106.SAYI ÇIKTI

Allah’a İbadette Devamlılık

ESMA-ÜL HÜSNA / EL- VEKİL (CC)

“Allah bize yeter ve O ne güzel bir vekildir”

 (Âl-i İmrân: 3/173)

 

El VEKİL; Her şeye vekil…

Vekil, her şeyi tedbir ve idare eden, gözeten, kendisinden hiçbir şeyin bilgisi gizli olmayan, hiçbir şeyi korumak ve idare etmek kendisine ağır gelmeyen, yarattığı her şey üzerinde gözetici ve koruyucu olan, hepsinin rızıkları ve idareleri kendisine ait olan...

Müslümanların, "Allah bize kâfidir. O ne güzel vekildir." demeleri, bundan ileri gelir. "O ne güzel Vekil'dir”in anlamı "işlerimizin ne güzel kefil ve idarecisidir." demektir.

Kâinatta, insanların işlerini o insanlar hesabına yürütenlere vekil denmektedir. Bilhassa mahkemelerde vekil tutmak âdet olmuştur. Bir de milletin seçip meclise gönderdiği vekiller vardır. Fakat vekillerin en güzeli, en kudretlisi, en büyüğü Allah (Azze ve Celle)'dir. Alemdeki bütün işlerin tamamını tedbir ve idare eden O'dur.

Bir garibin, “bostanına yağmur lazımsa, bulut O'nun emriyle gider ve yağmur yağar. Bir hastaya şifa gerekse, hekim O'nun yarattığı nebatatlardan elde ettiği ilâcı hastasına verir. Hâsılı, O'nun rahmetinin erişmediği bir mahlûk yok­tur. Ne var ki kendisi hiç bir işinde vekile ve vezire muh­taç değildir.

Padişahlar, sultanlar, vezirler tek başlarına bir mülkü idare edemezler. Bir hükümdar ne kadar kudretli olsa da yine başkalarına muhtaçtır. Cenab-ı Hak ise, böyle nok­sanlıklardan münezzehtir.

O, her şeye hükmünü yürütür, her şeyin yerini tutar, fakat hiçbir şey O'nun yerini tutamaz, O'na ortak olamaz ve O'na dayanmadan duramaz. “Allah her şeyi yaratıcıdır ve O her şeye vekildir.”(Zümer: 39/62) Allah-ü Teâlâ, kullarına zaman zaman peygamberler göndermiştir. Ne var ki peygamberler O'nun vekili değil, elçileridir ve emirlerini kullarına ulaştırırlar. Yani Pey­gamberler dahi Onun makamına kâim, vekil olamaz. Ha­kikî vekil ancak Allah (Azze ve Celle)'dir. Her işi, her ci­hetle bilen ve her müşkülü açan yalnız O'dur. O'nun kapattığı kapıyı açacak bir kuvvet mevcut değildir. Açtığını da kapatacak yine yoktur.

Kâinata bu mânâda nazar ettiğimizde, herkesin ve her şeyin he­men bütün işlerini, mutlak Vekîl olan Allah'a bıraktıklarını görürüz.

Bütün bitkiler âleminin, baharın gelmesi konusunda vekilleri an­cak Allah'tır. Bir milyondan fazla hayvan türünün, o rakamlara sığ­maz fertlerinin tümünün, rızık konusunda vekilleri yine Allah'tır. Bedendeki yüz trilyona yakın hücreye rızık yetiştirme hususunda insanın yaptığı şey, sadece lokmasını ağzına atmak, çiğnemek ve yutmaktır. Bundan öte bütün işler, mutlak Vekil olan Allah tarafın­dan, en güzel şekilde görülür.

Tohumu tarlaya eken bir çiftçi de köyüne gelip istirahata çekilir­ken, yine O mutlak Vekil’e işini bırakmıştır.

Yavrusunu emzirmek isteyen bir anne, gıdasını alır ve yediği ye­meği süte çevirmesi için Allah'a tevekkül eder. Bu tevekkülün bir başka şekli de, o emzirilen bebekte görülür. Kendini O Vekil’e teslim etmiş, beşiğinde her şeyden ve herkesten gafil olarak uyumakta ve O'nun koyduğu şefkat kanunuyla, anne kucağında ve baba ocağında rahat bir hayat sürmektedir.

İnsan olsun hayvan olsun, bütün canlılar geceleyin uykuya dalar­ken Allah'a tevekkül ederler ve dünyayı güneş etrafında saatlerce döndürerek kendilerini sabaha salimen çıkaracak o mutlak Vekil’e tevekkül ile rahatça uyurlar. Bunun bir benzerini de gündüz vakti sergilerler. Dünyanın hassas ölçülere uyarak intizamla dönüşünden, aldıkları nefesin kanlarını temizlemesine kadar her işlerinde Allah'ı vekil tanır ve O'na tevekkül ederler.

İşin tuhaf tarafı, tevekküle karşı çıkan insanların da yine tevek­kül sayesinde hayatlarını emniyet içinde geçirmeleridir.

İşte bu emniyet halinin şuurunda olmak tevekkül, bundan gafil olmak ise en büyük bir cehalettir.

            İstiklal şairimiz Mehmet Akif Ersoy; “Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hikmete ram ol; Yol varsa budur bilmiyorum başka çıkar yol” diyerek Allah’a dayanarak, çalışarak ve hikmete ram olarak gerçek bir mümin tavrıyla Hakk’a tevekkül etmemiz gerektiğini ne de güzel anlatmıştır.

Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bir hadisi şeriflerinde beyan buyurduğu üzere Allah-ü Teâlâ Hazretlerine güvenip dayanmamızı tavsiye ediyor. Buna kuşlardan misal vererek Onların her Allah’ın günü, tam bir teslimiyet içinde yuvalarından ayrıldığını, rızıklarını bulamama korkusuna kapılmadığını, günün sonunda, karınlarını doyurmuş olarak yuvalarına döndüğünü hatırlatmaktadır. Biz de Mevlâ’mıza tevekkül etmeye daha evimizden çıkarken başlamalıyız ve Sevgili Efendimiz gibi; "Bismillah, tevekkeltü alellâh, lâ havle velâ kuvvete illâ billâh" demeliyiz. (Ebû Dâvûd, Edeb 103; Tirmizî, Daavât 34)

Bu duanın manası; "Allah'ın adıyla evimden çıkıyorum. Allah’a dayanıp tevekkül ettim. Günahtan kaçacak güç, ibadet edecek kuvvet ancak Allah’ın yardımıyla kazanılabilir."

Hz. İbrahim’i ateşe attıkları zaman, duaların en güzeliyle Rabbine tevekkül etmiş, "Hasbünallah ve niğmel Vekil" demişti. “Allah bana yeter; O, ne güzel vekildir."

Efendimiz (sav) çok korkup üzüldüğümüz zaman da böyle dememizi bize öğretti

Bir gün ashabıyla sohbet ediyordu: Onlara kıyametin pek yakın olduğunu hatırlattı Aklı başında olan bir kimsenin, bu durumda gamsız, kedersiz olamayacağını söyledi ve şöyle buyurdu:

“Sûr’u üfleyecek melek, ona ağzını dayamış, kendisine “üfle!” diye emredilmesini beklerken ben nasıl sevinebilirim?”

Ashab-ı kiram buna pek üzüldü

İşte o zaman onlara, “Hasbünallah ve niğmel Vekil, tevekkelnâ alellâhi Rabbinâ: “Allah bize yeter; O, ne güzel vekildir; Rabbimiz olan Allah’a tevekkül ettik” demelerini tavsiye etti. (Tirmizî, Kıyamet 8; Tefsir 39/7)

Peygamber Efendimiz tehlikenin en uzağını, en gizlisini herkesten evvel görürdü. Ona göre ne yapmak lazımsa yapar, tedbirini alır ve sonra aldığı bu tedbirlere değil, ancak Mevlasına güvenirdi. İşte tevekkül, işte bize yüce örnek! Ve iki cihan saadetini kazandıracak sır. Kişinin kendine, mevkisine, bilgisine, zekâsına güvenmesi hep yalandır. İnsana gereken, ancak Allah'a güvenmektir. Çünkü O’nsuz hiçbir şeye muvaffak olunamaz. O’nunla ise her şeye kadir olunur.

Sevgili Peygamberimizin bu tavsiye ve öğütlerini tutan Allah’a tevekkülde şüphe duymayan, tam bir teslimiyet sahibi olur biiznillah…

Rabbim cümlemize ikram ve iltifat buyursun…