106.SAYI ÇIKTI

Allah’a İbadette Devamlılık

MÜMİNE ANNELERİMİZ / (Hz. Meymune binti Haris el-Hilaliyye

“Şunlar inanan kız kardeşlerdir. Meymûne, Ümmü-l Fadl ve Esma.”  Hadis-i Şerif   (İbn-i Abbas)

Meymune binti Haris (r.anha) Annemiz, kendi isteği ile Rasulullah (sav) Efendimizle nikâhlanan son zevcedir. Peygamber Efendimiz (sav)’e âşık olmuş, aşkının gereği olarak kendini O’na bağışlamıştır. Bu davranışından dolayı hakkında ayet nazil olmuştur. Meymune binti Haris (r.anha) Annemiz, Ezvac-ı Tahirattan Zeynep binti Huzeyme ile anne tarafından kardeştir.

O Mekke’de Benî Hilâl kabilesinden el-Hâris'in kızıdır. Bi’setten  yani peygamberlik gelmeden  altı yıl önce doğmuştur. Annesinin ismi  Hind binti Avf ‘dır. Asıl ismi Berre olan Hz. Meymûne, Peygamber Efendimizin  (sav) amcası Hz. Abbas'ın hanımı Ümmü'l-Fadl’ın kız kardeşidir. Nesebi ise, Meymûne binti Hâris bin Hazn bin Büceyr bin el-Hezm bin Ruveybe bin Abdullah bin Hilâl bin Âmir bin Sa’saa el-Hilâliye’dir.

Bu  peygamber  hayranı  annemizin ilk nikâhı  Müslüman olmadan önce Mesud İbn-i Amr İbn-i Umayr Sakafi ile kıyılmıştı. Müslüman olduktan sonra bu  eşinden ayrılıp  Ebu rehme İbn-i Abd-ul Uzza ile evlendi. Hicretten yedi yıl sonra  ikinci kocasının ölümü üzerine dul kaldı.

Hazreti Meymune Annemiz, Ümmü Fadl’ın (Ümmü Fadl, Hz.Hatice ‘den sonra iman eden ikinci hanım sahabidir.) yanında kaldığı sürede onun ve eniştesinin anlattıklarından, yaşantılarından etkilenerek Peygamber Efendimiz (sav)’e âşık oldu. Rasulullah’a (sav) olan bağlılığını  ve kendisini O’na adadığını, bağışladığını  kardeşine açıkladı. O da bu meseleyi eşi Hz. Abbas’a anlattı.

Rasulullah (sav) Hayber’in fethinden sonra umre niyeti ile yola çıkmıştı. Cuhfe’de bulunduğu sırada Hz. Abbâs (ra) ile buluştu. Hz. Abbas (ra): “Ya Rasulullah! Meymûne binti Hâris dul kaldı. O’nu  hanımlığa alsan olmaz mı?” diye teklifte bulundu. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz  (sav) Ebû Rafı ile Ensâr’dan bir zâtı Mekke’ye dünürlüğe gönderdi. Hz. Meymûne Annemiz, Rasulullah (sav) Efendimizin kendisine dünür olduğu haberini deve üzerinde iken aldı. “Deve de, üzerindeki de Rasulullah’ındır.” diyerek heyecanlandı. Heyecandan, sevincinden kendini yere attı. Nitekim âşık olduğu Kâinatın Serveri’yle, Efendisi’yle evlenecekti. Cenab-ı Hakk  dualarını kabul etmiş, Kendini Peygamber Efendimize adaması, bağışlaması hakkında Ahzab suresinin ellinci ayetini nazil buyurmuştu. Şöyle ki; “...bir de eğer mü`min bir kadın kendisini Peygamber`e bağışlayıp da eğer Peygamber de nikahla almak isterse, O’nu  diğer mü`minlere değil, yalınız Sana has olmak üzere Senin için helal kıldık." (Ahzab, 50).”

Peygamber Efendimiz (sav) umreyi tamamladıktan sonra Medine’ye dönerlerken Şerîf mevkiine gelince Hz. Meymûne Annemiz ile nikâhlandı. Mehir olarak diğer hanımlarına verdiği miktarın (dörtyüz dirhem) aynısını verdi. Düğün merasimi de burada yapıldı. Hz. Meymune Annemiz, Rasulullah (sav) Efendimizin nikâhı ile şereflenen son hanımı oldu. Peygamber Efendimiz (sav)  bundan sonra bir daha evlenmedi.

Bu mübarek validemiz Tebuk harbinde yaralıları tedavi etmişti. Rivayet edilir ki İslam Tarihinde ilk defa, muhariplere yardım etmek gayesiyle, kadınlardan bir fırka meydana getiren hanım  bu annemizdir.

Hz. Meymûne Annemizin  önemli kabilelerin büyükleri ile evli olan 8 kız kardeşi bulunuyordu. Bu kız kardeşleri sayesinde Mekke de geniş bir etki alanına sahipti. Peygamber Efendimiz (sav) ile nikâhlandıktan sonra kavmi cemaat cemaat gelip Müslüman oldu. Bu yönüyle de kavmi için çok hayırlı kabul edilir.

O  çok hayır yapar,  zamanının çoğunu ibadet ederek geçirirdi. Allah-ü Teâlâ’nın  emir ve yasaklarına  da son derece dikkat ederdi. Hz. Aişe Annemiz O’nun hakkında şöyle buyurmuştur:

“Meymune, Bizim hepimizden fazla Allah-ü Teâlâ’dan (cc) korkan ve sıla-i rahmi, yani yakın akrabaları gözeten bir hanım idi.”

Hz. Meymune müminlerin sıkıntılarını kendine gaye edinerek, çözüm bulmaya çalışırdı. Hatta bazen borç alır ve hayır işlerine harcardı. Bir ara çok borçlanmıştı. Bunu nasıl ödeyeceğini sordukları zaman dedi ki:

- Rasulullah Efendimizden işittim. Buyurdu ki: “Kim iyi niyetle borçlanırsa, Allah-ü Teâlâ  (cc) O’nun borcunu öder.” (Buharî)

Yine bir gün ashaptan bir kadın, hastalığı sırasında adak adamış  iyi olunca Beyt-ül Mukaddes'e gidip orada namaz kılayım demişti. Hakk Teâlâ kendisine şifa verince kadında adağını yerine getirmek için Hz. Meymune Annemizin yanına gelip izin istedi. Hz. Meymune Annemiz:

"Mescid-i Nebevi'de kılınacak olan namazın sevabı diğer mescitler de kılınacak olan namazlardan bin kere fazladır. Sen git Mescid-i Nebevi'de namazını kıl." diyerek feraset ehli olduğunu da göstermiştir.

O temiz ve kıymetli bir eş olarak yaşadı. O’ndan ancak  fazilet ve Rasulü Kibriya Efendimizden rivayet ettiği yetmiş altıya yakın hadisi şerif kaldı.

Rasulullah (sav) Refik-i Âlâ’ya kavuştuktan sonra, derin bir üzüntüyle Allah-ü Teâlâ’nın takdirine rıza gösterdi. Hac mevsimi geldiğinde hacca gitmişti. Son zamanlarının yaklaştığını hissediyordu. Bu nedenle eceli gelirse, Şerif’e defnedilmesini vasiyet etti. Hayatının düğününe, dualarının kabulüne şahit olduğu  yer, ebedi kavuşma yeri,  oldu.

Mü’minlerin annesi  ve Hz. Peygamber (sav)’in sadık eşi  Hz. Meymune Annemiz, 671 yılında seksen yaşlarındayken, nikâhının kıyıldığı Şerif mevkiinde (gelin olduğu  yerde) ruhunu teslim etti. Cenaze namazını yeğeni Hz. Abdullah bin Abbas kıldırdı.