106.SAYI ÇIKTI

Allah’a İbadette Devamlılık

ESMA-ÜL HÜSNA / el-hakk (cc)

el-hakk (cc)

 

“Bilirler ki şüphesiz Allah, apaçık Hakk’ın ta kendisidir.”

(Nur: 24/25)

 

Âlemde hiç değişmeden duran bir varlık bulmak mümkün değildir. Ancak ve ancak Allah-u Teâlâ'nın varlığı daimdir. Zaten değişen, batıp doğan, eksikliğe uğrayan, halden hale geçen bir şey ilâh olamaz.

Allah'ın yüce zatı, yokluğu kabul etmediği gibi, her­hangi bir değişikliği de kabul etmez. O, Ezelî ve Ebedîdir. Kâinatta olan ve akıp duran hadiseler ise hep Allah'ın yaratmasıyla vücut bulmaktadır. Şu anda âlemde her ne var­sa, mutlak surette O'nun kudretinin eseridir. Bundan sonra neler yaratılacaksa yine O'nun vâr etmesiyle meydana gelecektir. Hakiki manada var olan yalnız Allah'tır. Bizim var gibi gördüğümüz her şey yarın yok olacaktır. Göklerde olanlar da O'na muhtaçtır, yerde olanlar da. O ise, varlığında zatından başkasına muhtaç değildir.

Tek kelimeyle söyleyecek olursak: Allah-ü Teâlâ'dan başka her şey yokluğa mahkûmdur. Her şey değişir, yıkılır, helak olur. Biri gider, onun yerine bir başkası gelir. Biri ölür, bir başkası doğar. Yani her şeyin dizgini sadece Cenâb-ı Hakk'ın kudret elindedir.

Benim kurduğum düzeni kimse yıkamaz, benim salta­natım her şeyin üstünde gibi sözler söyleyen zalimler, ecelin bir temizlik süpürgesiyle bu dünyadan süpürülüp atılmışlardır.

Tek ve değişmeyen Hak O'dur. Ve O buyuruyor:

“Bu kâmil kudret şundandır: Çünkü Allah, varlığı kendinden olan Hak'dır. Müşriklerin Allah'ı bırakıp da tapındıkları putlar ise, hep batıldır. Şüphesiz ki Allah her şeyden yücedir, her şeyden büyüktür.” (Hac/62)

Hak, şöyle tarif ediliyor: "Hak, inkârı caiz olmayan sabite denir." Verilen bir hüküm vakıa, yani gerçeğe uygunsa o hüküm hak­tır ve sabittir. Bunun inkârı caiz değildir.

Hak isminin en yaygın mânâsı, 'değişmekten münezzeh'tir. Al­lah'ın zâtı gibi sıfatları da haktır, bunlar için bir değişme söz konusu olamaz. Allah, Kadim’dir evveli yoktur. Bu daima böyledir, bu hakikatte bir değişme düşünülemez.

Allah Bâkî'dir, âhiri yoktur; bunda da bir değişme söz konusu olamaz. Allah, mutlak ilim sahibidir, bu ilimde ne artma tasavvur edilebi­lir ne de eksilme. Vahdet sıfatı ve bunun neticesi olan tevhid inancı haktır ve onun hakkaniyeti daimîdir; onda bir değişme düşünülemez. Sübutî ve Selbi bütün sıfatlar için de aynı şeyler söylenir. Ve bu değişmez sıfatların sahibi olan Allah'ın, mukaddes zatında da bir değişmenin olamayacağı bilinir. Hak isminin tecellilerini, çepeçevre sarılı olduğumuz 'gerçekler' dünyasında bir derece seyredebiliriz.

Meselâ, dünyanın güneş etrafında döndüğünü söyleyen bir in­san, hakkı ifade etmiş olur. Çünkü bu hüküm gerçektir, vakıa uy­gundur. Bunun aksini iddia edenler ise bâtıl bir fikre sapmış olurlar. Fizik âlemindeki bütün değişmez kanunlar, Hak isminden bir te­celli taşırlar.

Aynı şekilde bir insan, Allah'a 'ilâhî fermanın bildirdiği gibi' ina­nıyorsa, bu inancı haktır. Bunun dışındaki inançlar batıldır; çünkü hakikate zıttırlar. Hak ismini yâd eden bir insan, bütün varlık âleminin durmadan değiştiğini görür ve kalbini değişmekten münezzeh olan Allah'a bağlar.

Hak dine yönelen bir insan, onun dışındaki bütün batıl telakkile­rin kul yapısı olduğunu ve bunların da değişmekten kendini kurta­ramadığını yakinen bilir ve bâtıl inançlara gönlünü kaptırmaz.

"Allah'ın apaçık gerçek olduğunu anlayacak­lardır." (Nur: 24/25)

Allah'ın varlığı en açık bir gerçektir. Allah, her türlü noksanlıklardan münezzeh, fiilen var ve ulûhiyeti ve mevcudiyeti gerçektir. O, haktır, hak O’ndan sudûr etmiş, bütün hak kendisine racidir. Allah-ü Teâlâ’nın bütün sıfatları fiilen var ve mevcudiyeti ger­çektir. Adalet hak, doğruluk haktır manasına kulla­nılmıştır. Bunun için "adaleti gerçekleştirdi" mana­sında, "Allah hakkı gerçekleştirdi" denilir. Yani hakkı ortaya çıkardı, onu ispat etti, hak O’nun sözleriyle gerçekleşti demektir. Rasulullah (sav);

"Şair Lebid'in söylediği söz­lerin en doğrusu, "Dikkat edin Allah'tan başka her şey batıldır." buyurmuştur.

Rasulullah (sav) Efendimiz gece teheccüd namazı kıldığı zaman şöyle dua ederdi:

"Ey Allah'ım! Bütün hamd Sana’dır. Sen göğün, yerin ve içindekilerin sahibisin. Her türlü hamd Sana aittir. Sen haksın (fiilen var ve mevcudiyeti hak olansın). Senin sözün hak, Senin vaa­din hak, Sana kavuşma hak, Cennet hak, Cehennem hak kıyamet saati haktır. Ey Allah'ım! Sana sığındım. Senin için kâfirlere düşmanlık yaptım. Senin hükmüne razı oldum. Geçmiş ve gelecekteki gizli, açık yaptığım günahları bağışla! Sen benim ilahımsın. Sen'den baş­ka mâbud yoktur."