106.SAYI ÇIKTI

Allah’a İbadette Devamlılık

MESNEVİ'DEN / GAYBA İMAN ETMEK, GÖRÜNEN ŞEYE İMAN ETMEKTEN DAHA DEĞERLİDİR.

Görünmeyene ibadet etmek, kulluk etmek güzeldir. Efendisinin huzurunda değilken de kulluğu korumak, itaatten çıkmamak pek hoş bir şeydir. Padişahı yüzüne karşı öven ile padişahın yanında bulunmadığı halde ondan utanan, çekinen, onu seven bir olur mu?

Memleketin bir ucunda, hudutta bulunan bir kale muhafızı padişahtan ve padişahlık bölgesinden çok uzaklarda bulunduğu halde, Kaleyi düşmanlardan korur, gözetir; hadsiz hesapsız mal karşılığında kaleyi onlara satmaz.

Çok uzaklarda, hududun bir ucunda, padişah oralarda yok iken, orada imiş gibi ona vefa gösterir. Padişahın nazarında, o uzaklardaki muhafız, huzurunda bulunan ve can feda edenlerden daha iyidir.

Padişahın yanında bulunmadığı, çok uzaklarda olduğu halde yarım zerre kadar padişahın yapılmasını emrettiği vazifeye gösterilen bağlılık, sevgi, onun huzurunda yüz bin kat hizmet etmekten üstündür.

Allah’a iman ve ibadet ancak şimdi makbuldür, ölümden sonra gayb âlemi bütün güzelliği ile meydana çıkınca; “Şimdi inandım.” demek manasızdır.

Mademki hakikatin gizli, örtülü olması ve gayba inanmak daha iyi, öyle ise ağzını kapa, dudaklarını yum;  yumuk dudaklar daha hoş…

Kardeşim sözden sakın, hakikat sırlarını söylemekten vazgeç ki, ledün ilmini Cenab-ı Hak kendisi meydana çıkarsın.

Güneşin varlığına şahit, yine güneştir. Allah (cc)’ın varlığının en büyük, en doğru şahidi yine Allah (cc)’tır.

Hayır, söyleyeceğim çünkü Kur’an-ı Kerim’de şahit oluşuna, hem meleklerin hem bilginlerin şahitlikleri beraberce anılmıştır. “Allah (cc)’tan başka sonsuz, daim ve baki olan yoktur.” (Al-i İmran; 18) diye Allah, melekler ve ledün ilmini bilen bilginler şahadet ederler.

Allah (cc) şahitlik ettikten sonra, melekler kim oluyor ki bu şahadet işine ortak olsunlar? Çünkü güneşin karşısında durmaya ve onun nuruna bakmaya zayıf gözler, harab gönüller dayanamaz.

Bu çeşit gözler, böyle gönüller yarasaya benzerler. Güneşin nuruna ve hararetine dayanamazlar, kabiliyetsizlikleri yüzünden o güneşten ümitlerini keserler.

Gökyüzünde nurlar saçan, kâinata hayat dağıtan hakikat güneşine şahitlikte, Hakk’ın gökyüzü dostları ve hizmetçileri olan melekleri de bizimle dost bil. Melekler derler ki; “Biz bu nuru, o hakikat güneşinden aldık, o güneşin halifesi gibi acizlere aksettirdik, onları nurlandırdık.” diye şahitlik ederler.

Yeni doğmuş ay veya üç günlük hilal yahut dolunay gibi her meleğin derece derece kemâli, nuru ve değeri vardır. Her meleğin o nurdan hissesi vardır. O nur, üçer dörder kanatlı meleklerin her birine, mertebelerine göre vurmakta, onları nurlandırmaktadır.

Meleklerin kanatları, insanların akıl kanatlarına benzer. İnsanların akılları arasında da çok fark vardır. İyilikte olsun, kötülükte olsun, her insana kendine benzer bir melek arkadaş olmuştur.

Gözü zayıf olan ve güneşin ışığına dayanamayan kişiye, yıldız mum olur, ona yol gösterir.