendir. Kişi bu durumda geçerli gördüğü kanunları Allah’ın kanunlarına tercih ettiği için bilerek bilmeyerek şirke düşmüş olur. Şüphesiz bu kelimenin tek anlamıyla, şirkin en ağırı olup bu durumdaki kimse İslâm’dan çıkmış ve bu durum üzere ölen kimse de ebedi Cehennem’de kalmak üzere müşrik olarak ölmüştür.

-İtaatte şirk:

Allah’ın hükmünden başkasını kabul etmek, meşru görmek veya onun Allah’ın hükmünden üstün yönleri olduğuna inanmaktır. Hüküm ve hâkimiyet yalnızca Allah’a has bir haktır. (Hiçbir mahlûkun hükme ehliyeti yoktur. İnsan yalnızca Allah’ın hükümlerini uygulamakla memurdur)

«Hüküm yalnız Allah’ındır» (Yusuf, 40)

Allah’a isyan olan bir ameli helal görecek kadar alim veya şeyhlerine uyanlar bu sınıftadırlar.

«(Yahudiler) Allah’ı bırakıp âlimlerini (hahamlarını); (Hıristiyanlar) da rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i rabler edindiler» (Tevbe, 31). Allah Resulü (sav) Tirmîzi’de yer alan sahih bir hadiste bu ayeti Adiy b. Hâtem’e, “Hıristiyanlar âlimlerine helali haram, haramı da helal kılmalarında itaat ediyorlardı. Kim Allah’tan başkasına şeriat koyma, (hayata tümüyle yön verme) hakkı iddia ederse Allah’tan indirileni inkâr etmiştir” şeklinde açıklamış, sonra da şu ayeti okumuştur; «Allah’ın indirdiğiyle hükmetmeyenler, işte onlar kâfirlerin ta kendileridirler» (Mâide, 44).

Yarattıkları üzere yegâne tasarruf sahibi olan yalnız yaratıcıdır. Allah Azze ve Celle'dir. Yarattıklarının yararına olanı en iyi bilen de sadece O’dur. O’ndan başkası hiç bir şey yaratmamıştır.

Allah’tan başkası, yaratılmış olduğundan acizdir, kendinde bile bilmediği sayısız husus vardır. İnsan bunu bile bilmekten âcizken yaratılmışlara uygun ve yararlı olanı nereden bilebilir ki? Bu da gösteriyor ki insanlar tarafından hayata bir sistem olarak yön vermesi üzere konulan bütün kanun ve düzenler batıldır. Hiçbirisiyle hüküm vermek asla caiz değildir. Hâkimiyet ancak Allah’ındır.

-Sevmede Şirk:

Allah Teâlâ'yı sever gibi, O'nun yarattığı bir varlığa sevgi ve muhabbet besleyerek sevgi ve tâzim konusunda o varlığı Allah-ü Teâlâ'ya ortak koşmak. Bu, Allah-ü Teâlâ'nın asla bağışlamayacağı büyük şirktir. Nitekim Allah-ü Teâlâ bu şirk hakkında şöyle buyurmuştur:

"İnsanlardan bazısı Allah’tan başkasını Allah’a (haşa) eşler ve benzerler edinir de onları, Allah’ı sever gibi severler. İman edenler ise daha çok Allah’ı severler" (Bakara, 165)

-İslam dini ile alay etmek, Allah-ü Teâlâ'yı yarattıklarına benzetmek, Allah-ü Teâlâ ile birlikte başka bir yaratıcının veya rızık verenin veyahut da kâinattaki işleri çekip çevirenin olduğuna inanmak.

-İnsanın kendi nefsine fazlaca güvenmesi, bütün lâtifelerini onun (nefsin) emrine vermesi

-Mahmud b. Lebîd'den rivâyet olunduğuna göre, Rasululllah (sav) şöyle buyurmuştur:

Sizin için en çok korktuğum şey, küçük şirktir. Sahabe: Ey Allah'ın elçisi! Küçük şirk nedir, dediler. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: Küçük şirk, riyadır (gösteriştir) buyurdu. Şüphesiz ki Allah Tebârake ve Teâlâ, kullara amellerinin karşılığının verileceği günde (kıyamet gününde), şöyle diyecektir: Dünyada iken, kendileri görsün diye gösteriş yaptığınız kişilerin yanına gidin, bakın, onların yanında herhangi bir karşılık bulacak mısınız?”

-Cebbar ve Mütekebbir ancak Allah’tır. İnsan, Allah’ın kendisine bahşettiği varlığı, kuvveti, ilmi, O'nun huzurunda Onun kullarını ezmekte kullanırsa, Cebbar ve Mütekebbir olmaya özenmiş ve gizli şirke girmiş olur. Rasulullah Efendimiz (sav); “Felak” için, “Cehennem’den bir zindandır, onda cebbarlar, mütekebbirler hapis olunur ve Cehennem ondan Allah’a sığınır.” buyurmuştur.

- Allah' tan (cc) başkası adına yemin etmek, 'Allah ve sen dilersen bu iş olur' demek vb.

Şirk, dünya hayatındaki en büyük zulümdür. Allah-ü Teâlâ şöyle buyurur: “Şüphesiz şirk büyük bir zulümdür.” ( Lokman/13) Şirk, insanı İslam dininden çıkarır. Yapılan bütün salih amelleri boşa çıkarır. Tövbe edilmeden ölündüğü takdirde sahibini Cehennem’de ebedi kalmaya götürür. Şirkin dışındaki günahların bağışlanması Allah' ın (c.c.) dilemesine kalmıştır. Allah (cc) şirk koşmadan ölen kişiyi, dünya dolusu günahı olsa bile, "La ilahe illallah" kelimesinin fazileti sebebiyle ister günahlarının cezasını çektirdikten sonra, isterse de günahlarının cezasını çektirmeden affedecektir.

Peygamberler bile Allah'a (cc) şirk koşmaktan korkup dua etmişlerdir. Bu yüzden tüm Müslümanların şirk ve şirk ehlinden uzak durması ve Allah' a (cc) dua edip, tövbe istiğfar etmesi gerekir.