106.SAYI ÇIKTI

Allah’a İbadette Devamlılık

SULATANLARIN SOFRASI/ İbrahim Dusuki

İbrahim Dussuki Hazretlerinin Sohbet Meclislerinden

Ey gönlümün yavrusu! Azim himmetini topla ki, bu yolu anlayabilesin. Bulunduğun her hal seninle Allah arasında perde teşkil eder. Bu perdeleri yırtmalısın.

Bil ki: Allah (cc), O’nun Kitab’ı ve Rasûlü (sav), sahabe, tabiin ve onların yolunun dışındaki her şey boştur.

Ey gönlümün yavrusu! Kalıbından kalbine geç. Cedel, nakil, yaldızlı sözler gibi faydasız şeylerle meşguliyeti bırakarak sükût ehli ol, ihlâsı seç, bu yoldaki güzel işleri yap, manevî zevkleri tatmak istersen nefsinin isteklerine son ver. Böylece maneviyat ehli olursun.

Öyle bir zevk ehli ol ve amel et ki senin bu halin hatalarını mahvetsin.

Bu yol tatlı, yüce, hoş, hayat verici, üstün ve müntesiplerine yardımı çok olan bir yoldur; buna mukabil bazen de acı, geçitleri zor, sancılı, kapanları, yırtıcı hayvanları, akrepleri ve yılanları fazla bir yoldur.

Ey evlatlarım! Birbirinizden ayrılmayın, bir ve beraber olun ki Allah-ü Teâlâ üstadınız hürmetine sizleri himayesine alsın.

Sen hem Leylâ’yi ayıplıyor, kınıyor, onun yakınlarını sevmeyenlerle beraber oluyorsun, hem de onu sevdiği iddia ediyorsun. Bu nasıl iştir? Şunu bil ki, Leylâ ancak kendisine ulaşmak için engelleri aşan, kendisini seven, yakınlarını reddetmeyen kimseleri sever. Leylâ kendisinden başkasını seven veya içinden azıcık muhabbet duyan kimseyi sevmez. O, kendisi aşkıyla yanan, tutuşan ve sadece kendisini düşünen kimseyi sever. Öyle ki, onu ondan koparmak ve aralarını açmak için bütün insanlar ve cinler bir araya gelseler bunu başaramazlar.

Evlatlarım! İste bunlardan ibret alın. Bu misaldeki Leylâ’yi Mevla kabul edin.

Ey gönlümün yavruları! Boş işlerle uğraşan, yaldızlı sözler söyleyen ve işi laklakaya döken kimselerle oturup kalkmayın. Siz ancak yönünü Rabb’ine dönmüş Allah dostu kimselerle oturup kalkın. O, öyle bir insandır ki bu yolun âdâb, erkân ve incelikleri ondan öğrenilir, o diğer bütün dostlardan farklıdır, hakîki dost odur.

Hakk yolcusu, bu yolun zorluklarına tahammül ettiği için cismen zayıf düşebilir. Ancak onun uykusu bile diğer insanların ibadetlerinden üstündür. Çünkü o uykusunda bile Allah’ın huzurunda olduğunun şuuru içindedir. Buna karşılık âbid, ibâdet ederken bile Allah’ı unutup nefsi ile birlikte olabilir.

Allah dostlarının sizi davet ettiği hususlarda mutlaka onları tasdik edin. Şüphesiz onları tasdik edenler felâha ermiş, alaya alanlar ise perişan olmuşlardır. Çünkü Allah-ü Teâlâ, havâs kullarını, mukarreb meleğin bile aşina olamayacağı hususlara muttali kılar. Bunu ben kendimden söylemiyorum. Bu, ilmini Allah-ü Teâlâ’dan almış zatların kelamıdır. Akıllı olan bunlara teslim olur. Bu teslimiyeti gösteremeyen kimse, Hakk ehli olanları takip edemez, onlardan istifade etmekten mahrum kalır, netice olarak dünya ve ahirette zarara uğrayanlardan olur.

Sadık mürid gece-gündüz, akşam-sabah bu yolda gayret göstermelidir. Onun haddinden fazla uykusu yoktur, haddinden fazla zayıf da değildir. Şecaat ve gayret doludur. Ancak, bu yolda çaba sarf etmek onu yorar, bazen de hasta eder. Buna rağmen onun gayretlerine kimse mani olamaz, kimse onu korkutamaz, kılıç darbeleri kendisine acı veremez, azgın ve melun şeytan onu meşgul edemez. Kim onun mürşidine hasım olursa o da ona hasım olur. O Hak yolcusu uyku ve zahmet nedir bilmez. Onun bütün işi Mevlâ’ya ulaşmaktır. Mevlâ’ya ulaşınca da boynunu bükerek yalvarmaya başlar. Bu esnada bir hitap duyduğu zaman heyecanlanır, sevinir, merhaba hitabını Kâbe Kavseyn’den işitir. İşte tam huzura orada kavuşur. Orada kendisine şöyle hitap edilir:

"Ey kulum! Sen karaları, denizleri, dağları-taşları, çölleri, karanlıkları ve ateşleri aşıp geldin, bu uğurda yoruldun, zahmetler çektin. Bu yolu senden başka kimse tercih etmedi. Bu yol garipler yoludur. Müjdeler olsun gariplere! Allah-ü Teâlâ makamını mükerrem kılsın, sa’yını mezkûr etsin. Sen artık sonsuza dek misafirimizsin".

Allah dostunda haset, gıybet, isyan, aldatma, kendini beğenme, gösteriş, başkalarının önünde eğilme, yalan, kibir, ucub, şımarıklık, övünme, boş söz, nefsin gayr-i meşrû isteklerine uyma, meclislerde en önde oturma, kendinin de var olduğunu gösterme, münakaşa, başkalarını imtihan etme, onların noksanlarını söyleme, sûizan da bulunma gibi hususlar bulunmaz. O güzel ve gösterişli elbise giyen kimseler hakkında kötü zanda bulunmaz, bu yolda hırka giyerek kendini belli edeni ayıplamaz. Ancak bilerek Şeriat’a muhalefet edenler olursa onlara karşı ilgisiz de değildir.

Allah’ın veli kulu mahlûkatın kendisine hürmet etmesine, ona saygı duymasına, onun için ayağa kalkıp oturmasına, onu kabul veya reddetmesine ve buna benzer zahirî hallere iltifat etmez. O, yalnız Allah-ü Teâlâ’dan gelecek iltifatı ister.

Sen ve Ben maddî olarak bir araya gelmekle muhabbet oluşmaz. Muhabbet ancak, ruhlarımızın cesetlerimiz ile tek mizaç haline gelip kaynaşmasıyla oluşur.

Allah dostlarından hiçbiri bid’at ehli değildir. Onlar edep konusunda sadece Allah Rasulü (sav)’i takip ederler. O da bu edebi Kur’an-ı Kerim’den almıştır. Bir edep kuralı olarak Kur’an’da şöyle buyrulur: "Ey Mü’minler! Sizin eviniz olmayan evlere izin alıp ev halkına selâm vermeden girmeyin." (Nûr, 27) İşte Allah dostları bir yere gittikleri zaman üç defa izin isterler. Şayet kendilerine izin verilirse girerler, aksi halde dönüp giderler.

Her kim Şeriat’la amel eden, hakikat ehli, temiz, namuslu ve şerefli bir Müslüman olmazsa, sulbümden gelen oğlum bile olsa, evlatlarımdan değildir. Müridlerimden her kim de Şeriat’a, Hakikat’e, Tarikat’a, diyanete, kendini maddî-manevi günahlardan korumaya, zühde, veraya ve aza kanaate sımsıkı sarılırsa, en uzak memlekette bile olsa, evlatlarımdandır.

Allah’a kulluk eden herkes, gereği gibi bu kulluğun tadını alamaz. Her hizmet eden de gereği gibi adabıyla hizmet edemez. Bundan dolayı çoğu mürid, gayret etmesine rağmen, bu yolda mesafe alamadı.

Ey evlatlarım! Size daima Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim. ,

Zira siz, kurbanlık koç gibi bu dünyayı terk etmek zorundasınız.

Ey alev alev ateşin derilerini yakacağı insanlar!

Ey kendileri için bıçağın bilendiği kimseler!

Kendinizi ve ailenizi Cehennem ateşinden koruyunuz…