106.SAYI ÇIKTI

Allah’a İbadette Devamlılık

ABDULLAH BABA (KS)'NIN HAYATI / Abdullah Baba (Ks) Hazretlerinin Maneviyatı Ve Tasarrufu

Allah-ü Teâlâ Zülcelâl Hazretleri (cc) âlemdeki manevi ve ruhani düzenin korunması, hayırların temini, kötülüklerin giderilmesi için; sevip razı olduğu bazı kullarını görevlendirmiştir. Bunlar; “Ey Habibim! Senin ümmetinin âlimleri, takva olanları, Beni İsrail Peygamberleri muadilidir”, buyrulduğu üzere, çok mübarek ve manevi selahiyetli zatlardır. Bu zatlar; Allah’ın (cc) yeryüzünü kendilerine musahhar kıldığı kimseler olarak değerlendirmiştir. Onlar âlemin intizam sebebidir. İnsanların işlerini Yüce Mevla’nın izni ile tanzim ederler.

 

Allah-ü Teâlâ’nın ihsanı ile manen görevli olan bu zatlar Peygamber (sav) Efendimizin hadisi şeriflerinde;

“Bu ümmetin içinde İbrahim tabiatı üzere kırk, Musa tabiatı üzere yedi, İsa tabiatı üzere üç, Muhammed fıtratı üzere bir kişi bulunur. Bunlar derecelerine göre halkın Efendisi sayılır.”(Keşfu’l-hafâ) buyurulduğu üzere işaret olunmaktadır.

 

Abdullah Baba (ks) Hazretleri zamanın kutbudur. Yardımcılarının da biri Mekke’de, diğerinin de Medine’de olduğunu bizlere bildirmiştir.     

 

Üstadımız Abdullah Baba (ks) Aziz Hazretleri İlm-i Esrar sahibi bir evliya idi. Tıpkı Muhyiddin-i Arabî Hz.leri gibi… Cenabı Hakk’ın kendisine lütfetmiş olduğu pek çok maddi ve manevi nimetin yanı sıra çok mütevazı bir hayat sürerdi. Ondaki kemalât ve maneviyatın bir nebze olsun idrak ve bilincine erenler, kendilerini aşk âleminde buluverirlerdi. Bir gün Üstadımız Abdullah Baba (ks) Aziz Hz.leri sırlarla dolu olan o şerefli ömürlerinde, çok önem arz eden, yaşadığı manevi bir hadiseyi bir kardeşimize şöyle anlatır:

“Allah-ü Teâlâ’ya hamdü senalar olsun. Peygamber Efendimizin (sav) kâfirlerle yaptığı ilk savaşı olan Bedir Gazvesi’nde bulunmayı, Mevla bize de nasip eyledi.” buyurdular. Üstadımız, Allah-ü Teâlâ Hazretlerinin izniyle manen Bedir harbine katılmıştır.

 

Allah-ü Teâlâ’nın dostlarından isminin zikredilmesini istemeyen değerli bir büyüğümüz Abdullah Baba (ks) Hazretlerinin Kutbul Aktab makamında bulunduğunu, girdiği itikâfa şöyle müşahede etmiştir.

 

Ramazan-ı Şerif’te camide itikâfa girdim. Kadir Gecesi’nde manen yanıma Üstadım Abdullah Baba Hz.leri geldi:

“Evladım, biraz sonra, bizim dervişler gelip, Kadir Gecesi münasebetiyle zikrullah yapacaklar, sonrada biz geleceğiz inşallah” buyurdu.

 

Daha sözünü yeni bitirmişti ki cami kapısından içeriye Abdullah Baba Hz.leri dervişlerle birlikte girdi. Ders yaptırdı ve dersten sonra herkes dağıldı. Ben büyük bir heyecanla beklerken, Üstadım Abdullah Baba Hz.leri yanında Abdulkadir-i Geylani, Ahmed El Rufai, Ahmed El Bedevi, Ebul Hasan Ali Şazeli, Bahaüddin Nakşibendî, Mevlana, Celaleddin-i Rum-i, Hacı Bektaşi Veli, Hacı Bayramı Veli, El Hac Ebubekir Sıddık Baba, Ali Haydar Efendi, Çorumlu Hacı Mustafa Efendi, Bilal Nadir Baba ile birlikte teşrif ettiler.

 

Daha sonra, Peygamber Efendimiz (sav) ile Âdem (as)’dan itibaren tüm peygamberler, cihari yâri güzin efendilerimiz, on iki imam efendilerimiz, enbiyalar, evliyalar, Bilal-i Habeşi, ashab-ı kiram, ensar-ı Rasulullah, muhacirini Rasulullah, Veysel Karani, Yunus Emre, Eyüb el-Ensari (ra), Fatih Sultan Mehmet Han, Akşemseddin Hazretleri, tüm sultanlar sıra ile geldiler. Saf saf olup, Peygamber Efendimizin (sav) yanına durdular. Rasulullah (sav) Efendimizin sağ yanında Ebu Bekir-i Sıddık Hazretleri, sol yanında Ömer-ül Faruk Hz.leri sırayla Osman-ı Zinnureyn, Aliyyel Murtaza (ra) Efendilerimiz, yetmiş iki Şüheda, Evladı Rasulullah, Şehid-i Kerbela bulunuyordu. Yanlarında bir de tanımadığım güzel, nurani kara sakallı bir genç vardı. Üstadımız Abdullah Baba, bu genci benim yanıma yolladı. Ben bu gence, Peygamber (sav) Efendimizin yanında bulunan, tüm peygamberleri, mübarekleri teker teker sordum. O da bana kim olduklarını söyledi.

O genç ile konuşmam esnasında Üstadımız Abdullah Baba Hazretlerinin hemen gerisinde bulunan, nurani yüzlü, sakallı, iki tane mübarek şahıs dikkatimi çekti. Efendimin yanından hiç ayrılmıyorlardı. Yanımda bulunan gence dedim ki:

─ Efendi, Üstadımız Abdullah Baba Hz.lerinin hemen gerisinde bulunan bu mübarekler Efendime itaat ve hürmette kusur etmiyorlar, bunlar kimdir?

─ O şöyle cevap verdi:

─ Abdullah Baba, “KUTBUL AKTAB” tır. Yanında bulunanlar ise üstadın Abdullah Baba’nın yardımcılarıdır. Ne emir buyurursa, onlarda ona göre hareket ederler, dedi.

“Peki, Efendi, bizim dervişler nerede?”, dedim.

O da;

─ Sabırlı ol, dedi

Birazdan;

─ Şimdi bak bakalım etrafına, deyince:

Baktım ki Arş-ı Kürsü, her taraf Abdullah Baba Hazretlerinin dervişleri ile dolu. Fakat dervişlerin içinde, bazı tanımadığım kişiler vardı:

“Bunlar kim?” diye sorunca onlarda:

─Abdullah Baba’dan ders alan Müslüman cinlerdir, dedi.

“Peki, Efendi, sen kimsin?”, dedim.

O da;

─ Nasıl ki Resulü Ekrem (sav) Efendimiz dahi dünyasını değişti ise, bunlarda bir gün emaneti teslim edecekler. İşte ben o zaman bunların yerine geçeceğim, dedi.

Karşılıklı konuşmamız sona erince yanından ayrılıp, Abdullah Baba Hazretlerinin yanına gitti, daha sonra herkes makamına çekildi.