106.SAYI ÇIKTI

Allah’a İbadette Devamlılık

Üsve-i Hasene/PEYGAMBERİMİZ (SAV)’İN AİLESİNE MUAMELESİ

"Bana, güzel koku ve kadın sevdirildi. Gözümün nuru ise namazdır." (Nesâî)

Allah-ü Teâlâ Nisa suresinin 19. Ayetinde; "Kadınlarla iyi geçinin." buyurarak erkekleri ikaz etmiş ve kadınlara değer vermelerini istemiştir. Allah katında aile reisinin değeri, eşine ve yakınlarına verdiği değerle ölçülür. Bu konuda Hz. Peygamber (sav): “En hayırlınız, aileniz için hayırlı olandır. Bana gelince ben, aileme karşı sizden en hayırlı olanınızım.” buyurmuştur.

Peşinen söylemek gerekir ki onun aile reisi olarak çizdiği portre de hayranlıkla izlenecek mükemmelliktedir. Rasulullah (sav) Efendimiz; sabrın, merhametin, teennili davranışın, anlayışlılığın, inceliğin, hoşgörünün ve sorumluluğun timsalidir. Ve bu faziletler hiç kimsede kendini bu denli güzel ifade edememiştir.

Peygamber Efendimizin (sav) yaşadığı aile hayatı ile ortaya koyduğu esaslar sayesinde kadınlar hiç görmedikleri ve hayal bile edemeyecekleri bir kıymete nail olmuşlar, cemiyet içinde fevkalâde bir mevki elde etmişlerdir. Hazreti Ömer (ra)'in anlattığı şu hâdise bunun en büyük şahitlerinden biridir:

Biz Kureyşliler, kadınlara hâkim kimselerdik. Sonra Medine'ye geldiğimizde, burada kadınların erkeklere hâkim olduklarını gördük. Bizim kadınlarımız da onlardan öğrenerek böyle davranmaya başladılar. Bir gün hanımıma öfkelenmiştim, bir de ne göreyim, bana karşılık vermez mi! Bunu doğru bulmayıp onu azarladım. Bu sefer:

- Beni niye azarlıyorsun? Vallahi Rasulullah (sav)'in zevceleri bile ona karşılık veriyorlar, mırıldanıyorlar. Hem onlar icabında küsüp gün boyu Rasulullah'ı terk ediyorlar, dedi.

Hemen (Hz. Peygamber'in hanımlarından kızım) Hafsâ'ya gidip:

- Rasulullah Efendimize sen de karşılık veriyor, ona karşı söyleniyor musun, dedim.

- Evet, dedi.

- Sizden biri gün boyu akşama kadar ona küsüyor, yanına varmıyor mu, dedim.

- Evet, dedi.

- Sizden kim böyle yaparsa büyük zarar eder, hüsrana uğrar. Hanginiz, Allah Resulü’nün öfkesi sebebiyle Allah'ın gazabına uğramayacağından emin olabiliyor? Şayet böyle yaparsanız helâk olursunuz. Sakın Rasulullah'a karşılık verme! Dünyalık bir şeyler isteyerek onu sıkıntıda bırakma! Ne ihtiyacın varsa benden iste, dedim. (Müslim)

Görüldüğü gibi Allah Resulü’nün hanımlarına değer vermesi ve söz hakkı tanıması sebebiyle, diğer kadınlar da bundan istifade etmişler ve sahip oldukları insanlık şerefinin farkına varmaya başlamışlardır.

Efendimizin, hanımlarına faziletlerini söylemesi, kendilerine olan sevgisini izhar etmesi, bineğine alması, dizine bastırarak hayvanına binmesine yardımcı olması, kederlenip ağlayan hanımının gözyaşlarını elleriyle silerek teselli etmesi, onlara değer verdiğini gösteren örnek davranışlarındandır. Mesela bir gün Safiyye Validemizin üzüldüğünü görmüştü.

Hanımlarından biri Safiyye Validemizin yahudi asıllı olduğunu hatırlatmış: “Ey yahudi kızı!” demişti. O, bu durumu Allah Resulü’ne aktarmış ve üzüntüsünü dile getirmişti. Efendimiz de (sav) onu şöyle teselli etmişti:

“Bir daha Sana böyle bir şey diyecek olurlarsa, Sen de onlara şu cevabı ver: ‘Benim babam Hz. Harun, amcam Hz. Musa, kocam da gördüğünüz gibi Hz. Muhammed Mustafa’dır. Siz Bana karşı neyinizle övünüyorsunuz?’” (Tirmizî) Böyle mükemmel bir çözüm kimi sevindirmezdi ki! Zaten öyle de oldu. Safiyye Validemiz Allah Resulü’nün (sav) huzurundan bütün üzüntülerini geride bırakmış, öyle ayrılıyordu.

Cahiliye döneminde kadınlar, tabii bir durum olan muayyen hâlleri esnasında insanlık dışı muameleye tabi tutulurken Allah Rasulü (sav) bu anlayışı yıkmak için uğraşmıştır.

Yine kendilerine değer verdiğini göstermek için böyle zamanlarında hanımlarına başını yıkatmış, hatta onlara yaslanarak Kuran-ı Kerîm bile okumuştur. (Buhârî)

Fahr-i Kâinat Efendimizin ailesine ne kadar ehemmiyet atfettiğini ve onları ne ölçüde tanıdığını gösteren şu rivayet de oldukça dikkat çekicidir. Hazreti Âişe (r.anha) şöyle anlatır:

Rasulullah (sav) Bana:

"Âişe, Senin Benden memnun olduğun zamanları da kızdığın zamanları da çok iyi biliyorum." dedi.

Ben:

- Nasıl anlıyorsun, diye sorduğumda şöyle cevap verdi:

"Benden razı olduğun zamanlarda yemin ederken: «Muhammed'in Rabbine yemin ederim ki hayır» diyorsun, bana kızdığında ise: «İbrahim'in Rabbine yemin ederim ki hayır» diye yemin ediyorsun." dedi.

- Evet, öyle vallahi Ya Rasulullah! Sana kızdığımda sadece ismini söylemeyi bırakıyorum o kadar, dedim. (Buhârî)

Enes (ra)'ın bildirdiğine göre Allah Resûlü, hanımı Hatice'ye verdiği kıymeti şöyle ifade etmiştir:

"Dünya kadınlarının en üstünleri şunlardır: İmran’ın kızı Meryem, Huveylid'in kızı Hatice, Muhammed'in kızı Fâtıma ve Firavun'n hanımı Asiye." (Tirmizî)

Fahr-i Kâinat Efendimiz diğer bir hanımına verdiği değeri ise şöyle ızhâr etmiştir:

"Âişe'nin kadınlara üstünlüğü, tiridin diğer yiyeceklere üstünlüğü gibidir." (Buhârî)

Sevgili Peygamberimiz ailesine karşı kırıcı olan ashabını irşat ederek bu tavırlarını terk etmelerini emretmiş ve hanımlarına kıymet vermeleri gerektiğini öğretmiştir:

Huzeyfe (ra) şöyle der:

Benim dilimde, aile efradıma karşı bir ölçüsüzlük vardı. Fakat bu durum başkalarına karşı olmazdı. Hâlimi Rasulullah (sav)'e arz ettim. Bana:

"İstiğfar bakımından ne hâldesin? Bu kusurunun bağışlanması için günde yetmiş kere istiğfar et!" buyurdular. (İbn-i Mâce)