106.SAYI ÇIKTI

Allah’a İbadette Devamlılık

Gökyüzündeki Yıldızlar / TALHA BİN UBEYDULLAH (r.a)

Şehadet Müjdesini Taşıyan Bir Cesaret Abidesi…

Aşereyi Mübeşşereden yani dünyada iken Cennet’le müjdelenen on sahabeden biri olan Talha bin Ubeydullah (ra) Hazretleri, birçok savaşa katılmış, Allah Rasulü’nü (sav) en güzel biçimde korumuştur. O’nun Rasulullah (sav) Efendimize karşı öyle bir muhabbeti ve sadakati vardır ki bunu ispat eden bir çok hadise vuku bulmuştur.

Hazreti Talha’nın ismi Talha bin Ubeydullah bin Osman bin Amr bin Kâ’b olup, Künyesi Ebû Muhammed, lakabı Feyyaz ve Hayyir (Çok hayır işleyen)’dir. Hicretten yirmi dört yıl önce Mekke’de dünyaya geldi. Soyu, altıncı babada Hazreti Ebû Bekir onuncu babada ise Rasulullah (sav) ile birleşir. Talha (ra) Hz.leri babasının vefatından evvel Hazreti Ebû Bekir’in tavsiyesine uyarak, İslamiyeti kabul etmiş Müslüman olmuştur. İlk iman edenlerin sekizincisidir.

Hazreti Talha en yakın akrabaları dâhil olmak üzere Mekke müşriklerinden de işkence gördü.  Hele namazlarını eda edecekleri zaman çektikleri sıkıntı ve kendilerine reva görülen işkence tahammülü mümkün olmayan cinstendi. Hazreti Mes’ûd bin Hıraş, gördüğü bir hâdiseyi şöyle nakleder: Safa ile Merve arasında dolaşırken; elleri boynuna bağlı ve kalabalık bir gurup tarafından takip edilen bir delikanlı gördüm. Etrafındakilere bu gencin suçunun ne olduğunu sorduğumda, bana: Bu Talha bin Ubeydullah’tır. Atalarının yolundan saptı, diye cevap verdiler. Gencin peşi sıra çirkin sözler söyleyerek onu takip eden bir de kadın vardı. Onun kim olduğunu sordum. Bu gencin annesidir dediler. Fakat Talha (ra) Hz.leri bütün bu akıl almaz işkencelere göğüs geriyor. Beni öldürseniz de dinimden dönmem diye karşılık veriyordu.

Peygamberimiz (sav), Hazreti Ebu Bekir’le Medineyi Münevvere’ye hicret buyurduğu zaman Hazreti Talha ticaret için Şam’a gitmişti. Dönerken Medine’ye uğramıştı. Hazreti Peygamberin orada olduğunu öğrenince kervandaki mallarından vazgeçip Mekke’ye gitmedi ve Medine’de kaldı. Es’ad bin Zürare’nin (ra) misâfiri oldu. Bir müddet sonra Es’âd bin Zürare’yi (ra) Mekke’ye gönderip ailesini Medine’ye getirtti. Medine’de Muhacîrin ile Ensâr arasında kardeşlik tesis olunduğunda Peygamber Efendimiz (sav), Hazreti Talha’yı Hazreti Übeyy bin Kâ’b ile kardeş yapmıştı. Hazreti Talha, Bedir’den başka bütün gazalarda Peygamberimiz (sav) ile beraber bulunmuştur. Çok cesur idi. Bütün gazalarda Allah-ü Teâlâ’nın dinine hizmet ve şehitlik mertebesine ulaşmak için kahramanca savaşmış, pek çok defa Peygamberimizin methine kavuşmuş ve Cennet ile müjdelenmiştir.

Kureyş müşrikleri Rasulullah ve Müslümanları ortadan kaldırmak için güçlenmek ve para temin etmek maksadıyla ebû süfyân başkanlığında Suriye’ye (Şam’a) büyük bir kervan çıkardılar. Yanlarında otuz kırk kadar muhafızları da vardı. Hazreti Peygamber (sav) önce keşif ve araştırma yapmak üzere Talha ve Saîd bin Zeyd (ra)’ı Medine dışına göndermişti. Bedir’de bulunanlar gibi kendilerine sevap verildiği Peygamberimiz (sav) tarafından bildirilmiştir.

Hazreti Talha, Bedir’den sonra İslam’ın en büyük gazası, ölüm kalım savaşı olan Uhud’da kahramanlık destanları yazmıştır. Canını Peygamber Efendimizi korumak için tehlikeden tehlikeye attı. O müthiş günde Müslümanlar ne olduğunu anlayamamışlar, hatta bazıları birbirlerine kılıç vurmuşlardı. Hele harp meydanında Rasulullah’ın (sav) öldürüldü haberi ashab-ı kiramı kalplerinden hançerlemişti. Ne olduğu anlaşılmamış, herkes yeise düşmüştü. Ashâb-ı kiramın bazıları geri dönmek icab ettiğini, bazıları Rasulullah mademki öldü, biz de ölünceye kadar kâfirlerle harb edip O’na hemen kavuşuruz diyorlardı. Bir kısım ashâb da Peygamberimizin (sav) etrafında toplanmışlar canlarını siper edip Rasulullahı muhafaza etmeye çalışıyorlardı. İşte Hazreti Talha bin Ubeydullah bir an bile geri çekilmemiş, Rasulullahın yanından ayrılmamıştı. Bu şiddetli günde yedisi muhacirlerden, yedisi Ensar’dan olmak üzere on dört sahâbe de onunla birlikte sabır ve sebat gösterdiler. Burada bulunan muhacirlerden birisi Talha bin Ubeydullah (ra)’dır. Müslümanların şaşkınlık içinde bulunup dağıldıkları zaman Peygamberimiz (sav) “Ey Allahın kulları, Bana doğru geliniz, Ey Allahın kulları, Bana doğru geliniz!” diyerek seslene seslene ancak otuz sahâbe toplayabilmişti. Peygamberimiz (sav) müşrikler tarafından kuşatılmıştı. Rasulullah (sav) “Kim Allah yolunda vücudunu bize verir, feda eder” buyurduğu sırada ensardan beş sahabe sıçrayıp ayağa kalktılar. Peygamberimizin (sav) önünde çarpışa çarpışa can verdiler, şehîd oldular. Bunların son şehid olanı on dört yerinden yaralanmış yere düşünce Peygamberimiz “Onu bana yaklaştırınız.” buyurmuşlardı. Bu mübarek şehid, Rasulullah’ın (sav) ellerinde şahadet şerbetini içti. Peygamberimiz (sav), Talha bin Ubeydullah Hazretlerinin de içlerinde bulunduğu on üç sahâbe ile bir köşeye çekildiler.

Müşrikler, Peygamberimiz (sav) ve on üç sahabeyi yok etmek için üzerlerine yürüdüler. Peygamberimiz (sav); “Şunları kim karşılar, kim durdurur” buyurdular. Hazreti Talha, “Ben” buyurdu. Peygamberimiz “Senin gibi daha kim var” diye sordular. Ensardan bir zât “Ben” dedi. Peygamberimiz ona “Haydi sen karşıla” buyurdu. O zât gitti müşriklerin üzerine bir aslan gibi atıldı. Gözleri yaşartan kahramanlıklar gösterdi.

  Yine müşriklerden bir grup Peygamberimize doğru gelmeye başladı. Peygamberimiz “Şunlara kim karşı koyar” buyurdular. Hazreti Talha yine atıldı. “Ben” dedi. Peygamberimiz (sav); “Senin gibi daha kim var” diye sordu. Yine Ensardan bir zât “Ben” dedi. Rasulullah (sav); “Haydi onları sen karşıla” buyurdular. O zât da gitti. Aynı şekilde çarpışa çarpışa şahadet şerbetini içti. Müşriklerden başka bir grup daha geldi. Rasulullah (sav) aynı şekilde sordu. Yine Hazreti Talha atıldı ise de Peygamberimiz yine “Senin gibi daha kim var” diye sordu. Ensardan bir zât “Ben” dedi, Rasulullah (sav) aynı şekilde onu da gönderdi. O da şehîd oldu. Peygamberimizin (sav) yanında bulunan ensardan on iki sahâb bu şekilde şahadet şerbetini içtiler, inandıkları, îmân ettikleri Allah-ü Teâlâ’ya ve kendilerine vaat olunan sonsuz Cennet nimetlerine kavuştular. Rasulullah (sav)’ın yanında Hazreti Talha bin Ubeydullah’dan başka kimse kalmadı. Müşrikler Peygamberimizi (sav) kastederek yine hücum ettiler. Peygamberimiz; “Gelen şu müşriklere kim karşı koyar” buyurdu. Hazreti Talha “Ben” buyurdu ve gitti çarpışmaya başladı.

Talha bin Ubeydullah (ra) buyurdu ki: “Gördüm ki, ashab-ı kiram dağıldı. Müşrikler hücum ettiler ve Rasulullahı (sav) her taraftan kuşattılar. Rasulullah’ın (sav) önünden mi, arkasından mı, sağından mı, yoksa solundan mı gelen taarruzlara karşı duracağımı bilemiyordum. Bir önden gelenlere bir arkadan gelenlere koştum onları uzaklaştırdım. Nihayet dağıldılar.” Hazreti Talha’nın, Uhud’un bu anında vücudunun her yeri heyecandan ve Rasulullah’a (sav) bir zarar gelir korkusundan tir tir titriyordu. O Uhud günü Rasulullah’a (sav) bir zarar gelmemesi için en çok uğraşan en fazla canını hiçe sayanlardandı. Ashâb-ı kiramdan birçoğu bazı anlar Rasulullah (sav)’ın yanından ayrıldıkları halde Hazreti Talha bir an ayrılmamış idi. Sa’d bin Ebî Vakkas (ra) bu hali haber verdikten sonra:

“Biz Rasulullah’ın (sav) yanına döndüğümüz zamanlar Hazreti Talha’yı hep O’nun etrafında dönerek çarpıştığını ve kendisini Rasulullah’a (sav) kalkan yapıp koruduğunu gördüm.” buyurmuştur.