106.SAYI ÇIKTI

Allah’a İbadette Devamlılık

MESNEVİDEN/HİÇ AYNA İLE TERAZİ YALAN SÖYLER Mİ?

Ayna ile terazi, birisi incinecek yahut utanacak diye doğru söylemekten sakınır mı? Susar mı?

Ayna ile terazi, öyle kadri yüce ve doğru mihenk yerleridir ki sen onlara iki yüz sene hizmet etsen, Sonra aynaya desen ki; “Ben sana bu kadar sene hizmet ettim, hatırım için beni çirkin gösterme” teraziye de desen ki; “Yalvarırım sana; fazla tart, eksiğimi açığa vurma.” Onlar sana cevap verir de derler ki;  “Zavallı, herkesi kendine güldürme, âlemi kendine maskara etme.” Ayna ile terazi hile bilmezler, yalan söylemezler. Doğruluktan ayrılmayan ayna ile terzi derler ki; “Allah, gerçeklerin bizim vasıtamızla tanınması, anlaşılabilmesi için kadrimizi yüceltti, bizi bu işte görevlendirdi. Bu doğruluğumuz olmasaydı, gerçeği olduğu gibi ortaya koymasaydık bizim ne değerimiz kalırdı? İyilerin, güzellerin yüzlerini nasıl görür, nasıl gösterebilirdik?”

Gönül İsterse Neler Yapar

Gözlerimiz, bakışlarımız gönle uymuştur. Gönül isterse göz zahire bakar, gönül isterse göz ibret alacağı, ders alacağı şeye bakar. Gönül isterse, gözleri külliyat tarafına sürer götürür. Gönül isterse onları cüzziyatta hapseder, bırakır.(1)

Beş duyumuzun her biri, aynı su deposuna bağlı musluklar gibi, gönle bağlıdır. Gönlün dileği ile emri ile iş görürler. Gönül ne tarafa işaret ederse, beş duyu da eteklerini toplar o tarafa doğru koşar. Gönül isterse, ayak raks eder, oyuna dalar yahut yavaş yürüyüşü bırakır, hızlı yürüyüşe geçer. Gönül dilerse el parmakları ile hesap yapar yahut o parmaklarla kitap yazar.

Dikkat ediniz, bütün işleri yapan hünerli el, aslında içte bulunan gizli bir elin emrindedir. O gizli el bedenimizin şu görünen el, düşmana karşı yılan gibi öldürücü olur. Yine gönül isterse, o el bir dosta karşı yardımda bulunur. Acaba gönül bizde bulunan bu beş duyguya neler söylüyor, onlarla aralarında ne de gizli, akıl almaz, ne şaşılacak bir buluşma var? Gönül acaba, Süleyman’ın mührünü mü buldu ki bu beş duygunun yularını da eline almış, onları istediği tarafa çekip götürüyor. (2)

Gönül Süleyman’ın mührünü elde etmiş, beden diyarında ruhani ve nefsanî kuvvetlerin padişahı olmuş da bilinen görünen beş duyguyu emri altına almış, içte bulunan, görünmez beş batını duygu da zaten onun emrinde. (3)

On duygu yedi uzuv, daha sayılamayacak, söylenemeyecek ne kadar çok şeylerin hepsi gönlün emrinde.(4)

Ey gönül, sen ululukta, sultanlıkta Süleyman olmuşsun. Parmağındaki yüzüğünle perilere, şeytanlara hükmet. Mademki beden diyarının padişahı oldun, içte bulunan kötü duyguları, nefsanî ve şeytani istekleri kov, gitsin.

Bu padişahlıkta, bu beden diyarında hileye sapmazsan, şu üç azılı şeytan; hırs, şehvet ve öfke şeytanları senin insanlık ve aşk yüzüğünü çalamaz. Ondan sonra da adın sanın dünyayı tutar, bedenin gibi iki dünyaya hâkim olursun. Eğer şeytan elinden aşk yüzüğünü, insanlık yüzüğünü alır giderse, padişahlığın yok olur; bahtın mutluluğun ölür.

(1)       Külliyat; Hakk’a, hakikate, ruhani âleme, ahiret âlemine işarettir. Cüzziyat ise; dünya sevgisi, maddeye esir olma, fani varlıklara bağlanıp kalmak anlamına gelmektedir.

(2)       Hz. Süleyman’ın yüzüğünün taşında İsm-i Azam (=Allah’ın en büyük adı) yazılı imiş. Bu yüzden cinlere, perilere, insanlara hükmeder, bu yüzük taşındaki mühür bugün İsrail’in bayrağında görüldüğü gibi birbirine geçmiş iki üçgenden ibaretmiş. “Mührü-i Süleyman” hükümdarlık sembolü olmuştur.

(3)       Görme, işitme, koklama, değme, tatma gibi beş görünen duygumuza karşılık, beş görünmez duygumuz, batını duygumuz var ki; onlar da şunlardır; Anlayış, vehim, düşünce, hayal, hafıza.

(4)       Beş görünen (=zahiri), beş görünmeyen (=batını) on duygumuz vardır. Yedi uzuv 2 el, 2 ayak, 1 baş, 1 arka,1 karın; toplam yedi uzuv etmektedir.