106.SAYI ÇIKTI

Allah’a İbadette Devamlılık

GÖKYÜZÜNDEKİ YILDIZLAR / Sa'd bin Ebî Vakkas Hazretleri

Künyesi Ebi Vakkas olan Sa'd, Allah'a ve Resulü’ne iman eden beşinci Müslüman olmuştur. Cennet’le müjdelenen on sahabeden biridir. Medine döneminde müşriklere karşı ilk oku atan sahabe ve Allah (cc) yolunda ilk kan döken sahabe olma şereflerine nail olmuştur. Rasulullah (sav)'ın bütün gazalarına katılmış, özellikle Bedir'de büyük yararlılıklar göstermiştir. Allah Resulü (sav), başka hiçbir sahabesini övmediği şekilde Sa'd bin Ebi Vakkas Hazretlerini övmüştür; Uhud harbinde Sa'd, ok attıkça Allah Resulü: "Ânam babam Sana feda olsun, at Ey Sa'd!" buyurmuştur.

Sa'd bin Ebi Vakkas Hazretleri İslâm'a girişine vesile olan vakayı şöyle anlatmıştır: "Müslüman olmadan önce rüyamda kendimi hiç bir şeyi göremediğim kapkaranlık bir yerde gördüm. Bu arada ay doğdu ve Ben onun aydınlığına tâbî oldum. Benden önce bu aya kimlerin uymuş olduğuna bakıyordum. Onlar, Zeyd bin Harise, Ali bin Ebu Talib ve Ebu Bekir'di. Onlara ne kadar zamandan beri burada olduklarını sorduğumda, onlar: "Bir saat kadardır" dediler. Araştırdığımda öğrendim ki Rasulullah (sav) Efendimiz gizlice İslâm'a davette bulunmaktadır. O’na Ecyad tepesi taraflarında rastladım. İkindi namazını kılıyordu. Orada İslam'ı kabul ettim."

Sa'd'ın Müslüman olduğunu öğrenen annesi, buna çok üzülmüş ve oğlunu atalarının dinine döndürebilmek için çareler aramaya başlamıştı. Sa'd'a, eğer girdiği dinden dönmezse, yemeyip içmeyeceğine dair yemin etmişti. Sa'd, annesine, bunu yapmamasını, çünkü dininden dönmeyeceğini söyledi. Yeminini uygulamaya koyan annesi, bir zaman sonra açlık ve susuzluktan bayılmıştı. Ayıldığında Sa'd ona: "Senin bin tane canın olsa ve bunları bir bir versen, Ben yine de dinimden dönmeyeceğim" demişti.

Sa'd bin Ebi Vakkas Hazretlerinin kararlılığını gören annesi yemininden vazgeçmişti. Sa'd bin Ebi Vakkas Hazretleri annesine çok düşkündü ve ona bir zarar gelmesini asla kabul edemezdi. Ancak imanla alakalı bir konuda Rabb’ine isyan ederek başkalarının hevâ ve heveslerine de tabi olamazdı. Sa'd bin Ebi Vakkas Hazretlerinin ve benzerlerinin karşılaşacağı bu gibi durumları çözümlemek ve iman edenleri rahatlatmak için Allah-ü Teâlâ Hazretleri şu ayeti kerimeyi göndermiştir:

“Eğer, hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığın bir şeyi bana ortak koşman için seninle uğraşırlarsa, onlara itaat etme. Fakat dünyada onlarla iyi geçin. Bana yönelenlerin yoluna uy. Sonra dönüşünüz ancak banadır.” (Lokman / 15)

Sa'd bin Ebi Vakkas Hazretleri, Medine'ye hicrete kadar Mekke'de kalmıştır. Dolayısıyla müşrikler tarafından uğradıkları bütün saldırı ve işkencelere diğer Müslümanlarla birlikte Mekke dönemi boyunca muhatap olduğu muhakkaktır. Mekke'de Müslümanlar, Mekke zorbalarının saldırılarından emin olmak için ibadetlerini gizli ve tenha yerlerde îfâ ediyorlardı. Bir gün Sa'd bin Ebi Vakkas Hazretleri arkadaşlarıyla birlikte ibadet ederken müşriklerden bir grup onlara sataşarak İslam'la alay etmişler ve onlara saldırmışlardı. Sa'd bin Ebi Vakkas Hazretleri eline geçirdiği bir deve sırt kemiğini alıp müşriklere karşılık vermiş ve onlardan birini yaralayarak kanlar içerisinde bırakmıştı. İşte İslâm'da Allah için ilk akıtılan kan bu olmuştur.

Sa'd bin Ebi Vakkas Hazretleri kardeşi Umeyr (ra) ile Medine'ye hicret ettiği zaman, kan davası yüzünden Mekke'den kaçıp buraya yerleşmiş olan diğer kardeşleri Utbe'nin evinde kalmaya başlamışlardı. Muahat olayında Rasulullah (sav), Sa'd'ı, Mus'ab bin Umeyr ile kardeş ilân etmişti. Başka bir rivayete göre de kardeş ilân edildiği kimse Sa'd bin Muaz'dır.

Medine'ye hicretle birlikte İslâm devlet olmuş ve kendini tehdit eden güçlere karşı askeri faaliyetler başlamıştı. Bu çerçevede Mekke kervanlarına yönelik askerî birlikler (seriyye) sevk ediliyordu. İlk seriyye, Hicretin yedinci ayında Mekke kervanının yolunu kesmek için otuz kişiden oluşan Hz. Hamza komutasındaki seriyyedir. Sa'd bin Ebi Vakkas Hazretleri de bu ilk askerî birliğe katılanlardandır. Bir ay sonra Ubeyde bin Haris komutasında gönderilen seriyye Kureyş kervanıyla karşılaştığında ilk oku Sa'd bin Ebi Vakkas Hazretleri atarak çatışmayı başlatmıştı.

Mekke'de Allah yolunda ilk kan akıtan kimse olma şerefi Sa'd bin Ebi Vakkas’a ait olduğu gibi, yine Allah yolunda ilk ok atma şerefi de böylece O’na nasip olmuştur. Sa'd bin Ebi Vakkas Hazretleri şöyle demektedir: "Araplardan Allah yolunda ilk ok atan kimse Benim"

Bedir Savaşı’nda müşrik süvari birliğinin komutanı olan Sa'd bin el-As'ı öldürüp kılıcını Rasulullah (sav) Efendimize getirmiştir. O, Zülkife adındaki bu kılıcı ganimetlerin dağıtılışında Sa'd'a vermiştir.

Uhud Savaşı’nda, müşriklerin üstünlüğü ele geçirdiği ve Müslümanların paniğe kapılarak dağıldığı esnada Rasulullah (sav) Efendimizin yanından ayrılmayıp gövdelerini siper ederek O’nu korumaya çalışan bir kaç kişiden birisi de Sa'd bin Ebi Vakkas Hazretleri idi. O, cesaretinden hiç bir şey kaybetmeden ok atmaya devam ediyordu. Sa'd bin Ebi Vakkas Hazretleri ok atmakta mahirdi ve attığı ok hedefini şaşırmıyordu. Rasulullah (sav) Efendimiz O’na ok veriyor ve şöyle diyordu: "At Sa'd! Anam babam Sana feda olsun"

Rasulullah (sav) Efendimiz; övgü, rıza ve hoşnutluğu ifade eden bu kelimeleri, ana ve babasını bir arada zikrederek başka hiç kimse için kullanmamıştır.

Sa'd bin Ebi Vakkas Hazretleri, heybetli, orta boyda, esmer tenli, cesur, sözü-özü doğru büyük bir zattı. Çok cömert olup, sadeliği severdi. Sa’d bin Ebî Vakkâs Hazretleri, Peygamberimize annesi tarafından dayı olurdu. Bunun için Peygamberimiz O’na, "Bu Benim dayımdır. Böyle bir dayısı olan varsa Bana göstersin" diyerek iltifatlarda bulunurdu.

Hz. Sa’d, Cennet’le müjdelenen on sahabeden biridir. Nitekim Peygamber Efendimiz bir hadisi şeriflerinde buyurdu ki:

- Ebu Bekir Cennet’tedir, Ömer Cennet’tedir, Osman Cennet’tedir, Ali Cennet’tedir, Talhâ Cennet’tedir, Zübeyr Cennet’tedir, Abdurrahman bin Avf Cennet’tedir, Sa’d bin Ebî Vakkâs Cennet’tedir, Sa’îd bin Zeyd Cennet’tedir, Ebû Ubeyde bin Cerrâh Cennet’tedir.

Sa’d bin Ebî Vakkâs Hazretleri buyurdu ki: Rasulullah (sav) Efendimiz, her namazın ardından, muhakkak şöyle dua ederdi: "Ya Rabbi! Cimrilikten, korkaklıktan, erzel-i ömür denilen ihtiyarlıktan, bunaklıktan, dünya fitnesinden yani deccalın fitnesinden ve kabir azabından Sana sığınırım."

Hazreti Âişe (r.anha) şöyle anlatır:

Rasulullah (sav) Efendimiz gazvelerin birinde, geceleyin Medine’ye dönüp geldiğinde buyurdu ki:

- Ne olurdu, sâlih bir kimse çevremizde bekçilik yapsa...

Birden bir ses duyduk. "Kim o?" buyurdu.

Bu arada Sa’d bin Ebî Vakkâs’ın sesi duyuldu:

- Benim, Sa’d bin Ebî Vakkâs.

Peygamberimiz sordular:

- Buraya niçin geldin?

- İçimden bir ses, "Rasulullah yalnızdır, korkarım ki din düşmanları O’na bir sıkıntı ve eziyet verirler." dedi. Bunun için hizmetinize geldim.

Bunun üzerine Rasulullah (sav) Efendimiz, O’na hayır dua etti ve istirahate çekildiler.