106.SAYI ÇIKTI

Allah’a İbadette Devamlılık

SULATANLARIN SOFRASI/ İbrahim Dusuki

HAZRETİ PİR

EŞ-ŞEYH ES-SEYYİD İBRAHİM DUSSUKİ (K.S) HAZRETLERİNDEN ÖĞÜTLER

Her kim şeriatla amel eden, hakikat ehli, temiz, namuslu ve şerefli bir Müslüman olmazsa, sulbümden gelen oğlum bile olsa, evlâtlarımdan değildir. Müritlerimden her kim de şeriata, hakikate, tarikata, diyanete, kendini maddî-manevi günahlardan korumaya, zühde, veraya ve aza kanaate sımsıkı sarılırsa, en uzak memlekette bile olsa, evlâtlarımdandır.

Bir defasında kendisine "Ne istersin?" diye soruldu

"Allah-ü Teâlâ ne isterse Ben de onu isterim" diye cevap verdi.

Allah´a kulluk eden herkes, gereği gibi bu kulluğun tadını alamaz. Her hizmet eden de gereği gibi adabıyla hizmet edemez. Bundan dolayı çoğu mürid, gayret etmesine rağmen, bu yolda mesafe alamadı.

 

Ey evlatlarım! Size daima Allah´tan korkmanızı tavsiye ederim. Zira siz,

Kurbanlık koç gibi bu dünyayı terk etmek zorundasınız.

Ey alev alev ateşin derilerini yakacağı insanlar!

Ey kendileri için bıçağın bilendiği kimseler!

Kendinizi ve ailenizi Cehennem ateşinden koruyunuz.

Bütün insanlara karşı şefkat ve merhamet gösteriniz…

Bir kimse bütün insanları sevmedikçe, onlara karşı şefkatli davranmadıkça ve onların ayıplarını örtmedikçe kâmil bir insan olamaz. Bunlara dikkat etmeyen ve kâmil olduğunu iddia eden kimse yalancıdır.

Hiçbir kimseyi hareketlerinden, elbisesinden, yemesinden ve içmesinden dolayı kınamayın. Çünkü şeriatın açıkça nehyettiği yasakları çiğneyenin dışında, kimse kınanamaz, ayıplanamaz. Zira bu kınama yalnızlığa, yalnızlık da kulun, Rabb´inin lütfundan uzak kalmasına sebep olur.

İnsanlar kısımlara ayrılırlar:

1) Yola yeni girmiş olanlar (mübtedî),

2) Seçkin (hâss) kullar,

3) Seçilmişlerin seçilmişi olan (havâssul hâs) kullar

4) Allah´a vâsıl olanlar.

Bu yolda kuvvetli ile zayıf yarışamaz.

Allah´ın veli kulları bazen yağmur gibidir, bu onların merhametli olduklarını gösterir; bazen de kılıç gibidir, bu da onların gazap taraflarının olabileceğine işaret eder. Bundan dolayı bir Allah dostu yüzünüze güldüğü zaman ona karşı saygıyı terk edip şımarmayın, ciddiyet ve edebinizi muhafaza edin.

 

Şeriat kök, hakikat ise onun dalıdır. Şeriat meşru olan bütün ilimleri içerisinde toplar. Hakikat ise gizli ilimleri camidir. Bütün makamlar şeriat ve hakikatte gizlidir.

Mürid farz, vacip ve sünneti eda edecek kadar ilim öğrenmelidir. Bütün işi fesahat ve belâgatla uğraşmak olmamalıdır. Zira bunlar asıl maksada ulaşmaya mani olabilirler. Buna mukabil mürid, sâlihlerin yollarını araştırmalı, onlara uymalı ve zikre devam etmelidir.

Erkeklerden tam erkekler bulunduğu gibi, yarım ve dörtte bir olan erkekler de vardır. Yine onlar arasında kemale ermiş ve Allah´a ulaşmış olanlar da vardır.

Havâssın tövbesi

Havâssın yani Allah´ın en seçkin kullarının tövbesi, mâsivâyı gönülden çıkarmaktır. Havâs olanlar, tövbe ederek terk ettikleri bir davranış ve söze dönüp bakmazlar. Çünkü onlar, tövbe etmekle içlerine benlik duygusu girmesinden korkarlar. Yine onlar "ben, ben" demekten son derece sakınırlar.

Hülasa onlar bütün hareketlerini kontrol altında bulundururlar.

Ey müridim! Himmetini cem et, dikkatini topla. Tarikatı ancak bu yolla tanıyabilirsin. Hangi makamda bulunursan bulun, önüne bir perde gerilebilir, ancak sen bütün bu perdeleri yırtmalısın. Zira Allah´tan başka her şey boştur.

Sen bir kimseden yüz çevirirsen o da senden yüz çevirir. Eğer Allah´tan yüz çevirirsen, Allah da senden yüz çevirir.

Ey oğulcuğum! Beni boş şeylerle meşgul etme. Kalıbından kalbine geç. Ona göre hareket et.

 

Kim seher vakitlerinde kalkar ve istiğfara devam ederse, Allah ona bütün nur pencerelerini açar, yakınlık (kurbiyet) âleminden kendisine manevî lezzetler tattırır, kalbinde mana âlemine ait güneşler ve aylar doğar.

Ey gönlümün yavrusu! Sana söylediklerimi yap ki kurtulanlardan olasın.

Ey evlâtlarım! Allah´ınızı severseniz yolumuzu kötülemeyin, bu hakikatlerle oynamayın, hilekârlık yapmayın, hakk ile batılı karıştırmayın, ihlâslı olun ki kurtulabilesiniz. Sizi sevdikçe ve diğer insanlardan sizi seçtikçe siz de bizi üzmeyin, yolumuza kötü söz atmayın. Terbiye ve nasihat konusunda nasıl size hakkınızı ödüyorsak, siz de dinleyerek ve öğüt alarak bizim hakkımızı yerine getirin. Ben size ancak Rabb´inizin emrettiklerini emrediyorum. Bunlar Benim değil, Allah´ın emirleridir.

Eğer ahdinizi bozarsanız bilin ki bu bozduğunuz ahd Allah´ın ahdidir. Bizden sadece icazet belgesi alma niyetinde iseniz, bizim size ihtiyacımız yoktur. İstediğiniz yere gidebilirsiniz

 

Ey evlâtlarım! Mallarınıza dokunmama, mirasınızı almama, ellerinizde bulunan dünyalık ile elbisemi kirletmeme konusunda Allah´a biat ettim. Dinleyiniz ve itaat ediniz. Mallarınız konusunda Benden ve cemaatim içerisinde ihlâslı olanlardan emin olabilirsiniz. Allah´tan, diğer evlâtlarımın da ihlâslı olmasını istiyorum. Onlar da böyle ihlâslı olurlarsa kardeşlerine şefkatte ve nasihatte bulunurlar, mallarına da dokunmazlar

Her kim ölümünün itaat üzere olmayacağını ümit ederse helâk olmuştur. Zira bütün taatlarımız Allah’ın ihsanı cümlesindendir. Bizim ortada hiçbir katkımız yoktur.

Ey oğulcuğum! İnsanların ve cinlerin ameli kadar amelin olsa bile "ben" demekten sakın, zira Allah, ben iddiasında bulunanları acziyet içerisinde bırakır. Benlik davasında isen maddî-manevî derecen düşer. Bunu unutma!