106.SAYI ÇIKTI

Allah’a İbadette Devamlılık

GÖKYÜZÜNDEKİ YILDIZLAR / SA'D BİN EBÎ VAKKAS HAZRETLERİ (2.Bölüm)

 Sa'd Bin Ebî Vakkas Hazretlerinin Uhud günü gördüğü hizmet ve gösterdiği kahramanlık takdire şayan ve benzersizdir. O’nun bu günde tek başına bin ok attığı rivayet edilmektedir. Sa'd bin Ebî Vakkas Hazretleri, Hendek, Hudeybiye, Hayber, Mekke'nin Fethi ve diğer gazvelerin tamamına katılmıştır.

Uhud savaşında bir ara müşrikler Uhud Dağı’na tırmanmaya başlayınca, Rasulullah (sav) Efendimiz, yanında bulunan Sa'd bin Ebî Vakkas Hazretlerine buyurdu ki:

- Onları geri çevir!

Sa’d bin Ebî Vakkas dedi ki:

- Ya Rasulullah, yanımda bir tek okum kaldı. Onları nasıl geri çevireyim?

Peygamber Efendimiz (sav) emrini üç kere tekrarladı.

Bundan sonrasını Sa'd bin Ebî Vakkas Hazretleri şöyle anlatır:

Bir ok daha buldum. Ok çantamda kalan bir oku aldım. Müşriklerden birine atıp öldürdüm. Sonra ok çantama el attığımda bir ok buldum. Baktığımda az önce attığım oktu. Onu tekrar atıp başka birini öldürdüm. Sonra bir daha baktığımda yine aynı oku buldum. Onu da atıp yine birini öldürdüm. Birkaç defa aynı şekilde oku attım. Bu durumu gören müşrikler, tırmanmaktan vazgeçerek geri döndüler.

Ben de kendi kendime, "Bu mübarek bir oktur" dedim ve bu oku hep yanımda taşıdım."

Rivayete göre Sa'd bin Ebî Vakkas Hazretleri bu oku attıkça, bembeyaz yüzlü mübarek bir zât, bu oku geri getiriyordu.

Rasulullah (sav) Efendimizin vefatından sonra Hazreti Ebu Bekir (ra)'e bi'ât eden Sa'd bin Ebî Vakkas Hazretleri, Hazreti Ömer Efendimiz döneminde aktif olarak devlet idaresinde görevler almıştır. Bu dönemde O’nun en önemli görevlerinden birisi, asrın en büyük devletlerinden birisi olan İran İmparatorluğunu çökerten Kadisiye ordusunun kumandanlığıdır. Kadisiye, İslâm ordularının kazandığı en parlak ve kesin zaferlerden biri olarak tarihe geçmiştir.

Hz. Ömer (ra), kendisinden sonra halife seçimini gerçekleştirmek için altı kişilik bir şûra oluşturmuştu. Sa'd bin Ebî Vakkas Hazretleri de bunların arasındaydı. Hz. Ömer (ra) Efendimizin vefatından sonra halife tayini için müzakereler başladığı zaman Sa'd bin Ebî Vakkas Hazretleri, Abdurrahman bin Avf lehine adaylıktan çekildiğini açıklamıştır.

Hz. Osman (ra) Efendimiz, halife seçildiği zaman; Hazreti Ömer (ra) Efendimizin vasiyetine uyarak Sa'd'ı Küfe valiliğine tayin etti. Ancak, bu seferki Küfe valiliği de fazla sürmemiştir. O, hazineden borç olarak almış olduğu bir miktar parayı geri ödemekte zorluk çekince, hazine emini Abdullah İbni Mes'ud tarafından halifeye şikâyet edilmiş; bu şikâyet üzerine Hazreti Osman (ra) Efendimiz, O’nu Küfe valiliğinden azletmişti. Bunun üzerine Sa'd bin Ebî Vakkas Hazretleri Medine yakınlarındaki Akik vadisinde bulunan çiftliğindeki evine yerleşmiş ve ziraatla uğraşmaya başlamıştır.

Sa'd bin Ebi Vakkas (ra) Hazretleri, Hz. Osman (ra)'nın şehit edilişiyle başlayan fitne ve ihtilaflardan tamamen uzak kalmaya gayret etmiştir. O, Müslümanlar arasında kan dökülmesinden çok rahatsız oluyor ve taraflardan kendisine gelen teklifleri geri çeviriyordu. O, ümmetin üzerinde anlaştığı bir halife ortaya çıkıncaya kadar kendisine hiç bir şeyden bahsedilmemesini istemişti.

Sa'd bin Ebî Vakkas Hazretleri, gruplar arasında verilen mücadelelerde kimin haklı kimin haksız olduğunun açıklığa kavuşturulmasının mümkün olmadığını bildiği ve haksız yere bir Müslüman'ın kanını akıtmaktan çekindiği için böyle davranıyordu. O, kendisine gelenlere şöyle diyordu: "Bana, iki gözü, dili ve iki dudağı olan ve şu kâfirdir, şu mü'mindir diyen bir kılıç getirilinceye kadar asla kimseyle savaşmam."

Sa'd bin Ebi Vakkas Hazretleri, güçlü bir kişiliğe ve siyasî desteğe sahip olduğu halde, riyaset çekişmelerinin içine girmekten ömrünün son günlerine kadar kaçınmıştır. Oğlu Ömer ve kardeşinin oğlu Haşim gidip ona: "Yüz bin kılıç sahibi var ki hepsi seni hilafet için en liyakatli adam tanıyor." dediklerinde O’nun buna verdiği cevap şu olmuştu: "Bu sizin yüz bin kılıcınızdan daha kuvvetli tek bir kılıç, mü'mine çekilince onu kesmeyen, kâfire karşı sıyrılınca onu kesen kılıçtır." O’nun bu anlamlı sözleri, Müslümanların birbirlerine zarar vermelerine karşı ne kadar hassas olduğunu ifade etmektedir.

Sa'd bin Ebî Vakkas Hazretleri, Hicrî 55 yılında ikamet etmekte olduğu Medine'nin dışındaki Akik Vadisi’nde vefat etmiştir. O’nun vefat tarihi hakkında, 54 ila 58 tarihleri arasında değişen farklı rivayetler bulunmaktadır.

Sa'd bin Ebi Vakkas (ra) Hazretlerinin cenazesi Medine'ye on üç kilometre kadar uzaklıkta olan Akik Vadisi’ndeki evinden alınarak Medine'ye getirilmiş ve Mescid-i Nebi de kılınan namazdan sonra, Bâkî Mezarlığına defnedilmiştir. Cenaze namazını Emevilerin Medine valisi Mervan bin Hakem kıldırmıştır.

Sa'd bin Ebî Vakkas Hazretleri, vefat edeceğini anladığı zaman yünden mamül cübbesini getirtmiş ve ölünce onunla kefenlenmesini vasiyet etmişti. Bunun sebebi olarak, Bedir gününde müşriklerle karşılaştığı zaman onu giymekte olduğunu ve bundan dolayı bu cübbesini çok sevdiğini söylemiştir.

Sa’d bin Ebî Vakkas Hazretleri 270 hadisi şerif rivayet etmiştir. Rivayet ettiği hadîsi şeriflerden bazıları şunlardır:

Rasulullah (sav) Efendimiz, her namazın ardından muhakkak şöyle dua ederdi:

“Allah’ım, korkaklıktan, cimrilikten Sana sığınıyorum. Rezil bir hayata düşmekten, dünyanın ve kabrin imtihanından Sana sığınıyorum.”

Rasulullah (sav) Efendimize bir bedevî gelerek, benim söyleyebileceğim bir kelime öğret, dedi. Rasulullah (sav) Efendimiz; “Allah birdir, O’ndan başka hiç bir ilâh yoktur ve O’nun ortağı da yoktur. Allah her şeyden yücedir. Bütün hamdların hepsi Allah’a mahsustur. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın şanı ne yücedir. Günahtan kaçmaya kuvvet, ibadet yapmaya kudret ancak aziz ve hakîm olan Allah’ın yardımı iledir de.” Bedevî; “Bunlar Rabbim içindir. Ya kendim için ne söyleyeyim?” dedi. Rasulü Ekrem (sav); “Allah’ım beni bağışla ve koru. Bana hidayet ver ve rızıklandır, de...” buyurdu.

Kim müezzinin okuduğu ezanı dinler de tek ve ortağı olmayan Allah’tan başka hiçbir ilâhın bulunmadığına, Muhammed Aleyhisselâmın O’nun kulu ve Resulü olduğuna şahadet ederim, Rab olarak Allah’ı, Peygamber olarak Muhammed’i (sallallahü aleyhi ve sellem) ve din olarak İslamiyet'i seçip, razı oldum, derse günahları bağışlanır.

Kur’ân-ı Kerim okurken ağlayın, eğer ağlayamazsanız ağlamaya çalışın.

Kişinin aile fertlerine harcadığı sadakadır. Kişiye ailesine yedirdiği lokmadan muhakkak sevap verilir.

Duasının kabul edilmesi için dua istendiğinde Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem; “Dua kabul olmak için helâl lokma yiyin.” buyurdu. Sa’d bin Ebî Vakkas Hazretleri, Peygamberimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) duasını aldığından her duası kabul olurdu. Bunun için, Müslümanlar O’nun duasını almaya çalışırlardı. Düşmanlar da, her attığı ok isabet ettiğinden, O’ndan çok korkarlardı.

Sa’d bin Ebî Vakkas Hazretleri buyurdu ki: “Hayatımda üç gün ağladım. Bunlardan biri, Rasulü Ekremin (sallallahü aleyhi ve sellem) vefat ettiği zaman; ikincisi Hazreti Osman’ın şehit edildiği zaman; üçüncüsü de Hakk’a sığınırken ağladım.”

Yine buyurdular ki: “Bir kimse gündüz hatim okursa, melekler ona akşama kadar dua eder. Gece okursa sabaha kadar dua eder.”