106.SAYI ÇIKTI

Allah’a İbadette Devamlılık

ABDULLAH BABA (KS)'NIN HAYATI / ÜSTADIMIZ ABDULLAH BABA HAZRETLERİNİN ŞİFA VEREN NEFESİ

         Rukye: Kur'ân-ı Kerim'den ayetlerle Allah-u Teâlâ'nın isim ve sıfatlarıyla, Arapça ve anlamı anlaşılır bir dille yapıldığı takdirde mubahtır. Hz. Aişe (r.anha) Annemizden rivayet edilen bir hadis-i şerifte şöyle denilmektedir: “Resulullah (sav) son hastalığında muavvizeteyni okuyup kendisine üflüyordu. Hastalığı ağırlaştığı zaman onları okuyarak üzerine üflüyor ve onların bereketi için elini mesh ediyordum” (Buharî, Müslim,).

Yine Hz. Aişe (r.anha) Rasulullah’ın (sav) hastalığından bahsederken şunları söylemektedir: “Rasulullah (sav) yatağa düştüğü zaman, İhlâs süresi ve Muavvizeteynin (Felak ve Nâs sûrelerinin ikisine birden verilen isim) tamamını okuyarak avucuna üfledi ve sonra elleriyle yüzünü ve vücudunun elinin yetiştiği her tarafını mesh etti.” (Buharî)

Yine akrep sokmasına karşı Fatiha ile rukye yapıldığına dair hadis vârid olmuştur. Ve yine Rasulullah (sav)'ın hastalanan bazı kimselere, muavvizeteyni okuyup, onları sağ eliyle mesh ettiği, hasta olan akrabalarının üzerine okuyarak sağ eliyle onları sıvazlayıp şöyle dua ettiği müminlerin annesi Hazreti Aişe (r.anha) tarafından şöyle rivayet edilmiştir.

“Ey Allah'ım, ey insanların Rabbî! Şu hastalığı götür, şifa ver, şifa veren Sensin. Senin vereceğin şifadan başka şifa yoktur. Hastalığı ortadan kaldıracak bir şifa ver.” (Buhari)

Hasta olan bir insanın dua etmesi ve okuması caiz olduğu gibi, salih kimselere bunu yaptırmak da caizdir.

Üstadımız Abdullah Baba (ks) Aziz Hazretleri tıbben tedavisi mümkün olmayan pek çok hastalığa maruz kalan insanların Allah’ın izniyle şifa bulmalarına vesile olmuştur. Efendi Hz.leri hastaları iki türlü okurdu. Bazısını ilmi ledün ile bilip, yakalandığı hastalık o kişinin imtihanı ise Allah’a (cc) havale ederdi. Şifa bulunacak hastalıkları da okurdu.

Bu konuya hüccet olması için dervişlerinin yaşadıkları birkaç mevzuyu sizlere anlatmak istiyoruz;

 

Behçet Hastalarının Şifa Bulması

Cenabı Zülcelâl Hazretleri evliyasına bir takım lütuf ve ihsanlarda bulunmuştur, Abdullah Baba (ks) Hazretleri behçet hastalığı olarak adlandırılan ve şu anda tıp biliminin herhangi bir müdahale yapamadığı bu hastalığı Allah’ın izni ile okur, bu vesileyle o hasta insan iyileşirdi. Peygamber (sav) Efendimiz manen Üstadımıza behçet hastalarını okuması için yetki vermiştir. Türkiye’nin pek çok vilayetinden bu hastalığa yakalananları, Cennet Mekân Üstadımız okuyarak, onların şifa bulmalarına vesile olmuştur. Konya’da bulundukları dönem içerisinde behçet hastası olan bir insan getirdiler. Gelen kişinin gözü ve ağzını iç hep yara olmuş bir vaziyette idi. Üstadımız Abdullah Baba Hazretleri o kişiyi okuduktan sonra Allah’ın izni ile iyileşti.

 

Üstadımız Abdullah Baba (ks) Hazretleri vefat ettikten sonra manen bildirdiğine göre;

“Kur’an ve Sünnet yolunda giden, bana üç İhlâs bir Fatiha gönderen, Bizi gören ve görmeyen bütün dervişlerimizin affı için Allah-ü Teâlâ Hz.lerinden (cc) vaat aldım. Bütün hastalıklara da bizi şifacı kıldı.” buyurmuşlardır.

 

Yüz Felci

Efendi Hazretleri Sivas’a teşrif etmişti. Bir akşam Yeşil Cami’de sohbet yaptı, daha sonra derse başlandı. Ders esnasında ayağa kalktığımız sırada üniversiteden hocam olan bir öğretim görevlisinin de camide olduğunu gördüm. Fakat içerisinin sıcak olmasına rağmen hocamın başında çok kalın yünden örülme başlık olduğunu, başlığı da sadece gözleri görünecek şekilde taktığını görünce kendi kendime;

“Acaba, hocam bu havada niçin başını tamamen yüzünü de örtecek şekilde kapatmış?” diye düşündüm. Ders tamamlanıp, dua bitirildikten sonra yanına gittiğimde kendisinin yüz felci geçirdiğini, yüzünün bir tarafa eğildiğini, bir gözünün diğerine nazaran çok büyük şekilde açıldığını, başına da diğer insanlar hissetmesinler, anlamasınlar diye, kapadığını anlattı.

Kendisi, bana:

─Efendi Baba’nın mübarek bir insan olduğunu öğrendim, beni de okuyup dua etmesini çok isterim. Mümkünse Efendi Baba ile tanıştırıp, yardımcı olur musun, dedi.

Ben de onun bu halini Efendim Hazretlerine ilettim.

Mübarek Sultanım:

─Peki, evladım olur, yalnız burada değil de bir kardeşimizin evine gideceğiz, o arkadaşı da oraya getirsinler, orada okuyalım. İnşallah Allah-u Teâlâ Zülcelâl Hazretleri şifasını verir, dedi.

Cemaat dağıldıktan sonra o abinin evine gittik. Hocam da geldi. Efendim hastaya ismini sordu. O da isminin Abdullah olduğunu söyleyince, Efendim:

─ Ooo hem de adaşmışız, seni okuyacağım, yalnız senden namazını hiç aksatmadan beş vakit kılmanı, bu konuda Bana söz vermeni istiyorum, diyerek güzel bir tavsiyede bulundu.

Daha sonra bir ekmek bıçağı ile yüzünün felç olmuş kısımlarına temas ettirerek, okumaya başladı.

Efendim hastaya şunları söyledi:

─ Okuduğum sırada yüzünde herhangi bir canlanma, kıpırdama, ya da kaşınma gibi bir hadise olursa, Bana söyle.

Biz hepimiz birlikte, merakla hastanın ne söyleyeceğini beklerken, bir müddet sonra hasta; yüzüne bir canlanma, yüz ve ağız kısımlarına bir kaşınma hissi geldiğini söyledi. Mübarek Sultanımız bir müddet daha okumaya devam etti.

Daha sonra hastaya;

─ Cenabı-ı Hak, Şafi ismi yüzü suyu hürmetine şifalar ihsan etsin, bir iki güne kadar inşallah yüzün eski haline döner, geçmiş olsun kardeşim, diyerek dua etti.

Bizler hastanın kısa zamanda, hatta oracıkta yüzünün yavaş, yavaş şekil değiştirerek bir iyileşmeye yöneldiğini müşahede ettik. Hatta ben, üç-dört gün sonra hocamı yolda gördüğümde o anki halinden herhangi bir belirti dahi kalmadığını gözlerimle gördüm.

 

Doktorlar Bile Şaşırdı

Yine bir başka kardeşimizin başından şöyle bir hadise geçer.

1990 yılında doktorlar tarafından eşime kan hastalığı (Talasemi) teşhisi konuldu. Yapılan tetkik ve tahliller sonucu fazla bir ömrünün olmadığını, hatta doğum dahi yapmasının onun için çok tehlikeli olduğunu belirttiler.

Bizde durumu Abdullah Baba Hazretlerine intikal ettirdik. Üstadımız eşimi okuduktan sonra kendini çok iyi hissettiğini söyledi. Doktorların doğum dahi yapamaz dediği eşim elhamdülillah üç kez daha doğum yaptı. Çevremizde tanındığımız talasemi hastası olan kimseler vefat ettiler. Tıp otoriteleri tedavisi mümkün olmayan bir hastalığın nasıl düzelebildiğine halen hayret ediyorlar. Allah-ü Teâlâ Hazretleri üstadımızdan razı olsun...