106.SAYI ÇIKTI

Allah’a İbadette Devamlılık

NEFSİN HASTALIKLARI / Sihir ve Büyü Yapmak

           “Allah'ın izni olmadıkça hiçbir musibet (felâket) gelip çatmaz” (Teğabûn;11)

Dinimiz İslam; sihir ve büyü yapmayı, insanların arasını bozmak ve zarar vermek için muska yazmayı, en büyük günahlardan biri sayıp yasaklamıştır.Sihir ve büyü vardır. İslam, sihrin varlığını inkâr etmemiş, fakat tevhid inancına zarar verdiği, kontrolü mümkün olmadığı ve genellikle kötüye kullanıldığı için yasaklamıştır. Kur’an-ı Kerim'in ifadesiyle eski bir medeniyet merkezi olan Bâbil halkından bazı insanlar ilham yoluyla Hârut ve Mârut isimli iki melekten birtakım gizli bilgiler ve harika şeyler öğrendiler. Bu melekler, insanları uyarıyorlar ve, “Biz ancak sizi denemek için gönderildik. Sakın sihir yapıp da inkarcı olmayın” demeden kimseye bir şey öğretmiyorlardı. Fakat bu uyarılara rağmen insanlar, meleklerden aldıkları bu bilgileri sihir yolunda kullanmaya başladılar. Zaman içinde başkalarına da öğreterek sihir ve büyüyü yaygın hale getirdiler. Nitekim çağımızda icat edilen atom, dinamit, nükleer enerji gibi insanlığın faydasına yönelik bilimsel verilerin daha sonraları savaşlarda kullanılması gibi…  Büyü öğrenenler hakkında Kur'an-ı Kerim şöyle buyurur: "Kendilerine zarar verecek, faydalı olmayacak şeyler öğreniyorlardı" (Bakara Suresi; 102)

Arapçası sihir demek olan büyü; bazı kabiliyet ve bilgileri kötü amaçla kullanarak insanları etki altına alma, onlardan hile ile çıkar sağlamaya yönelik bir uğraştır. Kur'ân'ı Kerîm'de de büyü; bilhassa Hz. Musa ile firavun kıssasında detayları ile verilmiş, büyücülerin yaptıkları hünerlerin nasıl boşa çıkarıldığı, onların kötü ve aşağı durumdan kurtulamayan yalancı ve düzenbazlar olduğu vurgulanmıştır.

İbni Âbidin Hazretleri buyuruyor ki: "Büyü; ilme, fenne uymayan, gizli sebepler kullanarak, garip işler yapmayı sağlayan bir ilimdir. Büyü öğrenmek de, öğretmek de haramdır. Müslümanları zarardan korumak için öğrenmek de haramdır. (Redd-ül-muhtar)

Düşünceyi bozan insan aklını şaşırtan ve gönülleri çelen büyü yedi büyük günahtan sayılmıştır. Nitekim Hazreti Peygamber (sav) Efendimiz şöyle buyurmaktadır: "İnsanı helak eden yedi şeyden sakınınız. Bunlar nedir diye sorduğunda şöyle buyurdu: Allah'a şirk koşmak, sihir ve büyü yapmak Allah'ın öldürülmesini haram kıldığı insanı öldürmek, faiz yemek, yetim malı yemek, harpten kaçmak ve namusuna düşkün Müslüman kadınlara zina iftirası atmak.” (Buhari)

Büyünün İslâmî hükmü şöyle verilmiştir: Eğer yapılan büyüde imanın şartlarından birini inkâr etmek varsa o büyü küfrü gerektirir. Yoksa gerektirmez. Mesela birisi, büyücülerin her şeyi yapabileceğine inanırsa, Allah (cc)'a şirk koştuğundan kâfir olur. Bazı müçtehidlere göre her ikisi de öldürülür. Bazı büyüler göz boyamaktan ibarettir, hokkabazlıktır. bunların gerçek bir yanı yoktur. Bazı büyüler ise insanı gerçekten etkiler. Bu ikinci tip büyü ile meşgul olan büyücülerin yaptıkları zındıklıktır. Bunun için mutlaka dünyada cezalandırılmaları gerekir.

Hadisi şeriflerde buyruldu ki:

"İpe üfleyip düğüm atan kimse, büyü yapmış olur. Büyü yapan da Allah'a şirk koşmuş olur." (Nesai)

 

"Falcıya, büyücüye, kâhine giderek, onların söylediklerine inanan, Kur'an-ı Kerim’e inanmamış olur." (Taberani)

Yüce Allah (cc)'ı bırakıp da kendilerine dahi hiçbir faydası olmayan büyücülerden yardım ve şefaat istemek, şirk (Allah'a ortak koşma) dır ki bu da Allah (cc) katında çok büyük bir günahtır. Kur'an-ı Kerim'de; "Yalnız Sana ibadet ederiz ve Senden yardım dileriz. "(Fatiha;5)Başka bir ayeti Kerim'de;"Allah, kendisine ortak koşulmasını affetmez.Böyle yapanlar Allah'ı bırakıp, kendisine hiçbir hayrı dokunmayan şeytana tapmış olurlar." ( Nisa;116-117) buyrulmaktadır.

Sihir ve büyüyü, yapan, yaptıran, yapılmasına sebep olan herkes günahında ve cezasında ortaktır. Peygamber (sav) Efendimize büyü yapılmış, bu yüzden hasta olmuştu. İbn-i Abbas ve Hz. Aişe (r.anha)'dan şöyle rivayet edilmiştir: "Hz. Peygamber (sav)'in yahudi bir hizmetçisi vardı. Yanında Hz. Peygamber (sav)'in tarağından dişler vardı. Bunları yahudilere verdi. Onlarda bu dişlerle Hz. Peygamber (sav)'e sihir yaptılar. Bu işi yahudi olan Lebid bin A'sam yaptı. Daha sonra yahudi hizmetçi bu sihri Eris kuyusuna gömdü. Cebrail (as) Felak ve Nas surelerini indirdi ve bu sihrin yerini ve kimin yaptığını Hz. Peygamber (sav)'e haber verdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav)Hz. Ali'yi gönderdi. O da kuyunun suyunu boşalttı. Kuyudaki taşın altından da sihir yapılan tarağın dişlerini çıkardılar. Bunlarla beraber bir de yay kirişi vardı. O kirişte on tane de düğüm vardı. Alıp onu Hz. Peygamber (sav)'e getirdiler.  Hz. Peygamber (sav) de o düğümlerin üzerine Felak ve Nas surelerini okumaya başladı. Her bir ayet okuduğunda bir düğüm çözülüyor ve Hz. Peygamber (sav) hafiflik buluyordu. İki surenin okunması bitince son düğümde çözüldü. Hz. Peygamber (sav)'de rahatladı ve şifa buldu." (Buhari, Müslim)

Sihirden korunmanın yolu öncelikle her şeyin Allah-ü Teâlâ’nın iznine ve dilemesine bağlı olduğunu bilmektir. Dolayısıyla öncelikle Allah-ü Teâlâ’ya güçlü bir iman ve teslimiyetle bağlanmak gerekir. Nitekim; “Allah’ın izni olmadıkça onlar (büyücüler) kimseye bir zarar veremezler.” (Bakara, 102) Dua ve zikri terk etmemek gelir. Efendimiz (sav): “Sizin yapacağınız şey, Allah’ı zikretmektir. Böyle bir kimse, düşmanın hızla takip ettiği, sonunda muhkem bir kaleye rastlayıp kendisini düşmandan koruduğu kimse gibidir. Kendini şeytandan ancak Allah’ı zikretmek suretiyle koruyan kul da böyledir." buyurmaktadır. (Ahmed b. Hanbel, Tirmizî)

Çokça Kur’an-ı Kerim okumak, ibadetleri aksatmadan yapmak ve devamlı abdestli bulunmaya özen göstermek de kişiyi büyü gibi zararlı şeylerin etkisinden koruyan hususlardandır. Yapıldıktan sonra ise büyünün etkisini ortadan kaldırmanın en sahih yolu; Allah'a sığınmak, O'na inanarak dua etmek, Kur’an-ı Kerim okumak, Allah-u Tealâ’yı zikretmek ve sabretmektir. Ayrıca böyle bir durumda;Ayet el-Kürsi, İhlas ve Muavvizeteyn (Nas ve Felak) sureleri çok okunmalıdır.