106.SAYI ÇIKTI

Allah’a İbadette Devamlılık

TASAVVUF'TA SORU CEVAP / İrade Nedir?

İrade, kalbi, Âlemlerin Rabbi olan Allah'ın sevgisine, rızasına, isteğine bağlamak; malı mülkü terk edip fâni ve helak edici şeylere hükmetmek; rahatı terk etmek, mubah şeylerden yüz çevirmek; Allah'ı arzulamak ve O'nun muhabbet ateşinde yanmaktır.

Bir pervanenin bile kendini mum ışığında yaktığını görmüyor musun? Miskin bir pervane bile kendini ateşe atıp yakıyor da bu yanıştan bir hayat umuyor. O küçücük haliyle, canını sevgilisinin kollarına atıp feda ediyor da;

Sen, üstün bir varlık olarak, mükemmel bir sevgili için nefsini harcamakta, varlığını O’na armağan etmekte tereddüt ediyorsun. Sonsuza kadar bu fâni dünyada yaşayacağını mı zannediyorsun!

O küçücük pervane tüm varlığını sevgilinin ateşinde yakarak yeni bir hayata doğacağını biliyor da, sen yücelerden gelen, "Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü zannetmeyin. Onlar diridirler" (Bakara 154) sesini duymana rağmen hâlâ duraklamaktasın.

Bu gibi insanlar, iradelerinde sadık olmayan, yalancı kimselerdir. Onların hakiki (manevî) lezzetlerden hiçbir nasibi yoktur.

Şüphesiz nefsini harcamadıkça ve varlığını yok etmedikçe Allah'a kavuşamazsın. Nefis perdesini kaldırmadıkça O senin için, sen de O'nun için olamazsın. Varlığını yok edersen, O'nunla baki olursun. Her kim ki varlığını O'na feda ederse Allah-ü Teâlâ onu kendine dost edinir.

Halef yapar. Nefsin her şeyden hakir; muradın her şeyden aziz olduğuna göre, değersiz ve hakir bir şeyi, kıymetli ve aziz bir şeye değişmedikçe Hakk'ın müridi ve talebesi olamazsın.

O halde varlığını O'na sun, nefsini O'na feda et. Bak, Resul-i Kibriya ile özel konuşmak isteyenlere ne buyuruluyor:

"...Onunla konuşmadan önce sadaka veriniz..." (Mücâdele 58/12.) İşte, Cenabı Hakk'a kavuşmanın bedeli, O'na canı hediye vermektir.

Bunu yaptığında, eğer mürid isen murad, talip isen matlup, habîb isen mahbûb olursun. İşte o zaman sende, "Allah dilemedikçe dileyemezsiniz..."

Ey insan, Allah'tan başkasına yöneldiğin ve iltifat ettiğin müddetçe sürekli "Lâ İlahe İllallah" de ki kötü sıfatların gitsin, iyi sıfatların artsın.

Sende, iyi ve kötü olarak iki türlü sıfat vardır,

İyi sıfatlar Allah'ın ihsanı, kötü sıfatlar ise adaletinin gereğidir. Bu iyi ve kötü sıfatların değişik kısımları vardır.

Kötü ahlâkların temeli yedi şeyden meydana gelip, bunların her birinin arkasında şeytan vardır. Bu yedi şey;

*Kötü his,

*Kötü meşguliyet

*Heva

*Nefis

*Fâsid Nefis,

*Beşerî haller

*Kötü huydur.

Güzel sıfatların temeli sekiz şeyden oluşup bunların her birinin arkasında melek vardır. Bu sekiz şey,

*His,

*Fehim,

*Akıl,

*Gönül,

*Kalp,

*Ruh,

*Sır

*Himmettir.

Bunlardan her biri bir diğerine tekabül etmektedir. Şöyle ki:

Kötü olan his iyi olanın,

Kötü meşguliyet fehimin,

Hevâ aklın,

Nefis fesadı gönlün,

Beşerî haller ruhun,

Kötü huy sırrın karşılığı olup

Şeytan da meleğin karşılığıdır.

Yalnız güzel sıfatların sekizinci sırasındaki himmetin karşılığı yoktur.

Güzel sıfatların sekiz, kötü sıfatların yedi oluşu cennet ve cehennem kapılarını simgelemektedir.

Zira cennet "ilâhî ihsan evi", cehennem "adalet evi"dir.

Allah-ü Teâlâ, hazretleri

"Cehennemin yedi kapısı vardır" (Hicr 15/44.) buyurmuştur.

Güzel sıfatlar, sana bu dünyada verilmiş küçük bir cennettir. Kötü sıfatlar da sana bu dünyada verilmiş küçük bir cehennem sayılır. Bu küçük Cennet ve Cehennem’in her bir kapısı hakiki Cennet ve Cehennem’e açılır.

Ayette, "...Her kapı onların gireceği bir kısma açılır" (Hicr 15/44.) buyrulmuştur.

Cenab-ı Zülcelal Hazretleri cümlemizi kulluk neşesine eren, emri ilahiye üzere yaşayan Salihler zümresinden eylesin inşallah âmin…