106.SAYI ÇIKTI

Allah’a İbadette Devamlılık

BELDE SULTANLARI / Malatya

BORANLI MUSTAFA BABA HAZRETLERİ

Boranlı Mustafa Baba Hazretleri, Malatya velilerindendir. 1884 veya 1885 (H.1302)'de Malatya'nın Boran köyünde doğdu. 1968 (H.1388) senesinde vefat etti. Abdullah Fahri Baba’nın yetiştirdiği meşhur zatlardan ve O’nun halifelerindendir.

1912-1913'te Tabur imamı olarak Balkan savaşlarına katıldı. Bu vazifesinden sonra Boran köyünde Fahri Baba Zaviyesinde sohbetleriyle halka doğru yolu göstererek, insanları irşâd etti. Bir taraftan da zirâatle meşgul oldu. Halk arasında çok sevilip hürmet gösterilmiş ve kerametleri anlatıla gelmiştir.

Boranlı Mustafa Baba'nın şöhretini duyan bir mühendis, bir gün O’nun köyüne giderken içinden; "Eğer bu zat erenlerden ise baklava ikram etsin." diye düşünür. Bu düşünce ile o zatın evine gider. Vardığında bir cemaat yemek yemiş, fakat yerde tepsiler içinde baklavalar henüz yenmemiş. Mühendis içeri girince, Mustafa Baba ona bakıp; "Tez gel ki baklavaya yetişesin." der. Mühendis bu hâdiseye şaşıp, onun muhterem bir zat olduğunu anlar. Buna benzer halleri, şahit olanlar tarafından anlatılmıştır.

 

 

FETHULLAH-I MÛSULÎ HAZRETLERİ

Fethullah-ı Mûsûlî Hazretleri, Peygamber Efendimizin soyundan olup aslen Musulludur. Urfa valisi Ali Paşa’nın damadı olan Darendeli Hüseyin Paşa’nın ricasıyla Darende’ye yerleşen Fethullah-ı Mûsulî Hazretlerinin yazdığı iki yüz kadar eserinden elli kadarı Dârende Mehmed Paşa Halk Kütüphanesinde el yazması olarak mevcuttur.

Fethullah-ı Mûsulî Hazretlerinin kabri, Dârende eski şehir kabristanındaki türbesindedir. Yanındaki kabir, Darende’ye gelmesine vesile olan Hüseyin Paşa’ya aittir.

 

 

HACI AHMED EFENDİ HAZRETLERİ

Hacı Ahmed Efendi Hazretleri, Malatya'da yaşayan velilerdendir. Doğum tarihi belli değildir. Babasının adı Mahmûd'dur. Aslen Medineli olup, seyyid olduğu söylenir. Hazreti Ömer'in soyundan geldiği de rivayet edilmiştir. Hicaz'daki karışıklıktan dolayı ailesi Şam'a göç etti. Ahmed Efendi Şam'da doğdu ve burada zamanın âlimlerinden ilim öğrendi. Bir ara ailesi ile birlikte Şam valisi tarafından Harput sancağında bilinmeyen sebepler yüzünden mecburi ikamete tâbi tutuldu. Ahmed Efendi burada evlenerek, Harput'a yerleşti. Sonra Malatya'ya göçtü. Hacı Ahmed Efendi Malatya Medreselerinde ders verdi ve Ulu camide imamlık yaptı. İnsanlara Allah-ü Teâlâ'nın emir ve yasaklarını anlatan vaazlar verdi.

Bir gün Ahmed Efendi şimdiki Malatya şehir merkezindeyken bir tanıdığı ile karşılaştı. Biraz konuştuktan sonra Ahmed Efendi Battalgazi’ye (Eski Malatya) gideceğini söyledi. Ahbabı, saatini göstererek; "Hocam cuma vaktine yedi dakika kaldı. Oysa gideceğiniz yer iki saatlik yol. Birlikte burada kalalım." dedi. Ahmed Efendi ise; "Vazifemde aksaklık yapıp kazancımı haram edemem." diyerek yürüdü, Arkadaşı; "Bunda bir hikmet vardır." diyerek Ahmed Efendi’nin peşine takıldı ve birlikte gitmek istediğini söyledi. Battalgazi’ye yaklaştıklarında karşılarına ihtiyar bir zat çıktı. Üstü başı biraz kirliydi. Ahmet Efendi; "Esselâmü aleyküm Sultanım." diye selâm verdi.

Bir müddet daha yürüdükten sonra o zatın bu kere daha heybetli geldiğini gördüler. Yanlarına gelince; "Kardeşim Ahmed! Bu yanındaki adam kimdir? Onu nereye götürüyorsun?" diye sorunca Ahmed Efendi; "Himmetinize muhtaç efendim!" karşılığını verdi. İhtiyar zat oradan uzaklaşınca Ahmed Efendi arkadaşına dönerek; "İçinden kötü bir şey mi geçirdin ki, bu zat bize böyle söyledi." dedi. Arkadaşı da; "Evet sizin böyle pejmürde kıyafetli bir fukaranın önünde eğilmeniz garibime gitmişti." dedi. Hacı Ahmed Efendi; "O pejmürde kıyafetli gördüğün zat zamanın kutbudur. Böyle kişilere hor bakmamalı." dedi. Arkadaşı hemen tövbe etti. Camiye geldiklerinde saatine bakan arkadaşı cuma vaktine yine yedi dakika olduğunu gördü. Allah-ü Teâlâ'nın izniyle iki saatlik yolu bir anda almışlardı. Arkadaşı Ahmed Efendi’nin büyüklüğünü o anda anladı.

Ahmed Efendi 1884 (H. 1301) senesinde 60 yaşlarında vefat etti. Battalgazi ilçesinde imamlık yaptığı caminin mihrabı önündeki mezarlığa defnedildi. Ahmed Efendi’nin hâlen İstanbul kütüphanelerinde üç eseri olduğu tahmin ve rivayet edilmektedir.

 

 

KEŞŞAF HOCA HAZRETLERİ

Keşşaf Hoca Hazretleri, Malatya'nın tanınmış velilerindendir. 1862 yılında Malatya'da doğdu. Babası şehrin en eski ailelerinden Kirişçizâdelere mensup Mustafa Efendi'dir. İlim öğrenmeye küçük yaşta başlayıp 1889'da icazet almıştır. 1938 yılında vefat edip Aşağıbağlar Kuyuönü mezarlığına defnedilmiştir. Kabri ziyaret edilmektedir.

Keşşaf Hoca'nın halk arasında yaygın olan menkıbelerinden biri şöyledir:

Keşşaf Hoca'nın gençlik yıllarında Divriği'de çok sayıda âlim vardır. Hoca'nın yolu bir gün bu ilçeye düşer. Kaldığı yerde ulema kisvesini değiştirerek medreselerden birine gider. Bir köşede dersi takip etmeye başlar. Dersin hocası Muhyiddîn-i Arabî Hazretlerine atıp tutmaya başlayınca çok sinirlenen Keşşaf Hoca eline geçirdiği nalını fırlatarak hocanın kafasını yarar. Sonra talebelerin şaşkın bakışları arasında ayağa kalkıp; "Sen o büyük zatın aleyhinde konuşursan, onun bir kölesi gelip işte böyle kafanı kırar" der ve dışarı çıkar.

Arkasından koşanlar onu yakalayamazlar. Hoca ise yakında bulunan müftülük binasına doğru gitmektedir. Peşinden gelenlerle birlikte binaya girer. Kütüphaneden çekip aldığı kitabın sayfalarını çevirerek bir sayfaya parmağını basar; "Okuyun şurayı" der. Oradakilerden biri gösterilen yeri sesli olarak okuyunca Keşşaf Hoca’nın haklı olduğunu herkes anlar ve hocada tövbe eder.

 

 

TACÜDDÎN VELÎ HAZRETLERİ

Tacüddin Veli Hazretleri, Horasan'dan Malatya civârına gelip İslâmiyeti yayan gâzi dervişlerdendir. Hangi devirde yaşadığı bilinmemektedir. Kabri Malatya'nın Dârende ilçesinin Karadiğin köyünde olup ziyaret edilmektedir.